Freelance, şahıs firması, ltd şirketi konusunda öncelikle olaya sadece işi yapmak için göze almanız gereken masraflar şeklinde bakmamanızı tavsiye ederim. Zira hangi sıfatla olursa olsun, yaptığınız işten para kazanmak adına harcayacağınız emeğin en fazla kar getirecek şekilde olması önemli.
Dikkat etmeniz gereken unsurlardan birisi sıfatınızın size sağlayacağı avantajlar ve dezavantajlar olmalı. Özellikle bir firmayla anlaşma yapacağınız zaman size müşterinin bakış açısını sağlayacak olan ne kadar iyi iş yapıyor olursanız olun, öncelikle onlara sunduğunuz güvendir. Bu güveni sunmak çoğu zaman referanslarınız ve etiketinizle ölçülmektedir. Tabii görüşmedeki üslubunuz, giyim kuşamınız ve hatta görüşmeye giderken kullandığınız araba bile eklenebilir bu unsurlara.
Şöyle örnek vereyim;
İstanbul’da çeşitli firmalarda görev aldıktan sonra Antalya’da kendi şahıs firmamı açarak başladım. Çok büyük bir marketler zincirinin sadece Ltd. şirket olmadığımız için işi başka firmaya verdiğini de bilirim.
Buna antitez olarak da, Antalya’daki başlıca otellerden birisinin görüşmesine davet edildiğimde Kemer’de deniz, mangal sefasının sonraki gününde, tişört, şort ve sandalet modunda olmama rağmen acil olarak çağırıldığımdan o şekilde katılmak zorunda kalmıştım. Kendilerine uygun çözümleri sunan kişi olduğumuzdan işi aldık ve 2 senedir çalışmalara devam etmekteyiz.
Her ne kadar antitez sunmuş olsam da sunumunuz bir öncelik olmalı. Zira genellikle antitezler sıradışı durumlardan oluşuyor.
Firmanızı hangi kimlikle kurarsanız, yaptırım gücünüz de ona göre değişecektir. Her ne kadar işlerinizi sözleşme ile bağlamış olsanız da karşınıza yapılmamış ödemeler vb durumlar geldiğinde hukuki yollara başvurmak zorunda kalacağınız günler de gelecek. Bu durumda derdinizi anlatacağınız savcıya freelance çalışıyorum dediğinizde göreceğiniz boş bakışlardan ziyade, şahıs firmasıyım dediğinizde biraz dikkat dolu bakışları, hatta ltd. şirketiz, firmanın sahibiyim dediğinizde “evet, buyrun” gibi bir karşılamayı tercih etmeniz doğal olacaktır. Bu fark bile yaptığınız masrafa değecektir inanın. Zira günümüzde hala yaptığımız işi, iş olarak görmeyen ve bu işe de para ödemeyi zarar gören firmamsı zihniyetler dolaşıyor.
Ülkemizde hangi işi yaparsanız yapın dikkatimi çeken önemli olgulardan birisi, çoğu firmanın (ne yazık ki) önem verdiği temel olguların, “Ahmet Abi’nin tanıdığı”, veya “aynı işi yarı fiyatına yapıyorlar” konularının olması. Bu durumları aşarım sorun değil diyorsanız o kadar da kolay olmadığını göreceksiniz. Zira çok büyük firmaların belirli bir kısmı hariç, bir çok firma hala bunlara öncelik vermekte, bu ufak dilimin dışında kalan firmalarda da aşmanız pek kolay değil. Üstüne üstlük (yine ne yazık ki) hala görüşmelere gittiğinizde anlatacaklarınızı gerçekten değerlendirebilecek çok az kişi bulabileceksiniz.
Örnek olarak görüşmeye gittiğim bir firmada kartvizitinde “Bilişim Uzmanı” yazan bir yetkiliye e-ticaret konusunda güvenliğin öneminden bahsederken, “biz büyük firmayız bir sorun olmaz bizde” yaklaşımı ile davrandığını görmek yeterince durumun vehametini göstermektedir.
Sonuç olarak burada kimseye freelance çalışın, ltd. açın, şunu yapın, bunu yapmayın deme ayrıcalığına sahip olmadığımızı düşünüyorum. Kendi tercihlerimiz belki başkalarına örnek olabilir, belki de hiç uymayabilir. Önemli olan sonuçtur. Bir tanıdığım Taksim’de stüdyo dairesinde freelance olarak çok büyük işlere imza atabilirken, diğer bir tanıdığım ise bilgisayarını satıp iş aramak zorunda kalıyorsa, bir arkadaşım ltd. şirket açıp aldığı az miktarda işte kar marjını yüksek tutup işini yürütebiliyor, bir başkası da çok iş almasına rağmen iflas ediyorsa sadece işin üretimde değil, pazarlama ve yönetim kısımlarında da ciddi davranılması gerektiği barizdir. İster freelance çalışın, ister ltd. şirket olun bu konuda dikkatli davranmanız sizin selametinize bence.












