Tavsiye Makale

Hepimizin sürekli karşılaştığı ancak manası tamamı ile bilinmeyen bir terim “Webmaster”.,
Webmaster nedir? Ne yapar? Bilgisi nedir, ne değildir? Bu terimi bir çok kişi duymuştur. Fakat bu kelimeyi kullanırken anlamının ne derecede büyük bir yükümlülük olduğuna pek aldırış etmiyorlar.
Ülkemizde iş verenler tam olarak bu terimi bilmediği için firmaların birçoğu ilan verirken ülkemizde şu tarz ilanlar vermekteler. Örneğin şahsın sadece web tasarımcısına ihtiyacı olmasına rağmen şu şekilde bir ilanla çıkar karşınıza.
”Dreamweaver, Flash, Photoshop, Fireworks, XHTML, ASP.NET, PHP bilen elemanlar aranıyor”
Nasıl oluyor bu iş kavramak zaten imkansız. ASP.Net ve PHP web programlamaya girmekte orası kesin ancak aranan güzel, göz alıcı, statik bir sayfa ise ASP.net ve PHP bilgisi ne derecede ileri olacaktır orası muamma! Konuyu daha fazla sündürmeden gelelim şimdi webmaster terimine.
Webmaster kolay iş değildir. Bir kartvizitin altına webmaster yazdığınız andan itibaren farkında olmadan bir çok sorumluluk ve gerginliğin altına imza atmış olursunuz. Webmaster kelimesinin düz olarak tercümesi “webin efendisi” olmaktadır. Bir site veya projeye sıfırdan başlayıp, dökümantasyonunu hazırlayan, düzenleyen, resimleri ekleyen, taslağı hazırlayan, kodları yazan, optimize eden kısacası bir siteyi çok ileri düzeyde profesyonel anlamda tasarlayabilme yeteneğine sahip kişi demektir. Ayrıca bir webmaster olmak için şunları oldukça iyi bilmek gerekir :
* HTML ve CSS bilgisine hakim olmak.
* Optimizasyon konusunda bilgili olmak. Arama motorlarının girdisini çıktısını iyi bilmek ve SEO “Arama Motoru Optimizasyonu” uygulamalarına haiz olmak.
* İnternet altyapısını bilmek.
* İnternette güvenlik bilgisinin iyi olması.
* Veritabanlarını bilmesi.
* Renkleri tanıması.
* Tasarımda yetenekli olması.
Göründüğü gibi webmaster burada bahsedilen kavramların tamamını yapabilecek kişidir. Ancak webmaster sanıldığı gibi tek kişilik bir ekip olmak yerine bir ekibin başında işlerin planlı programlı yürümesini sağlayan kişi olursa netice çok daha verimli olmaktadır.
Web Publisher ( Web Yayımcısı) : Tüm çalışmaları bitmiş bir internet sitesinin, yüklenmesi, hayata geçirilmesi ve yayınlanmada karşılaşılacak sorunları çözmek gibi konular ile ilgilenir. Ortaya çıkan sorunları ise birazdan bahsi geçecek kişiye rapor ederek gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlar.
Web Designer (Web Tasarımcısı) : Sitenin görsel unsurlarını, tablolarını, yerleşimini, Flash, Gif. vb görsellerini hazırlayan kişidir. Müşterinin isteğine göre kendi yeteneğini de ortaya koyarak çalışmalar yapar. Optimizasyon konusunda bilgilidir, grafik ve animasyon programlarına hakimdir, renk onun için avucunun içi gibidir, yazıtipleri “font” konusunda bilgi sahibidir, programcıya kolaylık sağlayacak teknik bilgiye sahiptir ve ona göre tasarım yapar.
Yani bir nevi dijital grafiker denebilir.
Web Programmer (Web Programcısı) : Neredeyse en zor iş onun üzerindedir, sitenin tüm arka plan kodlarını ve uygulama scriptlerini bu kişi oluşturur. Konusuna hakimdir, PHP, ASP, JAVA, JavaSCRIPT, .NET uygulamalarından herhangi birine yada hepsine hakimdir, MYSQL, MSSQL, ACCESS, POSTGRESQL gibi veritabanlarını iyi bilir. Güvenlik konusunda bilgilidir. Hazır kodları anlayabilecek kadar ve çözümleyecek kadar bilgisi vardır. Site tasarımına uygun CSS kodlarını yazabilir, HTML konusunda uzmandır..
Web Editör (Web Düzenleyici) : Aslında şu an piyasada çalışan kesime denebilecek en uygun sıfat budur. Editörler genellikle, şirketlerin bilgi işlem departmanlarında bulunan kişilerdir, bu kişilere şirket tarafından birde web sitesi işi verilir, genellikle hazır templateleri düzenler, kodlarda ufak tefek değişiklik yaparlar. Aslında WEB EDİTÖRLERİ, WEB MASTER kadar bilgi sahibidir. Çünkü en son aşamada 1 yıllık tüm değişiklik ve güncelleme işlerini bu arkadaşlar yaparlar.
Sonuç olarak WEBMASTER olmak herkesin harcı değildir. Eğer bu yazıdan sonra “Ben bu yukardaki işleri çok iyi biliyorum” diyebiliyorsanız meydan sizin. Ancak bu denli bilginin de aylık getirisinin az olmadığını unutmayın. Çünkü bunların hepsini bilmeniz demek eş zamanlı olarak hem PRODÜKTÖR , hem ART DİRECTOR , hem GRAFİKER , hem de MATBAACI olmanız gibidir.
Share and Enjoy:
Bu ikonlar yardımı ile yazıyı tagleyebilir ve paylaşabilirsiniz.
Tagged Genel Yazılar, Web Tasarım, İnternet / Bilişim | Sen de katıl » | 07.24.2008 at 6:29 am
Yeni Makaleler
Futbolseverler için heyecan başlıyor. İster stadlarda ister arkadaşlarla televizyon başında izleyin futbol izlemek büyük keyif.
Turkcell Süper Lig’de 2008/2009 sezonu fikstürü, Ataköy Olimpiyatevi’nde çekildi.
