Google Chrome - Yeni browser yazılımı hayırlı olsun!

Written by h'ozerdem on Eyl 4th, 2008 | Files under Haber / Yorum, İnternet / Bilişim


Son zamanlarda bir çok yerde duyduk Google’ın yeni tarayıcı yazılımı Chrome ismini. Google Blog’unda belirtilene göre Google çok daha sade ve hızlı bir yazılım için çalışmalarda bulunmuş. Göründüğü kadarıyla da başarmış. Zira iki gündür kullandığım yazılım oldukça hızlı ve stabil çalışmakta. Ayrıca bir Open Source Project ürünü olması da oldukça güzel.

Google Chrome arkasındaki Chromium Open Source Project sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Google Chrome Kurulumu, Kullanımı ve Özellikleri

Google Chrome için indirilen dosya aslında kurulum dosyası değil, bu dosya kurulumu başlatıp gereken verilerin bilgisayarınıza indirilmesini sağlıyor. Merak etmeyin bu işlem de 1 dakikada bitiyor. Kurulum sonrasında bilgisayarın yeniden başlatılması gibi bir şart bulunmamakta. Ayrıca Firefox ve IE gibi yazılımlardan da verileri alabiliyorsunuz.

Tarayıcı oldukça sade. Herşey Türkçe ve kusursuz bir Türkçe ile karşılaşacaksınız.

Sık ziyaret ettiğiniz internet sitelerine kısayol oluşturabilmeniz hoş bir özellik, diğer tarayıcılarda da olan bu özelliği Google biraz daha ön planda tutmakta. Sayfa denetleme butonuna tıklayın ve açılan menüden “Uygulama kısayolları oluştur” seçeneğine tıklayın. Masaüstüne o anda bulunduğunuz sayfaya ait bir kısayol eklenecektir.

Firefox ve benzeri yazılımların Windows Görev Yöneticisi’nde görülen RAM ve işlemci kullanımları tek kalemde 80 vb megabytelar ile ölçülürken Google Chrome, chrome.exe dosyasını açtığınız her tab için tekrar tekrar çalıştırmakta. Tab başına da 20 - 30 MB civarı bir RAM kullanımı şu anda pek de iç açıcı değil gibi görünse de Google bunu her pencereyi ayrı “sandbox” içinde tutmaktan bahsederek izha etmekte ve gerekçe olarak da bir sayfada oluşacak işlem hatasının tüm yazılımı kapatmaması amacını ortaya sürmekte.

Daha hızlı bir Javascript Engine yaratıldığı belirtilmiş. V8 olarak adlandırılan bu sistem ile henüz diğer tarayıcıların kullanamadığı javascriptleri kullanabilir olacağınız belirtiliyor.

Ağustos 2008′de Mozilla ile ortaklık anlaşması imzalayan Google’ın bu atağı zaten Firefox ve Opera tarafından şamar oğlanına dönmüş olan Internet Explorer’ı ne hale getireceği merak konusu.

Google Chrome’un bazı yönlerden Firefox, bazı yönlerden Safari ile benzerlikleri olduğu aşikar. Hatta “şifreleri kaydetme sekmesi” de oldukça tanıdık gelebilir Firefox kullanıcılarına. Peki şimdiye kadar Firefox browser’e destek veren Google acaba neden yeni bir tarayıcı geliştirdi bunu zaman gösterecek.

Google AdSense ile web yayıncılarına Firefox tavsiye ettirirken, web sitesinde yayınlayan yayıncı her indirme başına Google’den ücret alırken Ağustos ayının son haftasında bu tavsiyenin kalkması biraz ilginç. Hemen ardından da Google, Google Chrome browseri ortaya çıkardı.

Google chrome ile gezdiğimiz sayfalarda kullanılan user Agent bilgisi
Mozilla/5.0 (Windows; U; Windows NT 6.0; en-US) AppleWebKit/525.13 (KHTML, like Gecko) Chrome/0.2.149.27 Safari/525.13 bu şekilde görünmektedir.

Google Chrome, otomatik olarak ilgili sorguları, tarama geçmişin eşleşmeler ve adres çubuğu girişine dayanan popüler web sitelerini önerebiliyor. Adres çubuğuna yazdığınız kelime ile ilgili arama kelimeleri size öneri olarak sunuluyor ve bu sistem için “Google Öneri” hizmeti kullanılıyor.

