Antalya’da Samsun pidesi keyfi isteyenlere…

Written by h'ozerdem on Eyl 19th, 2008 | Files under Genel Yazılar, Öylesine...

Bilenler bilir, bilmeyenler için belirtelim. Samsun’da pide konusu bir ritüel gibidir. Özellikle Pazar günleri evlerde kendi malzemenizle de yaptırabileceğiniz tazecik pidelerin vazgeçilmez olması gibi bir durum vardır. Pideyi dışarıda yemek ise yörenin bir alışkanlıgıdır. Eskilerden Aspava ve sonrasında Körfez ile devam eden bu alışkanlık bu aralar memleketimizden uzakta olduğumuzdan dolayı nerede devam etmekte bilemiyoruz ancak Antalya’da Samsun Pidesi yemek isteyenler için bir önerim olacak.

Öncelikle Samsun Pidesi’nin tüm özelliklerini taşıyan bir yer burası. Sahiplerinin de oradan gelmesinden kaynaklanıyor. Lara’da Beyaz Dünya Alışveriş Merkezi’ne giderken Tekpa Market’i geçtiğinizde sağınızda göreceğiniz “55 Samsun Pide Pizza Lahmacun Salonu” size gerçek Samsun Pidesi’ni tatmanız için sunulmuş bir şans gibi.

Uzun süredir müşterisi olduğum mekanda, iftar yemeğinizi yemek de büyük keyif belirteyim.

Güleryüzlü çalışanları, taze ve leziz ürünleri ile buraya “0242 324 72 55″ telefonundan ulaşabilirsiniz.


Microsoft Excel için 95 adet püf noktası…

Written by h'ozerdem on Ağu 18th, 2008 | Files under Eğitim

excel-logo.jpgİnternette bulduğum ve bir çok kişinin işine yarayacağını düşündüğüm bir kaynak.

İçerikte bulunan maddeler aşağıda sıralandığı gibidir;

1-OTOMATİK KAYDETME
2-ÜST VE ALT BİLGİ
3-SAYILARI BİÇİMLEME
4-PARA BİRİMİNİ DEĞİŞTİRME
5-DEFAULT AYARLARINI DEĞİŞTİRMEK
6-Excel Sayfasız Açılsın.
7-ONDALIK VE BASAMAK AYRAÇLARI.
8-SAYFALARA İSİM VERMEK
9-ÖZEL DÜĞMELER EKLEMEK.
10-EXCEL’İN DOSYA AÇ KLASÖRÜYLE AÇILMASI: 5
11-BULUNAN DEĞERLERİ BAŞKA HÜCRELERDE KULLANMA: 5
12-HATA MESAJLARININ ANLAMI
13-BÜYÜK KÜÇÜK HARF DEĞİŞİMİ
14-OTOMATİK DOLDURMA
15-SEÇİLİ SÜTUNU BAŞKA SÜTUNA TAŞIMA
16-BİRİM DÖNÜŞTÜRME
17-HÜCRE ORTASINA ÇİZGİ ÇİZMEK
18-HÜCREYİ METNE UYDURMAK.
19-ÇOK UZUN SAYFALAR.
20-OTOMATİK TOPLAM.
21-ENTER TUŞUNU KONTROL EDİN.
22-HIZLI KOPYALAMA.
23-FORMÜL KOPYALAMA.
24-BÜYÜK ALANLARI SEÇMEK.
25-EXCEL’DEN WORD’E TABLO AKTARMA
26-Bazı tablolarımız, sayfayı yatay konuma getirsek bile sayfaya sığmıyor. Ne yapmalıyız?
27-Hücrenin içinde birden fazla satır kullanmanın yolu nedir?
28-İki farklı sayfadaki hesap tablolarımı raporumuzun tek sayfasına nasıl bastırabiliriz?
29-SEÇİMİN VAZİYETİ.
30-BAŞLIK ORTALAMA.
31-TABLO YAPIŞTIRMA.
32-WORD’DEN EXCEL’E TABLO.
33-EXCEL’DE BİR GRAFİĞİ NASIL ÇİZDİRİRİZ?
34-RAKAMLARIN EN YAKIN TAM SAYIYA YUVARLANMASI
36- Makroları tüm kitaplarda geçerli kılmanın yolu
37-Formül (işlev) kullanarak yaptığım hesapların, formül olarak değil, rakamsal değer olarak görünmesini istiyorum
38-DİKİNE BAŞLIKLAR KULLANMAK
39-OTOMATİK BİÇİM
40-ROMEN RAKAMLARI
41-HÜCRE DEĞERİNİ ARTTIRIP AZALTACAK DÜĞMELER
42-EXCEL İÇİNDE HESAP MAKİNASI
43-EXCEL SAYFALARINI BİRLEŞTİRMEK
44-SÜTUNLARI SATIR OLARAK KOPYALAMAK
46-EXCEL VE SERİLER
47-ÇALIŞMA SAYFALARINA KOLAY ERİŞİM
48-EXCEL GRAFİKLERİNE YENİ DEĞERLER EKLEMEK
49-KOMUTLARI DÜĞMELEŞTİRMEK
50-EXCEL BELGELERİNDE VURGULAMA
51-WORD VE EXCEL DOSYALARINA ŞİFRE
52-EXCEL’DE FONT LİSTELERİ
53-TÜRKÇE KARAKTER PROBLEMLERİNDEN BIKMADIK
54-EXCEL TABLOLARI VE DEĞERLER
55-ÇALIŞMA SAATLERİ GRAFİĞİ
56-EXCEL’DE KILAVUZ ÇİZGİLERİ
57-TABLOLAR KULLANMA
58-KÜÇÜK OFFICE PÜFLERİ
59-MAKROLARI DÜĞMELERE DÖNÜŞTÜRMEK
60-SAYFALAR ARASINDA HIZLI GEÇİŞ
61-OTOMATİK PARÇA İSMİ
62-ONU BUNA ÇEVİRMEK
63-BOŞ HÜCRELERİ KONTROL ETMEK
64-NE OLACAK BU VERİLERİN HALİ
65-OTOMATİK TOPLAMA
66-HÜCRELERİ OTOMATİK OLARAK DOLDURMA
67-KÜÇÜK KÜÇÜK NOTLAR
68-SATIRLARI İSTİLA EDEN DEĞERLER
69-KLASÖRLERİNİZLE ÇALIŞIRKEN BEŞ PÜF NOKTASI
70-ALANLARA İSİM VERME
71-FORMÜL GİRMENİN KOLAY YOLU
72-EĞER İŞLEVİNİN KULLANILMASI
73-BİR SÜTUNDA KAÇ TANE (EĞERSAY İŞLEVİ)
74-UZUN İSİM VERMEYİN
75-ORTALAMAYA YAKIN SAYI
76-HÜCREYE BİR SATIRDAN FAZLA YAZMAK
77-SIRALI DEĞERLERİ OTOMATİK DOLDURMA
78-HÜCRE ÇİZGİLERİNİ GÖSTERMEK/GİZLEMEK
79-DÜĞMELERİN TANIMLARINI DEĞİŞTİRMEK
80-EXCEL’DE SIFIR ATMA
81-EXCEL DİZİ FORMÜLLERİ İLE SEÇİLİ VERİLERİN ÖZETLENMESİ
82-WORD VE POSTA LİSTELERİ
83-EXCEL DOSYALARINIZI HTML OLARAK KAYDETMEK
84-GRAFİK YARATMAK
85-GRAFİK TÜRÜ SEÇMEK
86-MAKROLARI TÜM KİTAPLARDA ETKİN KILMAK
87-VERİLERİ SIRALAMAK VE SÜZMEK
88-HESAPLAMA SONUÇLARININ RAKAMSAL DEĞER OLARAK GÖRÜNTÜLENMESİ
89-HESAPLAMA SONUÇLARINI BAŞKA SAYFALARDA KULLANMAK
90-EXCEL’İ SAYFASIZ AÇMAK
91-OTOMATİK DOLDURMA
92-OTOMATİK SÜZME
93-SÜTUNLARI SATIR OLARAK KOPYALAMAK
95-ZAMAN GRAFİĞİNİN EĞİLİMİ

Read more..