- 22 Ağustos Cuma günü başlayacak olan Süper Lig’de ilk yarı 21 Aralık 2008′de sona ererken, ikinci yarısı 23 Ocak 2009′da başlayacak. Turkcell Süper Lig 31 Mayıs 2009 tarihinde sona erecek.
DERBİ MAÇLAR
3. Hafta: Trabzonspor-Beşiktaş(Hüseyin Avni Aker Stadı)
7. Hafta: Galatasaray-Trabzonspor(Ali Sami Yen Stadı)
10 Hafta: Fenerbahçe-Galatasaray (Şükrü Saracoğlu Stadı)
13. Hafta: Fenerbahçe- Beşiktaş (Şükrü Saracoğlu Stadı)
16 Hafta: Galatasaray - Beşiktaş (Ali Sami Yen Stadı)
17. Hafta: Fenerbahçe - Trabzonspor (Şükrü Saracoğlu Stadı)
Okumaya devam…
Share and Enjoy:
Bu ikonlar yardımı ile yazıyı tagleyebilir ve paylaşabilirsiniz.
Tagged Öylesine..., ankaragücü, ankaraspor, antalyaspor, beşiktaş, bursaspor, denizlispor, eskişehirspor, fenerbahçe, fikstür, galatasaray, gaziantepspor, gençlerbirliği, hacettepe, istanbul büyükşehir belediyespor, ister, kayserispor, keyif, kocaelispor, konyaspor, sivasspor, süper lig, trabzonspor, türkcell süper lig | Sen de katıl » | 07.23.2008 at 8:14 am
Bu yazıda genellikle göze batmayan ancak oldukça kullanıcının site ziyaretlerini sonlandırdıkları 10 temel hatadan bahsedeceğiz.
Yazımızda Jakob Nielsen’in bazı yazılarından faydalananılmış, ve sitelerinde kullanılan bazı çizimlere yer verilmiştir.
Yazıda bulunan bilgiler arama motoru optimizasyonuna direk olarak etkili değildir. Sitede ziyaretçinin kalma süresini arttırma ve site kullanımı oranını çoğaltmak için önemli bulduğumuz 10 adet konunun açıklamalarına yer verilmiştir.
1- Hatalı aramalar, bulunamayan arama sonuçları
Evet hatalı aramalar diyoruz. Ne yazık ki her kullanıcı muhteşem derecede gramer bilgisine veya klavye kullanma yeteneğine sahip değil ve bu zorunlulukları da yok. Yardımcı olmaya çalışan siteler her zaman avantajlı konumdadırlar ve ziyaretçi arama kriterini yanlış yazmış bile olsa Google’ın “Bunu mu demek istediniz…” yaklaşımı en güzel çözüm olmaktadır. Arama sisteminizi hazırlarken Google tarafından kullanılan sistem kadar gelişmiş olmasa bile, “Sonuç bulunamadı” kelimesinin bir kenarına “Tavsiye edilenler” veya “En sık arananlar” seçeneklerini koymanız bile sitenizin kullanılırlığı açısından oldukça büyük bir avantaj sağlayacaktır.
2- PDF dosyaların tarayıcılarda açılmaları
Doğrudur. Bir çok kullanıcı için standart bir yazılım Acrobat Reader ve muadilleri olan yazılımlar. Peki kaç kullanıcının tarayıcı yazılımı sorunsuz? Veya kaç kullanıcımız gerçekten PDF dosyanın ne işe yaradığı hakkında fikir sahibi?
Tavsiye etmiyoruz açıkçası. GÜnümüzde 5 sayfa yazı okumak için ek yazılımla açılacak bir dosya ile karşılaşmak istemiyor. Çok fazla sayfadan oluşan bir PDF dökümanı tarayıcı yazılım ile açtırmak da hem sitenizin bandwithi hem de kullanıcının beklemesi açısından ızdırap olacaktır. Bırakın kullanıcı ne yapacağını kendisi seçsin. Veya bu PDF dosyaları HTML olarak kaydedin. Çok da zor değil bu iş.
3- Ziyaret edilen linklerin renginin değişmemesi
Sitenizi hazırlarken her köşesinizi siz avucunuzun içi gibi biliyor olabilirsiniz ama ya kullanıcılar? İlk defa girdikleri bir sitede hangi sayfaya nereden girdikleri konusunda kaybolmamak için yere attıkları ekmek kırıntıları misali ziyaret edilen linklerin farklı renkleri onlara nerede olduklarını belirtmekte iken, aynı renkte olduğunda site içinde kaybolmaları ne kadar yararlı olabilir ki?
Hiç tavsiye etmiyoruz. Küçük çaplı kurumsal sitelerde belki kullanmanız pek göze batmayacaktır, ancak çok daha kapsamlı sitelerde bu ufacık fark bile sitenin kullanılabilirliği açısından büyük fark yaratacaktır emin olun.
4- Okunamayan yazılar, sırf yazıdan oluşmuş sayfalar
Devamlı olarak karşınızda aynı ses tonu ile mırıl mırıl bir konuyu anlatan öğretmenlerinizi hatırlarsınız çoğunuz. Ne kadar sıkıcı oldukları konusunda da hemfikirizdir.
Peki sitenizde neden bu tür davranasınız? Sırf yazılardan oluşmuş bir sayfayı, başlıklarla, paragraflarla, kalın ve italik harflerle, renkler ile belirtilmemiş bir makaleyi ne derecede etkili sunabilirsiniz? Cevabı belirtelim. Gereken etkinin en az yarısından fazlasını yitirdiğinizi belirtiyor uzmanlar. Hatta yazı içinde kullandığınız tarzın etkisini de göz ardı etmemeniz sizin yararınıza olacaktır.
Bir web tasarımcıya AJAX’tan bahsederken “aslında bir de bu isimde futbol takımı var” demeniz sadece laf kalabalığı olacak ve ilginin dağılmasına yol açacaktır. Zira sitenizde AJAX ile bilgiyi arayıp ulaşan kişinin sizden istediği bilgiyi ne kadar yalın, öz ve kısa yoldan ulaştırabilirseniz o derecede etkili olursunuz.