Hediyeler veya doğum günleri gibi sürprizlerin planlaması için gizli modu kullanmanız söz konusu. Her ne kadar minarenin kılıfı olarak bunu sunsalar da gizli moddayken açtığınız web sayfalarını, tarama geçmişinizde izlenmeyecek şekilde kullanıyorsunuz Google Chrome ile. Gizli pencere kapatıldığında yeni çerezlerin tümü siliniyor.

İnternet sitelerinin olmazsa olmazı formlarda vazgeçilmezlerinden olan textarea kutuları hakkında oldukça güzel bir özellik sunuyor Google Chrome. Formlarda yazıları yazacağımız textarea alanları bazen bize küçük veya fazla büyük gelebilir. Artık bu büyüklüğü kendimiz Google Chrome ile düzenleyebiliyoruz. Textarea kutusunun sağ alt köşesindeki noktalı üçgen kısmına mouse ile gelip ve sürüklememiz yeterli. Tabii bu özelliğe Firefox’da buradan edineceğiniz eklenti ile de sahip olabiliyorsunuz.

Buna benzer bir çok yeni özellikle Google Chrome ilginç ve çekici bir alternatif olarak yola çıktı gerçi ama ileride vazgeçilmez olması söz konusu. Fakat kullanıcılara baştan belirtelim. Şİmdiden yazılımın bir güvenlik açığı ortaya çıktı. Oldukça da büyük bir açık bu. Bir script ile iframe içerisinden dilediğiniz .exe uzantılı dosyanın kullanıcının bilgisayarında çalıştırılabilmesi kadar büyük ve riskli bir açık. Henüz de bir değişiklik yapılmadığını duyuyoruz. Kullanıcıları yazılımın hala “BETA” aşamasında olarak bu adresten edinebilecekleri konusunda da bilgilendirelim.

Google Kısayolları şöyle sunulabilinir.

Ctrl+N Yeni pencere açma
Ctrl tuşuna basın ve bir bağlantıyı tıklayın Bağlantıyı yeni sekmede aç
ÜstKrkt tuşuna basın ve bir bağlantıyı tıklayın Bağlantıyı yeni pencerede aç
Alt+F4 Geçerli pencereyi kapat
Ctrl+T Yeni sekme açma
Ctrl+ÜstKrkt+T Kapattığınız son sekmeyi tekrar açma. Chrome, kapattığınız son 10 sekmeyi hatırlar.
Bağlantıyı sekmeye sürükle Bağlantıyı belirtilen sekmede aç
Bağlantıyı sekmeler arasındaki alana sürükle Bağlantıyı, sekme şeridinde belirtilen konumda yeni bir sekmede aç
Ctrl+1 - Ctrl+8 Rakamın temsil ettiği konumdaki sekmeye gitme. Basacağınız her rakam, sekme şeridinde bir konumu temsil eder.
Ctrl+9 Son sekmeye git
Ctrl+Sekme Sonraki sekmeye git
Ctrl+ÜstKrkt+Sekme Önceki sekmeye git
Ctrl+W veya Ctrl+F4 Geçerli sekmeyi veya pop-up’ı kapat

Adres çubuğu kısayolları

Adres çubuğunda aşağıdaki eylemlerden birini gerçekleştirin:

Bir arama terimi girin Varsayılan arama motorunu kullanarak arama yapın
Web adresinin ‘www.’ ile ‘.com’ arasında kalan kısmını girin, ardından Ctrl+Enter tuşlarına basın Adres çubuğundaki girişinize www. ve .com ekleyerek web adresini açın
Bir arama motoru anahtar kelimesi veya URL girin, Sekme tuşuna basın ve ardından arama terimi girin Anahtar kelimeyle veya URL ile ilişkili arama motorunu kullanarak arama yapın Chrome, kullanmaya çalıştığınız arama motorunu tanırsa Sekme tuşuna basmanızı ister.
F6 veya Ctrl+L Web adresi alanındaki içeriği vurgula
Bir web adresi girin, ardından Alt+Enter tuşlarına basın. Web adresinizi yeni bir sekmede açma

Google Chrome özelliklerini açmak için kısayollar

Ctrl+B Yer imleri çubuğunu etkinleştirme ve devre dışı bırakma
Ctrl+H Geçmiş sayfasını görüntüleme
Ctrl+J İndirilenler sayfasını görüntüleme
ÜstKrkt+Escape Görev yöneticisini görüntüleme
ÜstKrkt+Alt+T Klavye odağını Chrome araç çubuğuna getirme. Araç çubuğunun farklı alanlarına gitmek için klavye üzerindeki sağ ve sol okları kullanın.