Maksat makale olsun…

Written by h'ozerdem on Ağu 16th, 2008 | Files under Genel Yazılar, Haber / Yorum, SEO, İnternet / Bilişim

google.jpgİnternetin getirdiği en önemli fayda “bilgiye kolay ulaşım” iken bir sorunu da beraberinde taşıdı hayatımıza.

“Bilgi Kirliliği”
Herkesin, her konuda kolaylıkla ahkamlar kesmesini sağlayan bu durum, yalan yanlış ne varsa internette bilgi gibi paylaşılmasını sağlamakta.

Son karşılaştığımız bir örnekte ise neredeyse “Lost” dizisinin senaryosu olabilecek bir hayal gücüne şahit olduk arkadaşlarla.

Makalenin orjinali İngilizce, Türkçeleştirip gerçekmiş gibi sunulan halini, şu şekilde (açıklamalarla) sunmakta fayda var.

Google arama motoru efsanesinin kökleri biizm bildiğimizin aksine 1990′lı yılların ortasına değil, ondan çok daha eskilere yani Almanların 1. dünya savaşı sonrası 1923 yılında kurduğu Googel Cars & Co. şirketine dayanmaktadır. Şirketin ürettiği yarış otomobillerinden birisinin 1931 yılındaki alman ulusal yarış şampiyonasında feci bir kaza yapması neticesinde Google şirketinin iflasını açıklanmış ve bu marka adı 20 yıl kadar ortalıkta görünmemiştir..

Öncelikle bu firma hakkında bir araştırma yapalım dedik, ancak dünya tarihinde bu isimle bir firma bulunmadığı bariz bir gerçek. Hadi bunu geçelim, 1931 senesinde bahsi geçen Alman Ulusal Yarış Şampiyonası’ndan kastedilen yarışın ne olduğunu merak ettik doğrusu. Araştırdığımızda 1931 senesinde Almanya’da yapılan yarış büyük ihtimalle “1931 Alman Grand Prix” ve Wikipedia‘da bulunan bilgilere göre pek de inandırıcı gelmiyor.

1953 yılında New York’lu terzi Thomas Rafner Jr. çalıştığı sektörü değiştirmeye karar vererek “Barney Google” adında bir turizm şirketi kurmuş ve şirketin logosunda ise bir at kullanmıştır. Bu şirketin sloganı ise “Google- Büyük elmayı bir ısırışta ye” anlamına gelen “Google - The Big Apple in One Bite” mottosuydu. Saç kesiminden şehir içi turlara kadar çok değişik alanlarda faaliyet gösteren bu şirket daha sonraları 1970 lerde teknoloji sektörüne de ayak basacaktı. Şirketin yeni faaliyet alanı yabancılara servis yapacak ilkel bir arama motoru yazılımının geliştirlmesiydi.

İlginç. Hatta çılgınca. Bu denli büyük bir firmayı kurmuş, ve tarihe iz atmış bir kişi hakkında bilgilere nedense hiç bir yerde ulaşamıyorsunuz. Dharma’ya benzeyen bir şirket sanırım. Adaları da vardır şimdi bu arkadaşların. 1970′lerde bu tür bir arama motorunun yazılımının geliştirilmesi biraz zor olurdu sanırım. Zira bu tür işler o dönemlerde rehber kitaplardan zaten yapılmaktaydı.

Massachusetts Yüksek Teknoloji Enstitüsü ile yapılan işbirliği neticesinde elektronik şehir rehberi programı hazırlamaya karar verilmesiyle New york şehrindeki bulunması zor yerler ve Anahtar kelime arama sistemi ilk defa 1974 yılında şirket tarafından ticari manada uygulamaya konulmuştur. Bu sistemin gelişmiş bir versiyonu daha sonra Nobel ödülüne aday gösterilmiştir. Yani diğer bir deyişle günümüzde Googling adı verilen arama motoru dizaynının ilk sürümünün 1979 daki atası olan teknolojiye First Generation Googling (FGG) adı verilmiştir.

1974 senesinde bu tür bir çalışma hiçbir kayıtta görünmüyor. İlk e-posta yollanmasının 1971′de olduğunu göz önüne alırsak sizce bu tür bir çalışma tarihe geçmez miydi? Yoksa MIT çok mu fazla mütevazi?

Google arama teknolojisinin IBM tarafından 1984 IBM tarafından satın alınmasına kadar geçen sürede bu teknoloji yatırımcıların pek dikkatini çekmemiştir. 1988, yılında Google Inc. National Security Agency yani Amerikan Ulusal güvenlik Ajansı tarafından satın alınmasıyla kullanım amacı daha çok istihpari faaliyetlere kaymıştır. Ajansın bu yazılım hakkındaki sır saklama eğilimleri nedeniyle Google ismini satın almayı bile unutmuş ve 1991 yılında sembolik bir fiyata Peter-Paul Sovri tarafından isim ve patent hakları satın almıştır.

IBM 1984 yılında klavyelerindeki hataları düzeltmekle meşgul iken tarihe geçecek bu buluşu almış. Hatta IBM gibi bir devin aldığı bu destansı iş nedense kimsenin ilgisini bile çekmemiş. Dahası ne kadar doğrudur bilinmez ama NSA ile Google arasında bir bağlantının olup olmadığı hala tartışma konusuyken madem bu denli bilgi sahibisiniz gösterin evrakları, kaynağı da tarihe geçirin isminizi.

Ayrıca şu konuda hemfikirim. Amerika’nın bir çok istihbarat hatası yaptığını kendileri de kabul ediyorlar ama bu kadarı da komik olur. Yok efendim Google ismini satın almayı unutmuş. Ardından da Peter-Paul Sovri (bkz. Google aramalarında sadece 3 sayfada ismi var) nasıl uyanık bir adammış ki bu ismi satın almış. Biraz yavaş :)

1990 ların ortasında World Wide Web fikrinin ve atılımının yaygınlaşmasıyla üvey oğlu Larry Page, ve oğlunun arkadaşı Sergey Brin, tarafından günümüzde bildiğimiz Google web arama motoru geliştirilmiş veya icat edilmiştir.

Üvey oğlu? Yahu Larry Page’in babasının ismi “Carl Victor Page” ve annesinin ismi “Gloria Page”. Biraz usturuplu sallasanız. Bakın Wikipedia sayfasına.

Yazının devamını sadece bilgi için verelim, gerisini araştırmaktan vazgeçtik. Sadece şahsi yorumlarımızı sunuyoruz. Arkadaşlara bu denli bir hayalgücü hakkında saygılar!

Site ziyaretçileri zamanla artmaya başlamış ancak P.P. Sovri nin 1998 yılında trajik ölümüyle Google arama motoru çalışmaları Sovriye adanmıştır.Diğer arama motorlarından daha iyi sonuç verebilmek amacıyla 20,000 internet aşığı ispanyol gencinden yardım alınmış bu gençlere 2 milyar web sayfasının tektek inceletilerek safya kalitelerini 1 den 10 a kadar numaralandırmak suretiyle tespit etmeleri istenmiştir. Binlerce gencin 2 ay boyunca uykusuz kalarak harcadığı performans sonucunda google arama motorunun bugünkü algoritmasının temeli atılmıştır. Bu çılgın fikir, Bring ve Page’in yıllar sonra milyarder olmalarını sağlayacaktır.