5- Değiştirilemeyen yazı boyutları
CSS, web tasarım için bugüne kadar düşünülmüş en iyi düzenlemelerden birisi bu konuda hepimiz hemfikiriz ancak yazı boyutlarının büyütülüp küçültülmesi konusunda kısıtlama yapması da ufak bir handikap olabilir.
Eğer sitenizde 40 yaş üzerinde kullanıcılar bulunmakta ise ve bu kullanıcıların oldukça düşük bir yüzdesinin tarayıcının yakınlaştırma (zoom) özelliğinden haberdar olduğunu düşünürseniz yazıtipi boyutunun değiştirilebilir olması için CSS dosyalarınıza bir kaç satır daha eklemenizi tavsiye ederiz.
6- Arama motorları için uygun olmayan başlık kullanımı
Günümüzün kütüphanesi Google. 7′den 70′e her kullanıcı bir bilgi için “gugıllıyor” interneti. Bilgi erişiminde ise ön plana çıkmak için atılan her takla SEO kelimesi içinde toplanmakta ne yazık ki. White hat veya black hat tabir edilen yolları kullanan bir çok site arasında sunduğunuz bilgiye ulaşan yoksa sitenizden ne bekleyebilirsiniz ki?
<title> tag ile belirtilen başlık kelimesi genellikle arama motorlarının sonuç sayfalarında tıklayarak sayfaya ulaşabileceğiniz bağlantıyı oluşturur. Genellikle ilk 66 karakterinin gösterildiği bu linkte aslında tamamı ile sayfanızın bir mikro içeriği belirtilir.
Bu başlıklar aynı zamanda bir kullanıcı sayfanızı “Sık Kullanılanlar” arasına eklediğinde de sitenizi belirten isim olarak kaydedilir.
Tavsiyemiz başlangıçta firmanızın ismi ardından da sayfanızın açıklamasının yer aldığı bir başlık kullanmanız olacaktır. Emin olun kimse “Yeni Sayfa”, “Merhaba” ve benzeri anlamsız başlıklardan sayfanızı aramalarda önemsemez veya sık kullanılanlarında tutsa bile sayfanızı hatırlamaz.
Tabii bu başlıkların SEO işlemlerinde kullanımları ile ilgili kurallara da riayet etmeniz sizin yararınıza olacaktır.
7- Reklam vb materyallerin karmaşa yaratması
Algıda seçicilik günümüzde oldukça önemli bir unsur ve bu konu üstüne trajikomik bir başlığa Google’da “algıda seçicilik algida” araması yaparak ulaşabilirsiniz.
Bahsettiğimiz konu hakkında alakası ne derseniz açıklayalım. Kullanıcılar bir sitede istediklerini görmeyi beklerler her zaman. Kafalarında şekillenen bir siteyi ise standartlar belirler. Elbette hiç bir site tasarımcısı “menü solda, reklamlar altta, yazılar sağda olacak” gibi bir yaklaşımla davranmasa da reklamların sayfa içine yerleştirilmesi konusunda dikkatli olunması gerektiği bir gerçek.
Evet bir site açıyorsunuz, belirli bir masraf yapıyorsunuz ve bu siteden de bir gelir beklentiniz var. Ancak kimse sırf reklamdan oluşan sayfalar içinde 3-5 satır bilgiyi aramak zorunda değil. Şu durumlardan uzak durun;
Banner körlüğü
Araştırmalarda kullanıcıların banner alanlarını göz ardı ettikleri ispatlanmış durumda. Bu nedenle sitenizin içeriğinin arasına bu tür bannerlar yerleştirmeniz tamamen site içeriğinize zarar verecektir.
Animasyon körlüğü
Devamlı olarak sayfanızda yanıp sönen, veya hareket halinde bulunan yazılar, animasyonlar kullanmanız halinde kullanıcıların dikkati emin olun dağılacaktır. Firefox gibi bazı tarayıcıların bu tür animasyonların iptali için eklentileri bile bulunmakta.
Popup iptali
Herhalde hala popup pencerelerle para kazanmaa çalışmıyorsunuzdur. Veya sitenizde bir çok sayfanızı popuplar ile açtırmak gibi anlamsızlıklara girişmeye kalkmıyorsunuzdur. Kullanıcıların popup pencerelere olan nefreti bir kenara biraz düşünün bakalım sizin popup pencerelerinize Internet Explorer, Firefox, Opera veya Safari izin veriyor mu?
Evet sitenizden para kazanmak en doğal hakkınız ama dilencilik yapmanızın da gereği yok bunu sakın unutmayın. Kimse reklamlarla dolu sayfalara önem vermiyor emin olun.
8- Tasarım adetlerine uymamak
Kullanılabilirliğin en önemli unsuru tutarlılıktır. Kullanıcılar alışkanlıklarından vazgeçmeyi sevmezler. Hele standart bir site için asla. Evet, facebook kullanımını öğrenmek veya myspace profillerini düzenlemek için araştırmalar yapacaklardır, ancak (çok üst derecede bie çalışma olmadıkça) sizin siteniz için site içi mesajlaşma konusunda ders almak istemeyeceklerdir.
Siteniz her zaman “diğer” sitelerle karşılaştırılacaktır. Burada önemli olan hangi sitenin kullanıcıyı daha az zora soktuğudur. Eğer site içinde bir alana girmek için siz daha dolambaçlı bir yol gösterdiyseniz vay halinize.
Rakip ve benzer siteleri her zaman araştırın ve notlar alın. Artı ve eksilerini bir kenara yazın muhakkak. Emin olun bu notlar çok işinize yarayacak.
9- Yeni sayfaları yeni pencerelerde açtırmak
Hatırlar mısınız bir dönemler değişik markalarda elektrik süpürgelerinin pazarlama elemanları dolaşırdı büyük şehirlerde siteleri, apartmanları. Hepsi evinizin kapısını çalarak rahatsız etmek ile satış yapmak arasındaki ince çizgide dolaşmaya başlardı. Kendi markalarının en iyi olduğunu göstermek için evinizdeki küllüğü halınızın üstüne dökecek kadar cüretkar olanları bile bulunmaktaydı.