Web sayfası kısayolları

Ctrl+P Geçerli sayfayı yazdırma
F5 Geçerli sayfayı yeniden yükle
Ctrl+F5 veya ÜstKrkt+F5 Önbelleğe alınmış içeriği yok sayarak geçerli sayfayı yeniden yükle
Alt tuşuna basıp bir bağlantıyı tıklama Bağlantıyı indir
Ctrl+F Sayfada bul kutusunu açma
Ctrl+G veya F3 Sayfada bul kutusunda girişiniz için sonraki eşleşmeyi bulma
Ctrl+ÜstKrkt+G veya ÜstKrkt+F3 Sayfada bul kutusunda girişiniz için önceki eşleşmeyi bulma
Ctrl+U Kaynağı görüntüle
Bağlantıyı yer imleri çubuğuna sürükle Bağlantıyı yer imlerine ekle
Ctrl+D Geçerli web sayfanızı yer imlerine ekleme
Ctrl++ Metni büyüt
Ctrl+- Metni küçült
Ctrl+0 Normal metin boyutuna dön

Metin kısayolları

İçeriği vurgulayıp Ctrl+C tuşlarına basma İçeriği panoya kopyalama
İmlecinizi bir metin alanına getirip Ctrl+V tuşlarına basma Panodaki içeriği yapıştırma
İmlecinizi bir metin alanına getirip Ctrl+ÜstKrkt+V tuşlarına basma Panodaki içeriği düz metin olarak yapıştırma
Metin alanındaki içeriği vurgulayıp Ctrl+X tuşlarına basma İçeriği silme

Google Chrome Browser’ı buradan indirebilirsiniz.

Google Chrome hakkında tanıtım videosunu ne yazık ki Youtube’a erişimde hala sorunlar yaşayanlar olduğundan sitemizden yayınlıyoruz.

Get the Flash Player to see the wordTube Media Player.

Google Chrome tanıtım çizgi roman şeklinde yapılmış. İngilizce olarak siteden yayınlanmış. Buradan da inceleyebilirsiniz.


Microsoft Excel için 95 adet püf noktası…

Written by h'ozerdem on Ağu 18th, 2008 | Files under Eğitim

excel-logo.jpgİnternette bulduğum ve bir çok kişinin işine yarayacağını düşündüğüm bir kaynak.

İçerikte bulunan maddeler aşağıda sıralandığı gibidir;

