Atatürk’ü seviyorum, Humeyni’yi iplemiyorum, saçmalayanları sevmiyorum!

Written by h'ozerdem on Haz 17th, 2008 | Files under Genel Yazılar, Haber / Yorum

Atatürk'ü seviyorum, Humeyni'yi iplemiyorum, saçmalayanları sevmiyorum!Geçtiğimiz günlerde özgürlük ile saçmalama arasındaki sınırı aşan birileri vardı televizyonda. Gericiliğe karşı olmayı, başörtüsüne karşı olmak gibi gösterip ezik edebiyatı ile taraftar toplamaya alışkın bu zihniyetin tanınmış isimlerinden iki bayan çıktılar bir güzel Fatih Altaylı’nın programına alenen şu konuşmaları sundular bize…

Fatih Altaylı: Sizin Facebook’ta bir siteniz mi var? Kevser adlı arkadaşımızın Facebook adlı paylaşım sitesinde İran devriminde Ayetullah Humeyni’nin fotoğrafları yer alıyor. Doğru mu?
Kevser Çakır: Bir tane fotoğrafı var evet. Evet, seviyorum ve saygı duyuyorum.

Fatih Altaylı : Ama o Şii . Humeyni’nin nesini seviyorsun?
Kevser Çakır: Şii olması önemli değil. Benim için Müslüman biri. Hümeyni’yi seviyorum.

Fatih Altaylı: Ama İran‘da baskı rejimi var.
Kevser Çakır: Ama İran‘daki rejimi ben desteklemiyorum

Fatih Altaylı: Ama kurucusu Humeyni.
Kevser Çakır: Humeyni’nin aynı görüşleri sahip olması anlamına gelmez bu. Ben Humeyni’yi seviyorum şahsen.

Fatih Altaylı: Sen seviyor musun?
Nuray Bezirgan: Evet seviyorum.

Fatih Altaylı: Atatürk’ü seviyor musun?
Nuray Bezirgan: Atatürkü sevmeme hakkı var mı? Başıma bir iş gelmeyecekse ben sevmiyorum.
Atatürk’ün yetkiyi padişahtan alırken yani saraydan alırken laik bir Cumhuriyet kurmak için aldığını düşünmüyorum. Halk o zaman islami değerler için savaştı. Nitekim Kurtuluş Savaşı’nın başlaması da Kahramanmaraş’ta Fransız askerlerinin Nene Hatun’un başörtüsüne uzanmasıyla olmuştur.

Fatih Altaylı: Maraş’la Erzurum’u birbirine karıştırdın.
Nuray Bezirgan: Her neyse. Maraş’ta Fransız askerleri bir kadının örtüsüne saldırıyor. Sütçü İmam buna karşı ilk ateşi açıyor. Böylelikle Kurtuluş savaşı başlıyor. Sonuçta cepheye cephanelik taşıyan kadınlar o dönemin insanları, o dönemin sosyolojik yapısını incelerseniz hep Müslüman insanlar.

Fatih Altaylı: Peki bu ülkenin Kurtuluş Savaşı’nı örgütleyen bir adamı niye Humeyni kadar sevmiyorsun. Bunu merak ettim. Eğer Atatürk olmasaydı burada belki de İngilizler vardı, Fransızlar vardı.
Nuray Bezirgan: Yani İngilizler olsaydı benim haklarım daha geniş olacaktı. Zaten mesele bu yani. İnsanlar bana Atatürkçülük adına zulmediyorlarsa benden Atatürk’ü sevmemi bekleyemezsiniz.
Kevser Çakır: Yani bir insanın ismi üzerinden ideolojik bir kurgu oluşturulmaya çalışıldığı için bunlar oluyor. İyi Bir asker. Bunu biliyoruz.

Fatih Altaylı: Bu ülkeyi düşmanlardan arındırma sebebi. En azından bir minnet duygun yok mu?
Kevser Çakır: İyi bir asker biliyoruz.

Fatih Altaylı: Bugün sizin savunduğunuz özgürlükçü, cumhuriyeti kuran sizin temsil ettiğiniz iradenin, bugün iktidar olmasına olanak veren de rejimi kuran da yine Atatürk değil mi? Camileri de kapatmamış.
Nuray Bezirgan: Benim fikirlerimİ savunucak parti kurulamaz Türkiye’de. Zaten bu yasak. Benim fikirlerimi herhangi bir parti savunmaya kalktığı zaman parti kapatılır.
Müslümanlar haklarını elde etmek için gece gündüz çabalarlar. Birileri gelir parlementonun azıcık bir özgürlük tanımlamasına bile Atatürk adına, Cumhuriyetcilik adına, demokrasi adına ne adına olursa olsun özgürlüklerimizi elimizden alır.
Ben tamamiyle özgür olduğum hak ve özgürlüklerimin kısıtlanmadığı bir sistem istiyorum.Mesela siz nasıl ki başörtülü hakim bir hanımdan rahatsız olacağınızı söylüyorsanız ben sizin, mesela bu fikrinizin temelde Atatürk tarafından kurulan Cumhuriyet’te bizlerin hep tehdit olarak sizlere sunulmasından kaynaklandığını düşünüyorum.