Her sayfanın yeni pencerede açılması da bu benzerliği taşıyor. Size bilgi ulaştırmakla, kullanıcının bilgisayarında anlamsız pencereler veya sekmeler oluşturmaktan öte gidemeyen bu girişime hiç bir kullanıcı iyi gözle bakmamakta.
“Ekranımın kirlenmesine gerek yok, ben kapatayım sayfayı” kelimesini ziyaretçinize söyletirken, tarayıcı yazılımın “geri” tuşunu işlev dışı bırakıp, site içi gezinmenin olanaksızlaşması için ideal bir hamle olmasına rağmen, hala bir çok tasarım dehası(!) bu tür pencereleri ziyaretçilerin sitede daha fazla görünmesi için kullanabilmekte.
Unutmayın. DÜrüstlük bir erdem değil bir şarttır hayatta. Linkleriniz de dürüst olsun kullanıcılara. Zorunlu kalmanız dışında bu tür yollara başvurmamanız en doğrusu. Bu durumda bile “yeni pencerede açılır” şeklinde bir dipnot düşmeniz tavsiyemizdir.
10- Kullanıcılara aradıkları cevapları sunmamak
Ziyaretçileriniz oldukça basit bir amaç için siteleri kullanırlar.
“Sorularına aradıkları cevapları bulmak!”
İster Kongo’nun yüzölçümünü arasınlar, ister satın almak istedikleri fotoğraf makinesinin fiyatını araştırsınlar beklenti hep aynıdır.
Çoğu zaman müşterilerinizin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak ürününüzün, veya hizmetinizin satılamadığından yakınanların bu maddeye dikkat etmesi şart.
Birçok B2C sitesinde ürünlerin yanında fiyatları görememeniz sizi nasıl siteden soğutuyorsa, sizin sitenizde de ziyaretçilerin sitenizden çıkmaları an meselesi olacaktır. B2B sitelerinde fiyat göstermemek belirli durumlarda uygun olabilir ancak “online satış” kelimesinin yer aldığı noktada en önemli unsurlardan birisi fiyattır. Belirtmeniz de sizin yararınızadır.
Share and Enjoy:
Bu ikonlar yardımı ile yazıyı tagleyebilir ve paylaşabilirsiniz.
Tagged Genel Yazılar, Web Tasarım, acrobat reader, adet, ajax, ama, bile, bir, daha, dosya, evet, facebook, gelir, gibi, google, gramer, hala, hangi, hatta, ilk, ince, ister, iyi, jakob nielsen, kendi, klavye, motoru, nasıl, olsun, online, opera, pek, reklam, SEO, sistem, siteler, tasarım, uygun, uzak, yazılım, yeni, yok, zaman, zor | 1 Katılım » | 07.20.2008 at 3:38 pm
Ayvalık’a giden yol fazla uzun değil, bir gece koşumu gidiyorsunuz tabii duraklamak için şirin ve sevimli mekanları da göz ardı etmemek lazım.
Antalya’dan yola çıkacaksanız, hele de yaz aylarının ortasındaysanız gece yolculuğu tavsiyem olacak, hatta gecenin serinliğinde gitmenin tadına doyulmuyor.
İlk olarak Korkuteli’ni geçeceksiniz. Korkuteli’nin içinde dilerseniz bir çay içebilirsiniz, ancak tavsiyem Korkuteli’ni 10 dk geçtikten sonra sağda göreceğiniz gözlemeciler olacak. Gecenin yarısında bile size güleryüzleri ile bir sıcak çay ikram etmeleri içinizi ısıtacaktır. Korkuteli öncesi ve sonrası tırmanma şeritlerine dikkat!
Yola devam ederken dilerseniz Acıpayam’da duraklayabilirsiniz ancak biz maskotumuz Nil’in uykusunu bölmemek adına yolumuza devam ettik.
Serinhisar üzerinden Denizli’ye devam eden yolda keyifli bir sürüş sizi bekleyecek. Denizli yakınlarında belirli yerlerde radar kontrolüne dikkat etmenizi tavsiye ederim. Denizli’ye girmeden güzergahınız üzerinde manzarası güzel bazı restoranlar bulunmakta. Bir çöp şiş molası tavsiyemdir pişman olmazsınız.
Alaşehir üzerinden Salihli’ye vardığınızda iki seçeneğiniz var. Ya rahat bir yol olsun diyerek İzmir üstünden devam edebilir, veya daha eski bir yol olan Gölmarmara güzergahını tercih edebilirsiniz. Bu yolun başlangıcında köprülere dikkat. Tek araç sığabilecek köprüler gibi eğlenceli unsurlar ile 20 km kadar bozuk satıhda gideceksiniz. Ancak devamı kaymak gibi asfalt olmasa da keyifli bir yol. Özellikle eski zaman yolculuklarını özleyen benim gibiler için ideal bir güzergah seçmiş olacaksınız.
Akhisardan sonra Kırkağaç, Soma, Kınık güzergahı ile Bergama’ya kadar eski ancak sürüş ve manzara yönünden keyif verici bir yoldan gideceksiniz. Bergama’ya vardıktan sonra geniş bir otobana ulaşıyorsunuz.
Nedendir bilmem bu otoban olgusu bana sıkıcı gelir ve devamlı bir an önce bitse düşüncesi ile gaz pedalını biraz zorlarım. Bergama, Dikili ve Ayvalık hattı sizin için de bu şekilde geçecek büyük ihtimalle.
Tavsiyelerim:
- Yaz ayları içinde gidecekseniz gece yolculuğu hem sizi hem de otomobilinizi daha az yoracaktır.
- Direksiyonuna güvenmeyenler için Salihli’den sonra İzmir üzerinden devam etmek daha iyi bir seçenek olacaktır.
- Özellikle Acıpayam, Alaşehir ve Salihli dolaylarında radar kontrolüne dikkat.