1-OTOMATİK KAYDETME
2-ÜST VE ALT BİLGİ
3-SAYILARI BİÇİMLEME
4-PARA BİRİMİNİ DEĞİŞTİRME
5-DEFAULT AYARLARINI DEĞİŞTİRMEK
6-Excel Sayfasız Açılsın.
7-ONDALIK VE BASAMAK AYRAÇLARI.
8-SAYFALARA İSİM VERMEK
9-ÖZEL DÜĞMELER EKLEMEK.
10-EXCEL’İN DOSYA AÇ KLASÖRÜYLE AÇILMASI: 5
11-BULUNAN DEĞERLERİ BAŞKA HÜCRELERDE KULLANMA: 5
12-HATA MESAJLARININ ANLAMI
13-BÜYÜK KÜÇÜK HARF DEĞİŞİMİ
14-OTOMATİK DOLDURMA
15-SEÇİLİ SÜTUNU BAŞKA SÜTUNA TAŞIMA
16-BİRİM DÖNÜŞTÜRME
17-HÜCRE ORTASINA ÇİZGİ ÇİZMEK
18-HÜCREYİ METNE UYDURMAK.
19-ÇOK UZUN SAYFALAR.
20-OTOMATİK TOPLAM.
21-ENTER TUŞUNU KONTROL EDİN.
22-HIZLI KOPYALAMA.
23-FORMÜL KOPYALAMA.
24-BÜYÜK ALANLARI SEÇMEK.
25-EXCEL’DEN WORD’E TABLO AKTARMA
26-Bazı tablolarımız, sayfayı yatay konuma getirsek bile sayfaya sığmıyor. Ne yapmalıyız?
27-Hücrenin içinde birden fazla satır kullanmanın yolu nedir?
28-İki farklı sayfadaki hesap tablolarımı raporumuzun tek sayfasına nasıl bastırabiliriz?
29-SEÇİMİN VAZİYETİ.
30-BAŞLIK ORTALAMA.
31-TABLO YAPIŞTIRMA.
32-WORD’DEN EXCEL’E TABLO.
33-EXCEL’DE BİR GRAFİĞİ NASIL ÇİZDİRİRİZ?
34-RAKAMLARIN EN YAKIN TAM SAYIYA YUVARLANMASI
36- Makroları tüm kitaplarda geçerli kılmanın yolu
37-Formül (işlev) kullanarak yaptığım hesapların, formül olarak değil, rakamsal değer olarak görünmesini istiyorum
38-DİKİNE BAŞLIKLAR KULLANMAK
39-OTOMATİK BİÇİM
40-ROMEN RAKAMLARI
41-HÜCRE DEĞERİNİ ARTTIRIP AZALTACAK DÜĞMELER
42-EXCEL İÇİNDE HESAP MAKİNASI
43-EXCEL SAYFALARINI BİRLEŞTİRMEK
44-SÜTUNLARI SATIR OLARAK KOPYALAMAK
46-EXCEL VE SERİLER
47-ÇALIŞMA SAYFALARINA KOLAY ERİŞİM
48-EXCEL GRAFİKLERİNE YENİ DEĞERLER EKLEMEK
49-KOMUTLARI DÜĞMELEŞTİRMEK
50-EXCEL BELGELERİNDE VURGULAMA
51-WORD VE EXCEL DOSYALARINA ŞİFRE
52-EXCEL’DE FONT LİSTELERİ
53-TÜRKÇE KARAKTER PROBLEMLERİNDEN BIKMADIK
54-EXCEL TABLOLARI VE DEĞERLER
55-ÇALIŞMA SAATLERİ GRAFİĞİ
56-EXCEL’DE KILAVUZ ÇİZGİLERİ
57-TABLOLAR KULLANMA
58-KÜÇÜK OFFICE PÜFLERİ
59-MAKROLARI DÜĞMELERE DÖNÜŞTÜRMEK
60-SAYFALAR ARASINDA HIZLI GEÇİŞ
61-OTOMATİK PARÇA İSMİ
62-ONU BUNA ÇEVİRMEK
63-BOŞ HÜCRELERİ KONTROL ETMEK
64-NE OLACAK BU VERİLERİN HALİ
65-OTOMATİK TOPLAMA
66-HÜCRELERİ OTOMATİK OLARAK DOLDURMA
67-KÜÇÜK KÜÇÜK NOTLAR
68-SATIRLARI İSTİLA EDEN DEĞERLER
69-KLASÖRLERİNİZLE ÇALIŞIRKEN BEŞ PÜF NOKTASI
70-ALANLARA İSİM VERME
71-FORMÜL GİRMENİN KOLAY YOLU
72-EĞER İŞLEVİNİN KULLANILMASI
73-BİR SÜTUNDA KAÇ TANE (EĞERSAY İŞLEVİ)
74-UZUN İSİM VERMEYİN
75-ORTALAMAYA YAKIN SAYI
76-HÜCREYE BİR SATIRDAN FAZLA YAZMAK
77-SIRALI DEĞERLERİ OTOMATİK DOLDURMA
78-HÜCRE ÇİZGİLERİNİ GÖSTERMEK/GİZLEMEK
79-DÜĞMELERİN TANIMLARINI DEĞİŞTİRMEK
80-EXCEL’DE SIFIR ATMA
81-EXCEL DİZİ FORMÜLLERİ İLE SEÇİLİ VERİLERİN ÖZETLENMESİ
82-WORD VE POSTA LİSTELERİ
83-EXCEL DOSYALARINIZI HTML OLARAK KAYDETMEK
84-GRAFİK YARATMAK
85-GRAFİK TÜRÜ SEÇMEK
86-MAKROLARI TÜM KİTAPLARDA ETKİN KILMAK
87-VERİLERİ SIRALAMAK VE SÜZMEK
88-HESAPLAMA SONUÇLARININ RAKAMSAL DEĞER OLARAK GÖRÜNTÜLENMESİ
89-HESAPLAMA SONUÇLARINI BAŞKA SAYFALARDA KULLANMAK
90-EXCEL’İ SAYFASIZ AÇMAK
91-OTOMATİK DOLDURMA
92-OTOMATİK SÜZME
93-SÜTUNLARI SATIR OLARAK KOPYALAMAK
95-ZAMAN GRAFİĞİNİN EĞİLİMİ