20bin internet aşığı İspanyol genç! Vay anasını. Evet Google ilk denemelerinde bir çok beta tester tarafından kullanıldı, hatta bunların arasında “hispanik” dediğimiz İspanyol kökenli kişiler de vardı, ama bu kadar da değildi. Hem neden sadece İspanyol? Onu da açıklasaydınız bari.

Günümüzde on milyarlarca web sayfası google SEO tarafından indekslenmiş durumdadır ve ortalama günlük 300 milyon arama yapmaktadır. , Gördüğünüz gibi Kastlowski’nin arabalarından günümüze oldukça uzun ve zorlu bir yol katedilmiştir. Her ne kadar 70′li yıllardan beri devam eden arama motoru fikrinin günümüzde geldiği mesafe inanılmaz görünse de gelecekte google markasının daha akıl almaz işleri yapacağını düşünmekteyim. Ayrıca Google SEO işine uzun bir süre yani google.com un popülaritesinin devam ettiği müddetçe devam edeceğimizi ummaktayım

Ummaya devam etmenizi tavsiye ederim. Evet Google daha da devam edecek yoluna ancak geçmişi hakkında bu denli uçuk (!) bir senaryo konusunda sizi başta belirttiğim gibi Lost dizisinin senaristleri arasına almak lazım. Bravo arkadaşlar! Sonuç olarak imla hatalarını bırakın bu denli mesnetsiz sallamaların da internette yer aldığını unutmamak lazım. Ayrıca bu çeviri için zaman harcayan arkadaşlarımıza da teşekkürler. Onlar da umarız her okuduklarını doğru olarak algılamaktan vazgeçerler.

Her sunulan doğru değil bu sanal alemde. Lütfen okuduğunuz her konuda kaynak araştırmasını yapmayı unutmayın.

Not: Yazının orjinaline link vermekte oldukça hassasız ancak arkadaşların deşifre olmalarına pek gerek yok. Ayrıca yazının ingilizce orjinalini http://blogoscoped.com/history/google.html adresinde görüntüleyebilirsiniz.


İnternette para harcarken kime güveneceksiniz?

Written by h'ozerdem on Ağu 15th, 2008 | Files under Genel Yazılar, Haber / Yorum, İnternet / Bilişim

soru-isareti.jpgYeni bir haber değil, Weblebi.com iflas etti diyerek geçiştirmenin de anlamı pek yok.

Türkiye’de online alışveriş konusunun gerek insanların alım gücünün, gerek internet kullanımı alışkanlığının emsal alınan ülkelere nazaran az olması nedeniyle bir soru işareti olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu durumda da alışveriş sitesi sahibi olmanın da ilk bakışta çok rahat bir iş gibi görünmesinin aksine ne denli riskli bir iş olduğunu da belirtmek şart.

Evet, Weblebi iflas etti, peki iflas denen olgu bir günlük süreçte mi oluşuyor? Kullanıcılar son güne kadar alışverişlerini yaparken haberdar edilmemeleri ne denli doğru? Bu sorular tartışılır. Ancak daha da vahimi şu anda standart bir internet kullanıcısının weblebi.com ile ilgili ulaşabileceğiniz bir mail adresini bile bulamayacak olması.

Tabii zamanında Weblebi “ŞikayetVar.com adresinde en çok şikayet alan kuruluş” olma başarısıyla kullanıcının aklında silinemeyecek bir iz etmişti. Peki onlarca şikayete weblebi.com adresinin cevabı ne olmuştu farkında mısınız?

Müşterimize siparişi ile ilgili detaylı bilgi mail yoluyla verilmiştir.

Daha detaylı bilgi istediğiniz her türlü sorunuz için satisdestek@weblebi.com ve weblebibilgi@gmail.com adresine mail atabilir, destek alabilirsiniz.

Saygılarımızla…
Weblebi.com

Aynen benim yaptığım gibi bir kopyala / yapıştır hamlesiyle verilen cevaplar ne derecede tatmin edici olabilir siz düşünün gerisini.

Kapanma sürecinde allahtan kargoya verilen ürünlerde sorun yaşanmadı ancak diğer ürünlerde bankaya dilekçe verilmesi şart oldu. Tabii ilk bir hafta bu konuyla ilgili bir yazı yayınlandı sitede. Sonrasında sadece e-posta adresi kalmıştı. Ya şimdi? Site bile yok ortada.

Site kaybolmadan önce yaptıkları açıklama da oldukça duygulandırdı tüm kullanıcıları.

Sayın müşterilerimiz,

2003 yılından beri faaliyet göstermekte olan weblebi.com, maalesef son dönemdeki bazı olumsuz olayların neticesinde ticari hayatını 05.08.2008 tarihinde sonlandırmak zorunda kalmıştır. Maalesef Türkiye’nin ve dünya piyasalarının içinde bulunduğu ekonomik zorluklar ve özellikle son dönemde internet alışveriş sektöründe bazı önemli firmaların zora girerek faaliyetlerine son vermeleri, ürün tedarikçilerinin ve bankaların sektöre olumsuz bakmalarına sebep olmuş ve tüm bunlar zincirleme olarak firmamızı faaliyetlerini sürdüremez duruma getirmiştir.

Sadece 2008 başından bugüne kadar 30.000’den fazla siparişi başarıyla sorunsuz olarak müşterilerine teslim etmiş olan weblebi.com, yakın dönemde sınırlı sayıda siparişi teminci firmalarla yaşanan sıkıntılardan dolayı müşterilerine teslim edememiştir.

Her zaman müşteri memnuniyetini en yüksek seviyede tutmayı ilke edinmiş olan firmamız, bu durumdan alışveriş yapmış siz müşterilerimizin herhangi bir zarar görmemeleri açısından sizi haklarınız konusunda bilgilendirmek istemektedir.

Aşağıdaki adımları uygulamanız durumunda, verdiğiniz siparişle ilgili bir mağduriyetiniz olmayacaktır:

1. Öncelikle, vermiş olduğunuz siparişin kargoya verilip verilmediğini weblebi.com sipariş takibi sayfasından kontrol ediniz. http://www.weblebi.com/siparislerim.aspx
2. Şayet verdiğiniz siparişiniz weblebi.com tarafından henüz kargo şirketine teslim edilmemişse, tüketici olarak öncelikle yapmanız gereken sitemizden yapmış olduğunuz alışverişte kullandığınız kredi kartının bağlı olduğu bankaya bir itiraz dilekçesi yazarak ilgili tutarın kredi kartınıza iade edilmesini talep etmektir.
3. Mastercard/Visa kuralları gereğince eğer siparişinizin kargo fişi ibraz edilemiyorsa, bankanız kredi kartınıza bu meblağı iade edip, firmamız hesabından ilgili tutarı tahsil etmekle yükümlüdür. bu açıdan her durumda siz tüketici olarak mağdur olmadan sipariş tutarınızın tamamını iade olarak alabileceksiniz.
4. Daha önce satın almış olduğunuz ve size teslim edilmiş tüm ürünler üretici ya da ithalatçı firma garantisi altındadır. yasal garanti süresi içersinde herhangi bire sorun yaşamanız durumunda, üretici ya da ithalatçı firma ürününüzdeki kusuru telafi etmekle yükümlüdür.

Tarafınıza yaşattığımız bu olumsuz durum için çok özür diler, bu konuda her türlü sorunuz için bundan sonra bilgi@weblebi.com adresine mail atabileceğinizi belirtmek isteriz.

Saygılarımızla.”

Tabii weblebi.com mağdurlarının açtığı Facebook grubunu ziyaret edebilirsiniz. Tabii sikayetvar.com adresinde Weblebi ile ilgili şikayetleri de inceleyebilirsiniz.