Fatih Altaylı: Hayır ondan kaynaklanmıyor. Sizin “siz, biz” demenizden kaynaklanıyor. Siz islami inançları sizin tarafınızda yaşamayan veya sizin gibi algılamayan insanları farklı görüyorsunuz. Sen, Recep Tayyip Erdoğan ve başkaları “siz- onlar, biz-onlar” dediğiniz zaman kendimi kötü hissediyorum.
Nuray Bezirgan: Sizin inancınız ne olduğu beni ilgilendirmiyor. Benim ilgi alanım değil. Kişi istediği dine sahip olur ya da olmaz yada dinsizdir. Bu benim size ikinci sınıf vatandaş olarak göreceğim anlamına gelmez. Ama Fatih Bey siz başörtülü bir hakimden rahatsız olduğunuzu söylüyorsunuz

Fatih Altaylı: Önyargılı olur diye rahatsız olurum.
Nuray Bezirgan: Tabii ki. Önyargınızın temelinde 85 yıldır yürütülen laik sistemin dayatmalarının olduğunu düşünüyorum. Biz hiçbir zaman özgür olamadık. Hiçbir zaman kendimizi ifade edemedik. Siz hiçbir zaman başörtülü bir hakim tarafından yargılanmadınız. Dolayısıyla bu şekilde düşünüyorsunuz.

Fatih Altaylı: Senin rejimden istediğin ne? Üniversiteye gitmen, kamusal alanda görev yapman dışında ne isteğin var?
Nuray Bezirgan: Ben başörtümle birlikte sosyal hayatta da var olmak istiyorum.
Kaynak : http://www.hurriyet.com.tr/gundem/9151285.asp?top=1

Konu ile ilgili video linkinden seyredin ibret tablosunu.

Bu ülkede rahat rahat fikrini bu denli ileri giderek televizyonlarda çığırabiliyorsanız, özgürlük istiyoruz diyorsanız bundan büyük özgürlük mü var memlekette?

Zamanında Kanada’ya bir dünya rekoru sayılacak hızda iltica etmediniz mi? Neden o zaman kaçtınız da şimdi döndünüz? Kanada’da özgürlük mü yoktu? Yoksa kendinize bir şeyleri görev mi edindiniz.

Mazlumder ile televizyona çıkıp görüşlerimizden geri adım atmıyoruz, fikir özgürlüğü kılıfı altında kendimizi savunuyoruz şovu yapmıyor musunuz?

Bırakın bu işleri artık. Başörtüsünü benim ninem yıllardır takarken Humeyni’yi sevmedi, Atatürk hayranıydı. Siz kimsiniz ki Ulu Önder’e dil uzatacak kadar büyüdünüz böyle. Tarih hakkında kulaktan dolma bilgilerinizle ne kadar da dolu görünüyorsunuz o boş zihinlerinizle…

Sevmiyorsanız Atatürk’ü, sevmiyorsanız Türkiye’nin şartlarını gidin İran’a. Kanada’ya kaçmak yerine İran vatandaşlığına geçin, siz de rahat edersiniz, biz de rahat ederiz.

Bu arkadaşlara bir kaç hatalarını düzeltecek bilgi sunalım;

Nene Hatun, Maraşlı değil.
Erzurumlu.
Savaştığı düşman, Fransız değil.
Rus.
Rus başörtüsüne saldırmadı.
Aziziye Tabyası’na saldırdı.
Milli Mücadele’nin mangal yürekli evladıdır ama, Milli Mücadele’nin ilk kurşununu Sütçü İmam sıkmadı.
Hasan Tahsin sıktı.
Maraş’ta değil, İzmir’de.
Takvime bak. Hasan Tahsin’in tetiğe basmasıyla, Sütçü İmam’ın tetiğe basması arasında 6 ay var…
Sütçü İmam, Fransız vurmadı.
Ermeni vurdu.
Maraş’ta düşmana ilk müdahaleyi yapan da aslında Sütçü İmam değil.
Sait.
Silahı yoktu.
Yumruğuyla saldırdı.
Maraş’ı önce kim işgal etti?
Arkadaşın İngiltere’si!
Kim sesini çıkarmadı?
Arkadaşın padişah efendisi!
Kim kurtardı?
Arkadaşa daha geniş haklar tanıyacak olan İngilizlerin gemisiyle kaçan padişah efendinin idam etmek için arattığı Atatürk!

Share and Enjoy:
  • Digg
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • De.lirio.us
  • Technorati
  • Furl
  • Slashdot
  • Live
  • Spurl
  • co.mments
  • Gwar

Post a Comment