Read more..


Maksat makale olsun…

Written by h'ozerdem on Ağu 16th, 2008 | Files under Genel Yazılar, Haber / Yorum, SEO, İnternet / Bilişim

google.jpgİnternetin getirdiği en önemli fayda “bilgiye kolay ulaşım” iken bir sorunu da beraberinde taşıdı hayatımıza.

“Bilgi Kirliliği”
Herkesin, her konuda kolaylıkla ahkamlar kesmesini sağlayan bu durum, yalan yanlış ne varsa internette bilgi gibi paylaşılmasını sağlamakta.

Son karşılaştığımız bir örnekte ise neredeyse “Lost” dizisinin senaryosu olabilecek bir hayal gücüne şahit olduk arkadaşlarla.

Makalenin orjinali İngilizce, Türkçeleştirip gerçekmiş gibi sunulan halini, şu şekilde (açıklamalarla) sunmakta fayda var.

Google arama motoru efsanesinin kökleri biizm bildiğimizin aksine 1990′lı yılların ortasına değil, ondan çok daha eskilere yani Almanların 1. dünya savaşı sonrası 1923 yılında kurduğu Googel Cars & Co. şirketine dayanmaktadır. Şirketin ürettiği yarış otomobillerinden birisinin 1931 yılındaki alman ulusal yarış şampiyonasında feci bir kaza yapması neticesinde Google şirketinin iflasını açıklanmış ve bu marka adı 20 yıl kadar ortalıkta görünmemiştir..

Öncelikle bu firma hakkında bir araştırma yapalım dedik, ancak dünya tarihinde bu isimle bir firma bulunmadığı bariz bir gerçek. Hadi bunu geçelim, 1931 senesinde bahsi geçen Alman Ulusal Yarış Şampiyonası’ndan kastedilen yarışın ne olduğunu merak ettik doğrusu. Araştırdığımızda 1931 senesinde Almanya’da yapılan yarış büyük ihtimalle “1931 Alman Grand Prix” ve Wikipedia‘da bulunan bilgilere göre pek de inandırıcı gelmiyor.

1953 yılında New York’lu terzi Thomas Rafner Jr. çalıştığı sektörü değiştirmeye karar vererek “Barney Google” adında bir turizm şirketi kurmuş ve şirketin logosunda ise bir at kullanmıştır. Bu şirketin sloganı ise “Google- Büyük elmayı bir ısırışta ye” anlamına gelen “Google - The Big Apple in One Bite” mottosuydu. Saç kesiminden şehir içi turlara kadar çok değişik alanlarda faaliyet gösteren bu şirket daha sonraları 1970 lerde teknoloji sektörüne de ayak basacaktı. Şirketin yeni faaliyet alanı yabancılara servis yapacak ilkel bir arama motoru yazılımının geliştirlmesiydi.

İlginç. Hatta çılgınca. Bu denli büyük bir firmayı kurmuş, ve tarihe iz atmış bir kişi hakkında bilgilere nedense hiç bir yerde ulaşamıyorsunuz. Dharma’ya benzeyen bir şirket sanırım. Adaları da vardır şimdi bu arkadaşların. 1970′lerde bu tür bir arama motorunun yazılımının geliştirilmesi biraz zor olurdu sanırım. Zira bu tür işler o dönemlerde rehber kitaplardan zaten yapılmaktaydı.