Peki konumuz Weblebi.com adresi mi olmalı, yoksa genel olarak online alışveriş konusu mu?

Bu durumda önemli olan alışveriş yapmadan önce detaylşı bir şekilde araştırma yapmak. Genelde bu tür konularda Türk alışveriş siteleri hakkında Google kadar değerli bilgiler sunan bir site olarak sikayetvar.com adresine başvurmanız tavsiyemdir.

Ayrıca hiç bir sitede bulunmayan bir ürün, eğer bir sitede stoklarda var olarak görünüyorsa öncelikle telefon edip bilgi almanızı tavsiye ederim. Çoğu zaman stoklarda olmayan ürünlerin varmış gibi gösterildiği durumlarla karşılaşabilirsiniz.

Aynı konuda fiyat karşılaştırmasında olağan dışı bir ucuzluk gördüğünüzde de muhakkak telefon yoluna başvurmanız sizin adınıza olumlu olacaktır.


SEO - Arama Motoru Optimizasyonu yaptırmadan önce dikkat edilmesi gerekenler

Written by h'ozerdem on Ağu 8th, 2008 | Files under Genel Yazılar, SEO, Web Tasarım, İnternet / Bilişim

seo-icin.jpgTamam, bir web siteniz var, tasarımından da memnunsunuz, ama sitenizden gelen ne e-posta ne de telefon var. Araştırıyorsunuz doğal olarak ve buna benzer yüzlerce sayfada SEO “Arama Motoru Optimizasyonu” kelimesi ile karşılaşıyorsunuz.

Peki başlıkları neler bu sayfaların? “Google 1. sayfa garantisi” verenlerden, “sitenize ziyaretçi akışı” sağlayanlara, “bir haftada birinci sıra” söylemlerine kadar bir çok hizmet duyuyorsunuz. Kafanız karışır doğal olarak. Bir yanda size herşeyi “GARANTİ” edenler varken bir yanda da “bu iş ciddi iştir, ha deyince olmaz öyle” diyen bizim gibi bilmişlere rastlıyorsunuz.

Tabii bu garanti SEO uzmanı (!) kardeşlerimizin yaptıkları işlerden bazı örnekler de vermek lazım bu durumda. Konu ile ilgili temelde iyi niyetli ancak kullanıcı yüzdesi olarak büyük çoğunlukta herşeyin uzmanı (!) olduğunu iddia eden arkadaşlarla dolu olan bir sitede geçen yazışmalardan örnekler vererek başlayalım makaleye.

**** da takılan ve itrade seviyesi iyi olan ****** nickli üye ile sitemin seo işleriyle uğraşması için anlaştık. İlk seferinde benden 150 YTL istedi, ve site 1. sıraya çıktıktan sonra 40 YTL aylıkla devam edicektik. Sitem zaten 3. sırada kendi kelimemde. Arada 2. sırayada yükselip iniyordu. ****** parayı aldı, alırkende “eğer yapamazsak geri ödeme garantisi var, biz inançlı insanlarız, yapamazsak geri ödeme yapacağım size, bizim için önce insan ve dürüstlük, ***** da herkez tanır itrademe bak” dedi. Baktım gerçektende iyi. 1 ay oldu sitede hiçbir güncelleme yok, 2 ay oldu yok, şimdi baktım telefonlarımıda açmıyor birkaç haftadır. Buradada silinmiş üyeliği herhalde.

Buna benzer yüzlerce başlık bulabilirsiniz internette. Tabii ki bu durum herkes için geçerli değil ve belki de şikayet eden, edilenden suçlu durumda. Karar yetkisi bizde değil kimseyi de suçlamak değil derdimiz. Ancak konunun vehameti şurada.

Bir işi bilmek ile işi profesyonel şekilde yapabilmek arasında çok belirgin farklar vardır. Öncelikle şunu unutmayın. Kimse size SEO, AMO, arama motoru optimizasyonu gibi başlıklarda hiç bir işi garanti edemez. Zira iş Google ve benzeri arama motorları tarafından asla açıklanmayan ve devamlı olarak değişen koşullarda yapılmaktadır. Bu nedenle önemli olan sizin sitenizin arama motorlarına uyumluluğunun sağlanması ve iyi bir optimizasyon çalışması ile güçlendirilmesidir.

Bu iş için genellikle ülkemizde ilk başvurulan link popülerliği çalışmasıdır. Günümüzde anlamsız kalmış “Page Rank” takıntısı ile önce sitenizin PR değeri yükseltilmeye çalışılır. Burada durun!

Önemli olan sitenizin içeriğidir. Ziyaretçisine hiçbir bilgi sunmayan bir sitenin arama motorları için de değeri yoktur. Öncelikle sitenizin içerik yönünden güçlendirilmesi çalışmaları yapılır ve bu tam anlamıyla bir ajans faaliyetidir. Sizin adınıza firmanızın, işinizin tanımı doğru ve düzgün şekilde yapılır. Sitenize entegre edilen her içeriğin de arama motorlarına belirtilmesi temel şarttır.

Şimdi size “özgün içerik” için SEO uzmanlarından(!) bir tavsiye sunalım.

Oncelikle ozgunlestirmek istedigimiz makaleyi bulup kopyaliyoruz. Sonra Google Translate adresine gidiyoruz. Makaleyi yapistirdiktan sonra once Ingilizce’den Ispanyolca’ya ceviriyoruz. Sonra tekrar Ispanyolca’dan Ingilizce’ye ceviriyoruz. Elimize gecen Ingilizce halini Fransizca’ya ceviriyoruz. Fransizca halini Almanca’ya, Almanca halini de tekrar Ingilizce’ye ceviriyoruz ve sonunda elimizdeki ilk halde koydugumuz makalenin bize ozel ozgun hali var. Son halini kopyalayip Word’e yapistirdiktan sonra spelling ve grammar check yaptirip yaziyi duzeltiyoruz. Her ne kadar icerik ilk hali kadar anlasilir ve kaliteli olmasa da ozgunluk konusunda gayet basarili olacaktir. Oyle ki CopyScape’de kopya icerik taramasindan rahatca gececektir. Her gun bu sekilde 2-3 makale ekleseniz, ozgun icerik ve guncellikten dolayi Google’dan pozitif tepki almaniz isten bile degil.

Hadi denileni yapalım ne dersiniz?

Yazımızın orjinali şu olsun…
“When you are new to SEO, seeing your rankings improve is an exciting process.”
Türkçesi şu şekildedir;
“SEO’ya yeni başladığınızda, sıralamalarda yükselmeye başlamanız heyecanlı bir süreçtir.”

Peki arkadaşımızın dediklerini uygularsak bu özgün(!) içerik ne olacaktır dersiniz. Alın size sonuç…
“If you’re the SEO, trying to improve their position, is an exciting ..”

Türkçeleştirmek için oldukça düşük bir cümle ancak şu şekilde çevrilebilir.
“Eğer SEO iseniz, onların pozisyonunu iyileştirmeye çalışmak, heyecan vericidir.”

Bravo! İnanılmaz derecede özgün bir içerik sahibi olduk. Sitemize gelenin okuduğu yazıyı anlamasına ne gerek var ki? Zaten onlar da sitenin her tarafındaki banner ve yazı reklamlara tıklamak için Google’da geziniyorlardı.

Arama motoru optimizasyonunda özgün içerik demek anlamsız kelimeler demek değildir. Sploglarla ilgili yazımda da aynı şeyi belirttim. Herhangi bir amacı olmayan sitelerin PR değerleri isterse 10 olsun getirisi SIFIR olacaktır.