- Sarıgöl, Alaşehir hattı arasında yolda karşınıza tilki, tavşan gibi bazı sevimli dostlar çıkabiliyor. Aman dikkat edelim.
- Gölmarmara, Akhisar yolunu tercih edenlerin fazla gaz pedalına yüklenmemelerini tavsiye edebilirim. Virajlarda oldıkça fazla kör nokta ile karşılaşabilirsiniz.
Share and Enjoy:
Bu ikonlar yardımı ile yazıyı tagleyebilir ve paylaşabilirsiniz.
Tagged Genel Yazılar, Kişisel Yazılar, Öylesine..., acıpayam, alaşehir, antalya, ayvalık, benim, bergama, bile, bir, bozuk, daha, dikili, eski, gece, gelir, gibi, giden, hatta, ilk, iyi, izmir, keyif, kınık, kırkağaç, korkuteli, olsun, salihli, sevimli, soma, tek, tercih, uzun, yaz, yola, zaman | Sen de katıl » | 07.20.2008 at 3:41 am
Dünyanın yeni bağımlılığı internet. Biz çocuklarımızı sigara, uyuşturucu ve alkol bağımlılığından korumaya çalışırken bu yenilik (aslında uzunca bir süredir varolan bir olgu) oldukça düşündürücü.
Peki nedir internet bağımlılığı. Bir kaynakta aynen şu şekilde özetlenmiş;
“Bilgisayar başında çok fazla zaman harcanması ve bu durumun kullanıcıda, kişisel sıkıntı yaratması.”
Bu bağımlılık genellikle bireysel iletişimde ve çalışma hayatında problemler yaratmakta. Binlerce kişi günümüzde vaktini MSN Messenger ve benzeri yazılımlar ile chat yaparak, internette sörf yaparak ve oyun oynayarak geçirmekte. Destek verdiğimiz bir çok kuruluş elemanlarını çeşitli yazılımlarla takip ettirmekte ve inanın elimize geçen günlük raporlar hiç iç açıcı değiller.
Genel kanı olarak insanların interneti tam amacında kullanmadığını belirtebiliriz. Hoş amaçlarla sonuçlar genelde birbirinden çok uzak kalır insan doğasında fakat bu konuda durum daha da değişik. Araştırmalara göre insanlar internet alışkanlıklarını devam ettirebilmek için arkadaşlarını, işlerini ve hatta ailelerini ihmal ediyorlar. Dahası olmadıkları kişilikler edinip bu kişiliklerin yansımalarını hayatlarında da sürdürmeye çalışıyorlar. Varın siz düşünün sonuçları.
Avrupa Birliği ülkelerinde yapılan bir araştırmaya göre günlük 4 saatten fazla internet kullanımında bulunan kişilerin beyinlerinde dopomin maddesinin daha fazla salgılandığı tespit edilmiş durumda. Dopomin maddesinin aynı şekilde fazla salgılanması kumar bağımlılarında olmakta. Dahası bir çok psikiyatri dergisinde yayınlanan çalışmalar aşırı internet kullanımını, uyuşturucu ve alkol bağımlılığı, kişilik bozuklukları gibi ruh hastalıkları arasında göstermekte.
Halen Amerika Birleşik Devletleri’nde bilgisayar bağımlıları için bir çok rehabilitasyon merkezi bulunuyor. Gününün büyük bölümünü internette geçiren kullanıcıların yardım gördüğü bu merkezlerin açılması da boş yere değil. Psikolog Kimberly Young’a göre aşağıdaki kriterlerden dördünü veya daha fazlasını bulunduran kişiler bağımlı internet kullanıcıları olarak sınıflandırılıyor;
- Internet’te çok fazla zaman harcadığını hissetme
- Doyuma ulaşmak için Internet’i daha fazla süre kullanma ihtiyacı duyma
- Internet kullanımını kontrol edememe
- Internet kullanımına son verdiğinde veya kesmeye çalıştığında kendini rahatsız ve sinirli hissetme
- Internet’i, sorunlardan kaçmak veya karamsar ruh halinden kurtulmak için kullanmak
- Internet kullanımının derecesini gizli tutmak için aileye veya arkadaşlara yalan söylemek.
- Internet yüzünden tehlikeye atılmak veya önemli bir ilişkiyi, işi, eğitim veya kariyerle ilgili bir fırsatı riske atmak.
- Internet’e bağlanmadığında içe çekilme, depresyon ve sıkıntı seviyesinde artış
- Tasarladığından daha fazla süre Internet kullanma
Peki bağımlı mısınız?
En kolay kontrol için tavsiye edilen şu yol. Bilgisayar monitörünüzü kapayıp monitördeki yansımanıza bakın. Ardından günün ne kadar vaktini bu şekilde geçirdiğinizi düşünün. İşyerinizde internet başında geçirdiğiniz saatlere rağmen evinize gider gitmez bilgisayarınıza saldırıyorsanız bağımlılığınız tehlikeli seviyede bulunmaktadır.
Anne babalar için çocuklarının bağımlılığını kontrol etmek için bazı önerilerimiz de var. Aşağıdaki gözlemleri uygulamanızı tavsiye ederiz;
- Okula geç kalmasına rağmen bilgisayar başından kalkamama,
- Aksatmadan her gün internete girmek, girdikten sonra uykusuz kalma pahasına kendini oyundan alamamak
- Gerçek dünyadan kopup arkadaşlarıyla beraber olmak yerine internette sohbet odalarında sanal arkadaşlıkları tercih etmek,
- Yemek yemeye giderek daha az zaman ayırmak veya bilgisayar başında bir şeyler atıştırmak,
- Bilgisayarda çok fazla zaman harcadıkları halde bunu inkar etmek.