Massachusetts Yüksek Teknoloji Enstitüsü ile yapılan işbirliği neticesinde elektronik şehir rehberi programı hazırlamaya karar verilmesiyle New york şehrindeki bulunması zor yerler ve Anahtar kelime arama sistemi ilk defa 1974 yılında şirket tarafından ticari manada uygulamaya konulmuştur. Bu sistemin gelişmiş bir versiyonu daha sonra Nobel ödülüne aday gösterilmiştir. Yani diğer bir deyişle günümüzde Googling adı verilen arama motoru dizaynının ilk sürümünün 1979 daki atası olan teknolojiye First Generation Googling (FGG) adı verilmiştir.

1974 senesinde bu tür bir çalışma hiçbir kayıtta görünmüyor. İlk e-posta yollanmasının 1971′de olduğunu göz önüne alırsak sizce bu tür bir çalışma tarihe geçmez miydi? Yoksa MIT çok mu fazla mütevazi?

Google arama teknolojisinin IBM tarafından 1984 IBM tarafından satın alınmasına kadar geçen sürede bu teknoloji yatırımcıların pek dikkatini çekmemiştir. 1988, yılında Google Inc. National Security Agency yani Amerikan Ulusal güvenlik Ajansı tarafından satın alınmasıyla kullanım amacı daha çok istihpari faaliyetlere kaymıştır. Ajansın bu yazılım hakkındaki sır saklama eğilimleri nedeniyle Google ismini satın almayı bile unutmuş ve 1991 yılında sembolik bir fiyata Peter-Paul Sovri tarafından isim ve patent hakları satın almıştır.

IBM 1984 yılında klavyelerindeki hataları düzeltmekle meşgul iken tarihe geçecek bu buluşu almış. Hatta IBM gibi bir devin aldığı bu destansı iş nedense kimsenin ilgisini bile çekmemiş. Dahası ne kadar doğrudur bilinmez ama NSA ile Google arasında bir bağlantının olup olmadığı hala tartışma konusuyken madem bu denli bilgi sahibisiniz gösterin evrakları, kaynağı da tarihe geçirin isminizi.

Ayrıca şu konuda hemfikirim. Amerika’nın bir çok istihbarat hatası yaptığını kendileri de kabul ediyorlar ama bu kadarı da komik olur. Yok efendim Google ismini satın almayı unutmuş. Ardından da Peter-Paul Sovri (bkz. Google aramalarında sadece 3 sayfada ismi var) nasıl uyanık bir adammış ki bu ismi satın almış. Biraz yavaş :)

1990 ların ortasında World Wide Web fikrinin ve atılımının yaygınlaşmasıyla üvey oğlu Larry Page, ve oğlunun arkadaşı Sergey Brin, tarafından günümüzde bildiğimiz Google web arama motoru geliştirilmiş veya icat edilmiştir.

Üvey oğlu? Yahu Larry Page’in babasının ismi “Carl Victor Page” ve annesinin ismi “Gloria Page”. Biraz usturuplu sallasanız. Bakın Wikipedia sayfasına.

Yazının devamını sadece bilgi için verelim, gerisini araştırmaktan vazgeçtik. Sadece şahsi yorumlarımızı sunuyoruz. Arkadaşlara bu denli bir hayalgücü hakkında saygılar!

Site ziyaretçileri zamanla artmaya başlamış ancak P.P. Sovri nin 1998 yılında trajik ölümüyle Google arama motoru çalışmaları Sovriye adanmıştır.Diğer arama motorlarından daha iyi sonuç verebilmek amacıyla 20,000 internet aşığı ispanyol gencinden yardım alınmış bu gençlere 2 milyar web sayfasının tektek inceletilerek safya kalitelerini 1 den 10 a kadar numaralandırmak suretiyle tespit etmeleri istenmiştir. Binlerce gencin 2 ay boyunca uykusuz kalarak harcadığı performans sonucunda google arama motorunun bugünkü algoritmasının temeli atılmıştır. Bu çılgın fikir, Bring ve Page’in yıllar sonra milyarder olmalarını sağlayacaktır.

20bin internet aşığı İspanyol genç! Vay anasını. Evet Google ilk denemelerinde bir çok beta tester tarafından kullanıldı, hatta bunların arasında “hispanik” dediğimiz İspanyol kökenli kişiler de vardı, ama bu kadar da değildi. Hem neden sadece İspanyol? Onu da açıklasaydınız bari.