Link popülerliği çalışması doğal olarak önemlidir. Ancak konunuzla ilgili bir sitenin size link vermesi en önemlisidir. Gözlük işi ile uğraşan bir firmanın, denizcilik sitesinden link almasının pek de bir getirisi olmayacaktır bundan emin olun. Hele ki size 50bin adet link *** YTL gibi bir rakam denirse uzak durun. Yarın, öbür gün sitenizin isminin pornografik içerikli bir sitede geçmesi gibi bir durumla karşılaşabilirsiniz.

SEO “arama motoru optimizasyonu” işlemlerinde  kısa vadede köşeyi dönmek istiyorsanız meydan sizi, ancak bu şekilde kimsenin hedeflediği, hayal ettiği yerlere gelmediği kesin.

Nasıl pazarlayacağınız ürünün sorunsuz çalışması gerekiyorsa, optimize edeceğiniz internet sitesinin de ziyaretçiyi bağlaması gerekmektedir. Bu durum da ancak ziyaretçilerin başka sitelerde bulamayacakları içerikleri barındırmanız ile olacaktır.


Cuil gerçekten Google için bir rakip mi?

Written by h'ozerdem on Ağu 1st, 2008 | Files under Genel Yazılar, SEO, İnternet / Bilişim

cuil.jpgBir çok yerde duyduk “killer” kelimesini. İngilizce bir kelime olan “killer” öldüren kişi, katil anlamına geliyor dilimize çevrildiğinde. Tabii işin teknoloji yönünde kimsenin birbirini vurduğu yok, içiniz rahat olsun. Buradaki killer popüler bir teknolojinin veya ürünün benzerinin orjinalinin pazar payını darmadağın etmesi anlamına gelmekte. Eh biraz da öldürmek oluyor tabii ki.

Apple iPod ürününü ilk pazara sürdüğünde, takipçisi olan ürünlerin iPod benzeri özelliklerle “iPod killer” olarak anılmaya başlamasıyla süren bu jargon şimdilerde bazı yabancı sitelerde Cuil için “google killer” denmesi ile devam etmekte.

Tabii benim de doğal olarak ilgimi çekti. Google gibi bir devi yerinden indirmeyi bırakın, şöyle hafifçe kıpırdatalım demek için ciddi bir yenilikle karşımıza çıkması gerekiyordu Cuil’in. Firefox’un adres satırına “cuil.com” yazdığımda karşıma gelen sayfa bana biraz “web2.0″ görünümlü “gugıl benzeri” olarak görünmeye başladı. Tabii arama kutusunun altında yazan “Search 121,617,892,992 web pages” yazısı da ilk başta amanın dedirtir gibi görünmedi değil.

Gelgelelim arama yapmaya başladığımızda nelerle karşılaştık.

Öncelikle sıralamanın nasıl olduğunu algılamak bile düşündürücü bir süreç gerektiriyor. Firmamın sitesi “antalyatasarim.com” adresinin daha ben kayıt etmeden ilk 10′da olması ne kadar keyif verici olsa da sitenin görsel değişiklikle Google rekabetini düşünemeyeceği aşikar.

Ardından ilk iş olarak “Your Privacy” kelimesinin geçtiği yerden Cuil’in kişisel haklara yaklaşımı nasıl diye bir değerlendirmeye giriştim.

Maşallah bu metni hazırlayanlar arasındaki avukatlardan birisini hemen işe almak istedim. Bu denli değişebilir mir metni yazmak her babayiğidin harcı değil. İlk okuduğunuzda sanki tüm haklarınız korunuyor gibi görünse de, aslında kazın ayağı hiç de öyle görünmemekte. Hatta yazıda bu maddelerin Cuil.com tarafından istendiği gibi değiştirilebileceği belirtilmiş ki bu durum içler acısı bir hal alabilir ileride. Hele ciddi popülerliğe ulaşıldığında olası bir hukuki sorunda”Your Privacy” sayfasında ne gibi değişiklikler olur allah bilir.

Önce eğri oturup doğru konuşalım. Google ile uğraşmak her babayiğidin harcı değil. Evet Cuil.com kurucularından bazıları eski Google çalışanlarından, bu da insana bazı projelerin Google’dan sızması ihtimalini hatırlatabiliyor. Ancak sadece sızmakla olacak iş değil.

Cuil.com için “Google Killer” kelimesini kullanacak bir durum yok ortada. Ancak ileride zaman ne gösterir bilinmez.


İyi bir satış sitesi hakkında öneriler…

Written by h'ozerdem on Tem 29th, 2008 | Files under Genel Yazılar, Web Tasarım

Pazarlama konusunda bir kaç önerimiz var…Hepimiz benzer ihtiyaçlarımızı karşılamak için interneti kullanmaktayız. Sonuçta arayışlarımız farklı olsa da kullandığımız yöntemler birbirine benzer durumda. Webmaster tabir edilen kişilerin işleri de bu arayışlarda ortaya çıkmak ile alakalı olunca işin içinde reklamcılığın da katkısı yadsınamaz oluyor.

İnternetin hem iyi hem de kötü bir yönü var.
“Günümüzde herkes ufak bir yatırım ile satışa yönelik bir internet sitesi sahibi olabiliyor.”

İyi yönü iş yapmanın kolaylaşmasından, kötü yönü de bilenle bilmeyenin bir arada aynı kefede olmasından ileri geliyor.

Peki bir sitenin satışa yönlenmesinde önemli faktörler nelerdir?

  • Başlık “Title” tag kullanımı
    Sadece “Ana Sayfa” veya “index” yazılı bir linke tıklar mısınız? Çoğunuz bunu yapmayı düşünmeseniz bile çoğu zaman hazırlanan sayfaların arama sonuçlarında “Ana Sayfa” başlığı ile görünmesioldukça büyük handikap.
  • Açıklama “Description” tag kullanımı
    Arama sonuçlarında başlığın altında gördüğünüz açıklamaların bu tag olduğunun farkındasınızdır herhalde. Bu kelimeyi seçerken sadece açıklama değil, aynı zamanda pazarlayacağınız ürün veya hizmetin de reklamını yapmanız gerekmekte.
    Düşünün ki iki kitap mağazası aynı arama sonuçlarında çıkıyor, ancak ikisi de mağazasında müşterilerine ücretsiz nescafe vermekteyken bunu sadece birisi açıklamasına eklemişse sizce hangisi avantajlıdır?
    Buna benzer örnekler tabii ki çoğaltılabilir, önemli olan tanıtımınızı iyi yapmanızdır.
  • Görsel ögelerin doğru kullanımı
    Bazı makalelerimin daha çok kopyalanıp çeşitli sitelerde kullanıldığını görmekteyim.Peki bu makalelere daha çok ilgi uyandıran nedir diye araştırdığımda, her ne kadar bilgi verme amaçlı bir makale olsa da, makalede kullanılan görsel ögelerin daha dikkat çekici olduğunu farketmek uzun sürmedi.
    Ayrıca tasarımını üstlendiğimiz bir çok internet sitesinde ziyaretçilerin daha çok ürünlerin isimlerine değil, ürünlerin imajlarına tıklamayı tercih ettikleri gerçeğini de belirtelim.
    Pazarlayacağınız ürün veya hizmetin görsel tanıtımını mutlaka doğru ve kuralların dışına çıkmadan yapmanız şart.
  • Örnekler ve demolar
    Diyelim ki bir hazır yazılım satın alacaksınız. Muhakkak bu yazılımın demosunu kullanmayı talep edersiniz.
    Araba alırken test sürüşüne çıkmayanımız yoktur herhalde.
    Bu bağlamda sitelerinizi tasarlarken ziyaretçilerin ürün ve hizmetiniz hakkında muhakkak bir fikir edinebilmesini, satın aldıklarında nasıl bir fayda sağlanacağını anlamalarını sağlamanız gereklidir. Bu iş için sitelerinizde muhakkak alanlarınızı hazırlayın.
  • Satış sonrası hizmet
    Günümüzde bir çok müşterimizin muzdarip olup bizi seçmesinin nedeni bu madde.
    Çevrenizde binlerce web sitesi sahibi eski tasarımcısının cep telefonuna, internet sitesine, adresine ulaşamadığından yakınır.
    Pazarlamanızı yaparken şunu çok iyi belirtin. Ucuz her zaman en iyisi değildir. Ziyaretçileriniz ve müşterilerinize daha önce sizden ürün veya hizmet satan alan müşterilerinizin adreslerini ve hatta onların görüşlerini yansıtan bir alanı gösterin.
  • İrtibatı devam ettirin
    Sizinle görüşmü, ancak sizden herhangi bir alım yapmamış potansiyel müşterileriniz ile irtibatı sakın kesmeyin. Ola ki size tercih ettiği hizmetten memnun kalmamıştır, veya sizinle çalışmak için o dönemi uygun görmemiştir.
    Müşteriler ilgiden hoşlanırlar, her insan gibi. Onları bu ilgiden sakın mahrum bırakmayın.
    Sitenizden size ulaşmış olan ziyaretçilerin mail adreslerini ve telefon numaralarını mutlaka kayıt altında tutun.
  • Yardımcı olun
    Ziyaretçileriniz herşeyi sizin kadar bilmek zorunda değiller. Siz de bu yüzden para kazanıyorsunuz zaten. Onlara pazarlama sonrası yardım etmemeniz belki de hiç işlerine yaramayacak bir ürün veya hizmeti sunmuş olmanız anlamına gelecektir.
    Tabii yardımcı olmaktan bahsederken ne ziyaretçilere, ne de müşterilerinize boyun eğmeyin. Bu durum sınırı çok iyi korumanız gereken bir unsur.