Düşündürücü olan diğer bir konu ise 2002′de Türkiye Bilişim Fuarı Raporu. 7-15 yaş arası çocuk ve gençlerin %90 gibi bir oranı interneti sadece eğlence amaçlı kullanmakta. Bu durumun bir başka vahim yansıması ise gençlerin fiziksel egzersiz ve sosyal aktivitelerden uzak kalmaları ile düzensiz beslenme şeklinde olmakta. Tabii karpal tünel sendromu, boyun kaslarında tutulma, uyku düzensizlikleri ve görme kayıplarını da ekleyebiliriz. Tabii ruhsal olarak kişinin daha saldırgan, anlamsız hareketlerde bulunması, her olayı internet üzerinden çözmeye çalışması ve gerçek ortamda yapamadığı bir çok şeyi sanal ortamdaki hayali karakterinde bulunan bir özelliği olarak göstermeye çalışması da eklenebilir.
İnternet psikolojisi uzmanı Dr. Adam Joinson, “Konuşurken birçok duygumuzu vücut diliyle anlatırız. Ancak yazarken tüm duygularımızı daha yoğun ifade ederiz. Bir klavyenin karşısında cinsel konuları açmak daha kolay” demekte. Özgür mekanımız olan zihnimizde istediğimizi düşünür ve hatta yaşarız ancak hiç bir baskı ile karşılaşmaz veya hesap vermek zorunda kalmayız. Hayal gücü sınırsız özgürlüğün yeridir yani. Bu özgürlüğün diğer mekanı olarak bir çok kişi interneti görmektedir. Gerçek hayatta yaptıklarınızın, söylediklerinizin muhakkak bir karşılığı vardır. Ancak sanal ortamda bilgisayarın başına geçilir, istenen kişiye tüm hakaretler edilir ve bilgisayar kapatılır. Ne bir karşılık verilebilinir, ne de bir cevap hakkı vardır ortada. Tabii bağımlı ve sorunlu olmanın temel ögelerinden birisi burada ortaya çıkmaktadır.
Çeşitli sorunları olan insanlar en çok sanal ortamda rahatlamaktadırlar. Burası bir gerçek. Ne yazık ki bu tür kişilerle hepimiz çeşitli zamanlarda muhatap oluruz. Gerek sosyal içerikli sitelerde, gerek yazışmalarımızda.
Neden mi?
Sanal ortamda denilenlerin karşısında bir söylemle karşılaşsanız bile önemli değildir. Hatta gerçek hayatta bir insanın yüzüne karşı söylemekten çekinilen kelimelerin en çirkinlerini bile söylenir, mesnetsiz atıflarda bulunulur ve bağımlılığın, kişilik bozukluğunun karşılığı olan davranışlar ortaya çıkar.
Peki sanal ortamda bu tür davranışları neler cazip kılar?
Bir şemsiye tamircisi, yazmış olduğu şiirleri incelemesi için Shakespeare’a gönderdiğinde, ünlü yazarın cevabı şu olur: “Dostum siz şemsiye yapın, hep şemsiye yapın, sadece şemsiye yapın.”
İnternet ortamında kendisini şair olarak tanıtan şemsiye tamircilerini yoğun olarak görebilirsiniz. Özellilkle forumlarda konu ile ilgili hiçbir gerçekçi ve bilimsel bilgisi olmadığı halde kendini konu uzmanı olarak tanıtan ve diğer insanlar tarafından onaylanan bu karakterler, internetin güvenirliğinde bir tehdit unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır.
İşin ilginç noktası bu yalan yanlış bilgiler kısa sürede internet aleminde kabul görmekte, onaylanmaktadır. Peki bu nasıl gerçekleşmektedir? Bir arkadaşınız size bir zürafa resmi gösterse ve bunun bir zebra olduğunu söylese ne tepki gösterirsiniz? Tabii ki itiraz kaçınılmazdır. Ama sosyal psikoloji, ortadaki görüşü destekleyen insanlar çoğaldıkça itirazın azaldığını söylemektedir. Etrafınızdaki 30 insan, size gösterilen zürafanın, zebra olduğunu söylediğinde çoğu insan bunu onaylar. 1953 tarihinde Solomon Asch tarafından yapılan bir deneyde tahtaya farklı uzunluklarda çizgiler çizilir. Sınıftaki bulunan öğrencilerin görevi farklı uzunluktaki çizgilerin eşit olduğunu söylemektir. Durumdan haberi olmayan kurban konumundaki deneklerin yarıya yakını, çizgilerin eşit uzunlukta olduğunu kabul ederler. Tabi bu arada çoğu denek büyük bir gerginlik hisseder. Özellikle forumlar gibi sitelerde grup büyüdüğünde, o ortamın güvenirliği azalmaktadır.
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü tarafından İzmir ve Mersin’deki 240 internet kullanıcısı üzerinde yapılan “İnternet ve İnternet Yalanları” konulu araştırmanın ilginç sonuçları ise şöyledir. Araştırmaya katılan kişilerin internet üzerinde kendisini tanıtmakta %35′inin yaşını, %32’sinin cinsiyetini, %38′inin mesleğini, %77’sinin adını ve %53′ünün beğenmediği fiziksel özellikleri değiştirdiği görülmüştür. Erkeklerin, kendilerini kadın olarak tanıtmasının sebepleri; daha kolay arkadaş edinmeyi sağlaması ve eğlence olması. Tabii ki kadınların da daha az sarkıntılığa maruz kalmalarıdır. İnternet kullanıcılarının %44’ü, “başka birisi olarak kendimi tanıtmak beni rahatlatıyor” ifadesini kullanmaktadır. İnternet kafe vb. mekanları kullanım amaçları araştırıldığında ise birinci sırada arkadaşlıklar edinme, ikinci sırada sörf yapma, üçüncü sırada ise flört ve e-mail ile haberleşme bulunmaktadır.
Share and Enjoy:
Bu ikonlar yardımı ile yazıyı tagleyebilir ve paylaşabilirsiniz.