Sonuç olarak iyi bir pazarlama sitesinde aranan unsurlardan bir kısmını bu yazıda açıklamaya çalıştık. Eklemeleriniz olursa memnuniyetle bekleriz.


İnternet Psikolojisi ve Bağımlılık

Written by h'ozerdem on Tem 7th, 2008 | Files under Genel Yazılar, Kişisel Yazılar, İnternet / Bilişim

İnternet Psikolojisi ve BağımlılıkDünyanın yeni bağımlılığı internet. Biz çocuklarımızı sigara, uyuşturucu ve alkol bağımlılığından korumaya çalışırken bu yenilik (aslında uzunca bir süredir varolan bir olgu) oldukça düşündürücü.

Peki nedir internet bağımlılığı. Bir kaynakta aynen şu şekilde özetlenmiş;

“Bilgisayar başında çok fazla zaman harcanması ve bu durumun kullanıcıda, kişisel sıkıntı yaratması.”

Bu bağımlılık genellikle bireysel iletişimde ve çalışma hayatında problemler yaratmakta. Binlerce kişi günümüzde vaktini MSN Messenger ve benzeri yazılımlar ile chat yaparak, internette sörf yaparak ve oyun oynayarak geçirmekte. Destek verdiğimiz bir çok kuruluş elemanlarını çeşitli yazılımlarla takip ettirmekte ve inanın elimize geçen günlük raporlar hiç iç açıcı değiller.

Genel kanı olarak insanların interneti tam amacında kullanmadığını belirtebiliriz. Hoş amaçlarla sonuçlar genelde birbirinden çok uzak kalır insan doğasında fakat bu konuda durum daha da değişik. Araştırmalara göre insanlar internet alışkanlıklarını devam ettirebilmek için arkadaşlarını, işlerini ve hatta ailelerini ihmal ediyorlar. Dahası olmadıkları kişilikler edinip bu kişiliklerin yansımalarını hayatlarında da sürdürmeye çalışıyorlar. Varın siz düşünün sonuçları.

Avrupa Birliği ülkelerinde yapılan bir araştırmaya göre günlük 4 saatten fazla internet kullanımında bulunan kişilerin beyinlerinde dopomin maddesinin daha fazla salgılandığı tespit edilmiş durumda. Dopomin maddesinin aynı şekilde fazla salgılanması kumar bağımlılarında olmakta. Dahası bir çok psikiyatri dergisinde yayınlanan çalışmalar aşırı internet kullanımını, uyuşturucu ve alkol bağımlılığı, kişilik bozuklukları gibi ruh hastalıkları arasında göstermekte.

Halen Amerika Birleşik Devletleri’nde bilgisayar bağımlıları için bir çok rehabilitasyon merkezi bulunuyor. Gününün büyük bölümünü internette geçiren kullanıcıların yardım gördüğü bu merkezlerin açılması da boş yere değil. Psikolog Kimberly Young’a göre aşağıdaki kriterlerden dördünü veya daha fazlasını bulunduran kişiler bağımlı internet kullanıcıları olarak sınıflandırılıyor;

  • Internet’te çok fazla zaman harcadığını hissetme
  • Doyuma ulaşmak için Internet’i daha fazla süre kullanma ihtiyacı duyma
  • Internet kullanımını kontrol edememe
  • Internet kullanımına son verdiğinde veya kesmeye çalıştığında kendini rahatsız ve sinirli hissetme
  • Internet’i, sorunlardan kaçmak veya karamsar ruh halinden kurtulmak için kullanmak
  • Internet kullanımının derecesini gizli tutmak için aileye veya arkadaşlara yalan söylemek.
  • Internet yüzünden tehlikeye atılmak veya önemli bir ilişkiyi, işi, eğitim veya kariyerle ilgili bir fırsatı riske atmak.
  • Internet’e bağlanmadığında içe çekilme, depresyon ve sıkıntı seviyesinde artış
  • Tasarladığından daha fazla süre Internet kullanma

Peki bağımlı mısınız?

En kolay kontrol için tavsiye edilen şu yol. Bilgisayar monitörünüzü kapayıp monitördeki yansımanıza bakın. Ardından günün ne kadar vaktini bu şekilde geçirdiğinizi düşünün. İşyerinizde internet başında geçirdiğiniz saatlere rağmen evinize gider gitmez bilgisayarınıza saldırıyorsanız bağımlılığınız tehlikeli seviyede bulunmaktadır.

Anne babalar için çocuklarının bağımlılığını kontrol etmek için bazı önerilerimiz de var. Aşağıdaki gözlemleri uygulamanızı tavsiye ederiz;

  •  Okula geç kalmasına rağmen bilgisayar başından kalkamama,
  • Aksatmadan her gün internete girmek, girdikten sonra uykusuz kalma pahasına kendini oyundan alamamak
  • Gerçek dünyadan kopup arkadaşlarıyla beraber olmak yerine internette sohbet odalarında sanal arkadaşlıkları tercih etmek,
  • Yemek yemeye giderek daha az zaman ayırmak veya bilgisayar başında bir şeyler atıştırmak,
  • Bilgisayarda çok fazla zaman harcadıkları halde bunu inkar etmek.

Düşündürücü olan diğer bir konu ise 2002′de Türkiye Bilişim Fuarı Raporu. 7-15 yaş arası çocuk ve gençlerin %90 gibi bir oranı interneti sadece eğlence amaçlı kullanmakta. Bu durumun bir başka vahim yansıması ise gençlerin fiziksel egzersiz ve sosyal aktivitelerden uzak kalmaları ile düzensiz beslenme şeklinde olmakta. Tabii karpal tünel sendromu, boyun kaslarında tutulma, uyku düzensizlikleri ve görme kayıplarını da ekleyebiliriz. Tabii ruhsal olarak kişinin daha saldırgan, anlamsız hareketlerde bulunması, her olayı internet üzerinden çözmeye çalışması ve gerçek ortamda yapamadığı bir çok şeyi sanal ortamdaki hayali karakterinde bulunan bir özelliği olarak göstermeye çalışması da eklenebilir.

İnternet psikolojisi uzmanı Dr. Adam Joinson, “Konuşurken birçok duygumuzu vücut diliyle anlatırız. Ancak yazarken tüm duygularımızı daha yoğun ifade ederiz. Bir klavyenin karşısında cinsel konuları açmak daha kolay” demekte. Özgür mekanımız olan zihnimizde istediğimizi düşünür ve hatta yaşarız ancak hiç bir baskı ile karşılaşmaz veya hesap vermek zorunda kalmayız. Hayal gücü sınırsız özgürlüğün yeridir yani. Bu özgürlüğün diğer mekanı olarak bir çok kişi interneti görmektedir. Gerçek hayatta yaptıklarınızın, söylediklerinizin muhakkak bir karşılığı vardır. Ancak sanal ortamda bilgisayarın başına geçilir, istenen kişiye tüm hakaretler edilir ve bilgisayar kapatılır. Ne bir karşılık verilebilinir, ne de bir cevap hakkı vardır ortada. Tabii bağımlı ve sorunlu olmanın temel ögelerinden birisi burada ortaya çıkmaktadır.

Çeşitli sorunları olan insanlar en çok sanal ortamda rahatlamaktadırlar. Burası bir gerçek. Ne yazık ki bu tür kişilerle hepimiz çeşitli zamanlarda muhatap oluruz.  Gerek sosyal içerikli sitelerde, gerek yazışmalarımızda.

Neden mi?

Sanal ortamda denilenlerin karşısında bir söylemle karşılaşsanız bile önemli değildir. Hatta gerçek hayatta bir insanın yüzüne karşı söylemekten çekinilen kelimelerin en çirkinlerini bile söylenir, mesnetsiz atıflarda bulunulur ve bağımlılığın, kişilik bozukluğunun karşılığı olan davranışlar ortaya çıkar.

Peki sanal ortamda bu tür davranışları neler cazip kılar?

Bir şemsiye tamircisi, yazmış olduğu şiirleri incelemesi için Shakespeare’a gönderdiğinde, ünlü yazarın cevabı şu olur: “Dostum siz şemsiye yapın, hep şemsiye yapın, sadece şemsiye yapın.”

İnternet ortamında kendisini şair olarak tanıtan şemsiye tamircilerini yoğun olarak görebilirsiniz. Özellilkle forumlarda konu ile ilgili hiçbir gerçekçi ve bilimsel bilgisi olmadığı halde kendini konu uzmanı olarak tanıtan ve diğer insanlar tarafından onaylanan  bu karakterler, internetin güvenirliğinde bir tehdit unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır.

İşin ilginç noktası bu yalan yanlış bilgiler kısa sürede internet aleminde  kabul görmekte, onaylanmaktadır. Peki bu nasıl gerçekleşmektedir? Bir arkadaşınız size bir zürafa resmi gösterse ve bunun bir zebra olduğunu söylese ne tepki gösterirsiniz? Tabii ki itiraz kaçınılmazdır. Ama sosyal psikoloji, ortadaki görüşü destekleyen insanlar çoğaldıkça itirazın azaldığını söylemektedir. Etrafınızdaki 30 insan, size gösterilen zürafanın, zebra olduğunu söylediğinde çoğu insan bunu onaylar. 1953 tarihinde Solomon Asch tarafından yapılan bir deneyde tahtaya farklı uzunluklarda çizgiler çizilir. Sınıftaki bulunan öğrencilerin görevi farklı uzunluktaki çizgilerin eşit olduğunu söylemektir. Durumdan haberi olmayan kurban konumundaki deneklerin yarıya yakını, çizgilerin eşit uzunlukta olduğunu kabul ederler. Tabi bu arada çoğu denek büyük bir gerginlik hisseder. Özellikle forumlar gibi sitelerde grup büyüdüğünde, o ortamın güvenirliği azalmaktadır.

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü tarafından İzmir ve Mersin’deki 240 internet kullanıcısı üzerinde yapılan “İnternet ve İnternet Yalanları” konulu araştırmanın ilginç sonuçları ise şöyledir. Araştırmaya katılan kişilerin internet üzerinde kendisini tanıtmakta %35′inin yaşını, %32’sinin cinsiyetini, %38′inin mesleğini, %77’sinin adını ve %53′ünün beğenmediği fiziksel özellikleri değiştirdiği görülmüştür. Erkeklerin, kendilerini kadın olarak tanıtmasının sebepleri; daha kolay arkadaş edinmeyi sağlaması ve eğlence olması. Tabii ki kadınların da daha az sarkıntılığa maruz kalmalarıdır. İnternet kullanıcılarının %44’ü, “başka birisi olarak kendimi tanıtmak beni rahatlatıyor” ifadesini kullanmaktadır. İnternet kafe vb. mekanları kullanım amaçları araştırıldığında ise birinci sırada arkadaşlıklar edinme, ikinci sırada sörf yapma, üçüncü sırada ise flört ve e-mail ile haberleşme bulunmaktadır.


Temel AdSense Bilgileri

Written by h'ozerdem on Tem 7th, 2008 | Files under Eğitim, Genel Yazılar, SEO, Web Tasarım, İnternet / Bilişim

Google AdSense LogoGoogle Adsense programının Türkiye’ye açılması, ardından Türkçe içerikli siteleri de kabul etmesi oldukça hoş bir durum. Tabii işin dalaveresinde olan kullanıcıların çokluğu da bu sistemden onay alınmasını oldukça zorlaştırıyor. Her ne olursa olsun Türkiye’de internet kullanımının gelişmesi adına güzel bir gelişme. Bu yazıda bazı temel unsurları paylaşmayı düşünüyorum.

Google AdSense kullanmaya başlamadan önce biraz araştırma yapılması şart. Sallapati bir şekilde sadece bir kaç dolar para kazanayım diye yapılan çalışmaların herhangi bir işe yaramadığını da belirtmekte fayda var. Dahası şunu unutmayın. Google AdSense ile inanılmaz rakamlar kazanmanız gibi hayallere kapılmaya mahal yok. Evet matematiksel olarak bu tür rakamları edinebilirsiniz. Ancak bu kadar çok hit alan bir siteniz varsa gelir elde edeceğiniz çok daha büyük fırsatlarınız olacaktır.

Her zaman olduğu gibi konu hakkında bilgi edinmek için yine Google temel kılavuzunuz olacaktır. Özellikle aramalarınızın tırnak içinde yapılması (ör. “antalya web tasarım”) daha efektif sonuçlar bulmanıza yardımcı olacaktır. Tabii aramada geçmesini istemediğiniz kelimeler varsa “-” ile çıkartmayı unutmayın derim.

Aslına bakarsanız AdSense ile ilgili yine en güvenilir bilgi Google’ın kendi sayfalarında bulunmakta. “Optimizasyon ipuçları” başlığında reklamın sitenize nasıl yerleştirileceğinden, renklerin ayarlanmasına kadar tüm detaylar sade bir şekilde açıklanmış.

Araştırma dönemi sonrası sitenize AdSense reklamlarını entegre ettiğinizde hemen para kazanmak için sabırsızlanmayın. Bir ay boyunca denemeler yapmanızı tavsiye ederim. Bazen sizin için çok etkili görünen bir arama kelimesi aslında hiç de etkili olmayabilir. İşin başı sabır ve devamlı araştırma bunu aklınızdan çıkarmayın.

Reklamları ekledikten sonra reklam alanlarınızda bazı Amerika kökenli hayır kuruluşlarının reklamlarını veya şu reklamları görebilirsiniz.