Tagged Genel Yazılar, Kişisel Yazılar, İnternet / Bilişim, ama, avrupa, beni, bile, bilişim, bir, biri, daha, dostum, durum, Eğitim, emre, emre güller, emreguller.com, Genel Yazılar, gibi, güller, hatta, insan, insanlar, internet biz, internette, ister, kabul, kez, Müzik, nasıl, nedir, pek, sabah, tam, türkiye, uygun, uzak, yani, yazılım, yeni, yok, zaman | Sen de katıl » | 07.07.2008 at 8:19 am
Google Adsense programının Türkiye’ye açılması, ardından Türkçe içerikli siteleri de kabul etmesi oldukça hoş bir durum. Tabii işin dalaveresinde olan kullanıcıların çokluğu da bu sistemden onay alınmasını oldukça zorlaştırıyor. Her ne olursa olsun Türkiye’de internet kullanımının gelişmesi adına güzel bir gelişme. Bu yazıda bazı temel unsurları paylaşmayı düşünüyorum.
Google AdSense kullanmaya başlamadan önce biraz araştırma yapılması şart. Sallapati bir şekilde sadece bir kaç dolar para kazanayım diye yapılan çalışmaların herhangi bir işe yaramadığını da belirtmekte fayda var. Dahası şunu unutmayın. Google AdSense ile inanılmaz rakamlar kazanmanız gibi hayallere kapılmaya mahal yok. Evet matematiksel olarak bu tür rakamları edinebilirsiniz. Ancak bu kadar çok hit alan bir siteniz varsa gelir elde edeceğiniz çok daha büyük fırsatlarınız olacaktır.
Her zaman olduğu gibi konu hakkında bilgi edinmek için yine Google temel kılavuzunuz olacaktır. Özellikle aramalarınızın tırnak içinde yapılması (ör. “antalya web tasarım”) daha efektif sonuçlar bulmanıza yardımcı olacaktır. Tabii aramada geçmesini istemediğiniz kelimeler varsa “-” ile çıkartmayı unutmayın derim.
Aslına bakarsanız AdSense ile ilgili yine en güvenilir bilgi Google’ın kendi sayfalarında bulunmakta. “Optimizasyon ipuçları” başlığında reklamın sitenize nasıl yerleştirileceğinden, renklerin ayarlanmasına kadar tüm detaylar sade bir şekilde açıklanmış.
Araştırma dönemi sonrası sitenize AdSense reklamlarını entegre ettiğinizde hemen para kazanmak için sabırsızlanmayın. Bir ay boyunca denemeler yapmanızı tavsiye ederim. Bazen sizin için çok etkili görünen bir arama kelimesi aslında hiç de etkili olmayabilir. İşin başı sabır ve devamlı araştırma bunu aklınızdan çıkarmayın.
Reklamları ekledikten sonra reklam alanlarınızda bazı Amerika kökenli hayır kuruluşlarının reklamlarını veya şu reklamları görebilirsiniz.
- Ay a ayak basan ikinci insan kimdi?
- Dünyada en hızlı koşan kuş hangisidir?
- Dünya’ya en yakın yıldızın adı nedir?
- Kağıt parayı icat eden kimdi?
- Okyanus ne kadar derindir?
- Gökyüzü neden mavidir?
- Güneş ne kadar sıcaktır?
- Dünya’daki En Büyük Elmasın Adı Nedir?
Korkmayın reklamlarınıza bir şey olduğu yok. Ancak bu reklamlar yerine alternatif reklamlar ekleyebilir ve bu şekilde reklam çıkmadığı anlarda seçtiğiniz bir reklamın çıkmasını sağlayabilirsiniz. Reklam yayınlanmadığı anlarda “alanları birleştirme” ile o alanın görünmemesini sağlayabilir, hatta o alanın tek renk çıkmasını ayarlayabilirsiniz.
Site içeriğinin özgünlüğüne muhakkak dikkat etmelisiniz. Her zaman diyoruz, Google aptal değil, işin hilesini hurdasını kullananlara da pek hoşgörülü davranmıyor. 100 $’lık ödemenizi beklerken hesabınızın iptal olduğu mesajını görmeniz de iç açıcı olmayacaktır.
İçeriği oluştururken Google’da en fazla aranan kelimeleri kullanmak yerine belirli bir konuda devam etmeye dikkat edin. Ayrıca bir site ile uğraşmanız sizin için daha verimli olacaktır. Bu şekilde sitenizi geliştirmeniz daha hızlı olacaktır.
Tabii ki hazırladığını sayfa içeriğiyle ilgili meta tag ve benzeri donelerin kullanımını da göz ardı etmeyin.
İçeriğe reklamın entegrasyonu konusunda dikkat edin. Her tarafı reklamlarla dolu siteleri kimse umursamaz, kimse de tıklamaz. Ama konuyla ilgili doğru yerlerde yayınlanan reklamlar tıklanma oranını arttıracaktır.
Sonuç olarak reklam yapın, paranızı kazanın, ama sırf reklam amaçlı bir site ile sürekli bir gelir etmeniz mümkün olmayacaktır.
Share and Enjoy:
Bu ikonlar yardımı ile yazıyı tagleyebilir ve paylaşabilirsiniz.
Tagged Eğitim, Genel Yazılar, SEO, Web Tasarım, İnternet / Bilişim, alternatif, ama, antalya, antalya web, bile, bir, bu, daha, diye, durum, evet, gelir, gibi, google, google adsense, hit, içerik, kabul, kendi, mail, nasıl, nedir, olsun, onay, pek, reklam, renk, tasarım, tek, varsa, yani, yok, zaman | Sen de katıl » | 07.07.2008 at 5:29 am
Bugün hava deli gibi sıcaktı Antalya’da…
Sorun değildi…
Yeni ofisin boyası, dekorasyonu ile ilgilenirken yorulduk tabii…
Dert değildi…
Yorulmuşuz, gerginiz…
Umrumuzda değildi…
Hala bir dakikada Viyana’da tarih yazan bir takımla gurur duymak yetiyordu hepimize.
Hangi teknik yorumu yaparsanız yapın, nasıl değerlendirirseniz değerlendirin hiçbir sporda böyle bir olay yok. Türkiye, Hırvatistan karşısında “DESTAN” kelimesinin anlamını gösterdi tüm dünyaya.