  • Ay a ayak basan ikinci insan kimdi?
  • Dünyada en hızlı koşan kuş hangisidir?
  • Dünya’ya en yakın yıldızın adı nedir?
  • Kağıt parayı icat eden kimdi?
  • Okyanus ne kadar derindir?
  • Gökyüzü neden mavidir?
  • Güneş ne kadar sıcaktır?
  • Dünya’daki En Büyük Elmasın Adı Nedir?

Korkmayın reklamlarınıza bir şey olduğu yok. Ancak bu reklamlar yerine alternatif reklamlar ekleyebilir ve bu şekilde reklam çıkmadığı anlarda seçtiğiniz bir reklamın çıkmasını sağlayabilirsiniz. Reklam yayınlanmadığı anlarda “alanları birleştirme” ile o alanın görünmemesini sağlayabilir, hatta o alanın tek renk çıkmasını ayarlayabilirsiniz.

Site içeriğinin özgünlüğüne muhakkak dikkat etmelisiniz. Her zaman diyoruz, Google aptal değil, işin hilesini hurdasını kullananlara da pek hoşgörülü davranmıyor. 100 $’lık ödemenizi beklerken hesabınızın iptal olduğu mesajını görmeniz de iç açıcı olmayacaktır.

İçeriği oluştururken Google’da en fazla aranan kelimeleri kullanmak yerine belirli bir konuda devam etmeye dikkat edin. Ayrıca bir site ile uğraşmanız sizin için daha verimli olacaktır. Bu şekilde sitenizi geliştirmeniz daha hızlı olacaktır.

Tabii ki hazırladığını sayfa içeriğiyle ilgili meta tag ve benzeri donelerin kullanımını da göz ardı etmeyin.

İçeriğe reklamın entegrasyonu konusunda dikkat edin. Her tarafı reklamlarla dolu siteleri kimse umursamaz, kimse de tıklamaz. Ama konuyla ilgili doğru yerlerde yayınlanan reklamlar tıklanma oranını arttıracaktır.

Sonuç olarak reklam yapın, paranızı kazanın, ama sırf reklam amaçlı bir site ile sürekli bir gelir etmeniz mümkün olmayacaktır.


Splog nedir? Spam yenir mi?

Written by h'ozerdem on Haz 3rd, 2008 | Files under Genel Yazılar, İnternet / Bilişim

Splog nedir?Spam kelimesinin asıl anlamı 1930′lu senelerde Hormel Foods Corporation tarafından üretilen bir yiyecek. Evet, domuz etine katılan tuz, su, sodyum nitrat ve şeker ile elde edilen bu yiyeceğe Spam adı verilmişti, ancak günümüzde bu yiyeceği bilmemelerine rağmen hem etkin olarak kullanıcılar, hem de mağdurlar tarafından dile getiriliyor.

Çoğumuz spam kelimesini duyduğumuzda çok bilen webmaster kardeşlerimizin mail kutularımıza gönderdikleri saçma sapan e-postaları düşünüyoruz ancak bu sektörün de ufku genişledi. Artık blog sitelerinden de spam yapılıyor. İşte bu noktada Splog deyimi ortaya çıkıyor.

Merak etmeyin Splog kelimesi de bir yiyecek değil, ancak sanal ortamda oldukça hazımsızlık yaratacak bir etken olduğu su götürmez bir gerçek. Splog siteler ilk dönemlerini 2000li yılların başlarında yaşadı ve günümüzde tam anlamıyla bir bilgi kirliliği oluşturmaya devam ediyor.

Bloglar arasında %80 lere varan spam bloglar genellikle Page Rank değeri arttırmak ve reklamlardan kazanç elde etmek amaçlı kuruluyor. Tabii şahsi psikopatlıkların da etkisiyle bir çok blogun da splog sitelere dönüştüğünü de görebilirsiniz. Weblogs.com gibi adreslere ping yollayan blogların %75 gibi ciddi bir oranda splog olduğu söylentisi de işin vehametini gözler önüne sermekte.

Splogları kategorilemek gerekirse şu şekilde bir sıra düşünülebilinir.

Splog ne değildir?Uzman sploglar : Genellikle splog sahibi konular, anahtar kelimeler ve link takası yapılacak siteleri ayarladıktan sonra otomatik içerik üretimi ile spam sanatını icra eder.

Tembel sploglar : Bu kategorideki splogların sahibi popüler sitelerin RSS kaynaklarını kendi blogunda yayınlanan bir yazı gibi otomatik güncellemeye almaktadır.

Aptal sploglar : Bu kategorinin sahipleri internetin en düşük seviyedeki sözümona webmasterları olarak hayatlarını sürdürürler. Otomatik bir sistem kullanmak için gerekli bilgiye sahip olmadıklarından dolayı, internette arama sonuçlarında karşılarına çıkan bir çok yazıyı efsanevi KOPYALA / YAPIŞTIR hamlesiyle kendi sploglarına eklerler.

Uzman splogların içeriğinde genellikle anlamsız ve sık tekrarlanan anahtar kelimeler bulunduğundan ayırt edilebiliyorlar, ancak tembel sploglar standart internet kullanıcısı için farkedilmesi zor sploglar olarak göze batıyorlar. Aptal sploglara sonra değineceğiz.

Tembel sploglar genellikle seçme yazıları barındırdıklarından içerik yönünden zengin durmakta ancak her tarafı reklamla bezenmiş anlamsız animasyon yığınları rahatsız edici boyutlara varabiliyor. Aslına bakarsanız içerik hırsızlığı ile elde edilen haksız bir kazanç için oldukça masum görünen bir açıklama oldu, fakat telif hakları ihlali son derece yaygınlaşmış durumda.

Gelelim aptal sploglara. Genelde bu tür sploglar internetin eğlenceli yönü olan çok bilmiş kişilerin siteleri olarak göze çarpar. PHP Nedir? gibi bir makaleyi kişisel bir sitede yayınlamakta sakınca var mı yok mu tartışılabilinir, ancak bu yazıyı da gidip PHP eğitim sitelerinden kopyalayıp, splogunuza yapıştırıyorsanız durum içler acısıdır. Bu gibi konularda yüzlerce kopyalanmış içerikle siteler oluşturan bu arkadaşların genelde durumu hep içler acısıdır. Çevremiz bu örneklerle dolu. AJAX’tan bahsederken kendi sitelerinde bir tane bile AJAX yaklaşımı bulunmayan, PHP Nedir diye yazıyı sitesine yapıştırıp sadece html uzantıyı php olarak değiştiren, blog yazılımlarına “piyasayı öldürüyor” derken bu yazısını blogspot adresinde yayınlayan sitelere örnek vermemize gerek yok. Blogumda sabahlayan bir arkadaşımızın sitesi buna en güzel örneklerden birisi olarak tarihe geçmek üzere.

Splogların hırsızlığına maruz kalmak istemeyenlerin pek de kaçışı yok gibi. Eğer içeriğiniz iyi ise hedefte olmanız kaçınılmaz ancak herşey bitmiş değil. Splogları ihbar edebileceğiniz siteler de bulunmakta. Bu siteler arama motorları ile işbirliği içinde olarak splogların arama sonuçlarından temizlenmesini sağlıyor.

Peki splog nasıl oluşturuluyor. (Bu noktadan itibaren aptal sploglara rastlamak imkansız zira bir yatırım gerektiren yazılımlardan bahsediyoruz.)

Yanlış duymadınız. Nasıl bloglar bir yazılım ise, splogları da yazılımlar üretiyor. 90 dolardan başlayıp yüzlerce dolara varan bedelleri olan bu yazılımlardan edinen bir kişi bir kaç tıklama ile splogunu yayına sokabiliyor.

Sploglardan örneklerle yazılar devam edecek…