Bu dakikadan sonra elenmişiz, kupayı almışız farketmez. Bu takım TÜRK GURURUNU, TÜRK’ÜN YENİLMEZLİĞİNİ ilan etti tüm uluslara.
Allah sizden razı olsun…
Share and Enjoy:
Bu ikonlar yardımı ile yazıyı tagleyebilir ve paylaşabilirsiniz.
Tagged Genel Yazılar, Haber / Yorum, Öylesine..., antalya, bir, bu, dedi, dert, destan, gibi, hala, hangi, nasıl, olay, sorun, tarih, türkiye, viyana, yazan, yeni, yok | Sen de katıl » | 06.21.2008 at 5:02 pm
Geçtiğimiz günlerde özgürlük ile saçmalama arasındaki sınırı aşan birileri vardı televizyonda. Gericiliğe karşı olmayı, başörtüsüne karşı olmak gibi gösterip ezik edebiyatı ile taraftar toplamaya alışkın bu zihniyetin tanınmış isimlerinden iki bayan çıktılar bir güzel Fatih Altaylı’nın programına alenen şu konuşmaları sundular bize…
Fatih Altaylı: Sizin Facebook’ta bir siteniz mi var? Kevser adlı arkadaşımızın Facebook adlı paylaşım sitesinde İran devriminde Ayetullah Humeyni’nin fotoğrafları yer alıyor. Doğru mu?
Kevser Çakır: Bir tane fotoğrafı var evet. Evet, seviyorum ve saygı duyuyorum.
Fatih Altaylı : Ama o Şii . Humeyni’nin nesini seviyorsun?
Kevser Çakır: Şii olması önemli değil. Benim için Müslüman biri. Hümeyni’yi seviyorum.
Fatih Altaylı: Ama İran‘da baskı rejimi var.
Kevser Çakır: Ama İran‘daki rejimi ben desteklemiyorum
Fatih Altaylı: Ama kurucusu Humeyni.
Kevser Çakır: Humeyni’nin aynı görüşleri sahip olması anlamına gelmez bu. Ben Humeyni’yi seviyorum şahsen.
Fatih Altaylı: Sen seviyor musun?
Nuray Bezirgan: Evet seviyorum.
Fatih Altaylı: Atatürk’ü seviyor musun?
Nuray Bezirgan: Atatürkü sevmeme hakkı var mı? Başıma bir iş gelmeyecekse ben sevmiyorum.
Atatürk’ün yetkiyi padişahtan alırken yani saraydan alırken laik bir Cumhuriyet kurmak için aldığını düşünmüyorum. Halk o zaman islami değerler için savaştı. Nitekim Kurtuluş Savaşı’nın başlaması da Kahramanmaraş’ta Fransız askerlerinin Nene Hatun’un başörtüsüne uzanmasıyla olmuştur.
Fatih Altaylı: Maraş’la Erzurum’u birbirine karıştırdın.
Nuray Bezirgan: Her neyse. Maraş’ta Fransız askerleri bir kadının örtüsüne saldırıyor. Sütçü İmam buna karşı ilk ateşi açıyor. Böylelikle Kurtuluş savaşı başlıyor. Sonuçta cepheye cephanelik taşıyan kadınlar o dönemin insanları, o dönemin sosyolojik yapısını incelerseniz hep Müslüman insanlar.
Fatih Altaylı: Peki bu ülkenin Kurtuluş Savaşı’nı örgütleyen bir adamı niye Humeyni kadar sevmiyorsun. Bunu merak ettim. Eğer Atatürk olmasaydı burada belki de İngilizler vardı, Fransızlar vardı.
Nuray Bezirgan: Yani İngilizler olsaydı benim haklarım daha geniş olacaktı. Zaten mesele bu yani. İnsanlar bana Atatürkçülük adına zulmediyorlarsa benden Atatürk’ü sevmemi bekleyemezsiniz.
Kevser Çakır: Yani bir insanın ismi üzerinden ideolojik bir kurgu oluşturulmaya çalışıldığı için bunlar oluyor. İyi Bir asker. Bunu biliyoruz.
Fatih Altaylı: Bu ülkeyi düşmanlardan arındırma sebebi. En azından bir minnet duygun yok mu?
Kevser Çakır: İyi bir asker biliyoruz.
Fatih Altaylı: Bugün sizin savunduğunuz özgürlükçü, cumhuriyeti kuran sizin temsil ettiğiniz iradenin, bugün iktidar olmasına olanak veren de rejimi kuran da yine Atatürk değil mi? Camileri de kapatmamış.
Nuray Bezirgan: Benim fikirlerimİ savunucak parti kurulamaz Türkiye’de. Zaten bu yasak. Benim fikirlerimi herhangi bir parti savunmaya kalktığı zaman parti kapatılır.
Müslümanlar haklarını elde etmek için gece gündüz çabalarlar. Birileri gelir parlementonun azıcık bir özgürlük tanımlamasına bile Atatürk adına, Cumhuriyetcilik adına, demokrasi adına ne adına olursa olsun özgürlüklerimizi elimizden alır.
Ben tamamiyle özgür olduğum hak ve özgürlüklerimin kısıtlanmadığı bir sistem istiyorum.Mesela siz nasıl ki başörtülü hakim bir hanımdan rahatsız olacağınızı söylüyorsanız ben sizin, mesela bu fikrinizin temelde Atatürk tarafından kurulan Cumhuriyet’te bizlerin hep tehdit olarak sizlere sunulmasından kaynaklandığını düşünüyorum.
Fatih Altaylı: Hayır ondan kaynaklanmıyor. Sizin “siz, biz” demenizden kaynaklanıyor. Siz islami inançları sizin tarafınızda yaşamayan veya sizin gibi algılamayan insanları farklı görüyorsunuz. Sen, Recep Tayyip Erdoğan ve başkaları “siz- onlar, biz-onlar” dediğiniz zaman kendimi kötü hissediyorum.
Nuray Bezirgan: Sizin inancınız ne olduğu beni ilgilendirmiyor. Benim ilgi alanım değil. Kişi istediği dine sahip olur ya da olmaz yada dinsizdir. Bu benim size ikinci s