Günümüzde on milyarlarca web sayfası google SEO tarafından indekslenmiş durumdadır ve ortalama günlük 300 milyon arama yapmaktadır. , Gördüğünüz gibi Kastlowski’nin arabalarından günümüze oldukça uzun ve zorlu bir yol katedilmiştir. Her ne kadar 70′li yıllardan beri devam eden arama motoru fikrinin günümüzde geldiği mesafe inanılmaz görünse de gelecekte google markasının daha akıl almaz işleri yapacağını düşünmekteyim. Ayrıca Google SEO işine uzun bir süre yani google.com un popülaritesinin devam ettiği müddetçe devam edeceğimizi ummaktayım

Ummaya devam etmenizi tavsiye ederim. Evet Google daha da devam edecek yoluna ancak geçmişi hakkında bu denli uçuk (!) bir senaryo konusunda sizi başta belirttiğim gibi Lost dizisinin senaristleri arasına almak lazım. Bravo arkadaşlar! Sonuç olarak imla hatalarını bırakın bu denli mesnetsiz sallamaların da internette yer aldığını unutmamak lazım. Ayrıca bu çeviri için zaman harcayan arkadaşlarımıza da teşekkürler. Onlar da umarız her okuduklarını doğru olarak algılamaktan vazgeçerler.

Her sunulan doğru değil bu sanal alemde. Lütfen okuduğunuz her konuda kaynak araştırmasını yapmayı unutmayın.

Not: Yazının orjinaline link vermekte oldukça hassasız ancak arkadaşların deşifre olmalarına pek gerek yok. Ayrıca yazının ingilizce orjinalini http://blogoscoped.com/history/google.html adresinde görüntüleyebilirsiniz.


Amerika gümrüklerinde dizüstü bilgisayarlara ciddi gözaltılar yapacak!

Written by h'ozerdem on Ağu 4th, 2008 | Files under Genel Yazılar, Haber / Yorum, İnternet / Bilişim

dizustu-guvenligi.jpgSık yolculuk yapıp, yolu ABD’ye düşenler dikkat!

Amerika Birleşik Devletleri hükümeti yeni yürürlüğe koyduğu bir kararı ile gümrük işlemlerinde dizüstü bilgisayarlarınızı, harici bellek cihazlarınızı, mp3 çalarlarınızı ve hatta cep telefonlarınızı incelemeye alabilecek.

Cihazlardaki dosyaları ve içeriğe bakmalarına izin veren bu düzenleme aynı zamanda hükümet yetkililerinin diğer hükümetlerle anlaşmalı olarak bu bilgilerin tercüme edilmesi hakkını da sağlamakta.

Kanunun uluslararası terörizm, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı gibi bir çok illegal eyleme karşı olduğu belirtiliyor. Ancak Senatör Russ Feingold tarafından yapılan açıklamada kanunun getirdiği araştırma yetkisinin, el koyma yetkisine de yol açmasından bir şikayet söz konusu.


Popüler web sitesi için 50 tavsiye…

Written by h'ozerdem on Ağu 2nd, 2008 | Files under Genel Yazılar, SEO, Web Tasarım, İnternet / Bilişim

web-tasarim-populer.jpgListeler hazırlamak zor iş. Muhakkak bir yerlerde eksikler oluşuyor. Bu yazıda elimden geldiğince “internette görünürlük” konusunda ipuçları vereceğim.

  1. Yeni bir sayfa veya içerik oluşturuyorsanuz Digg, Reddit ve Netscape gibi bazı social bookmarking sitelerine bildirmeyi unutmayın.  23 Top Social Bookmarking sites linkinde bulacağınız sayfalar işinizi görecektir.
  2. Sitenizin konusu ile ilgili bir Yahoo Group kurmanız işe yarayacaktır.
  3. Bir MySpace sayfası ile sitenizin popülerliğini arttırabilirsiniz. Sitenizdeki içerikleri bu sayfadaki bloglarda yayınlamanız da işe yarar.
  4. Del.icio.us bookmarklarına kendinizi eklemeniz tavsiyemdir. Hatta kendinize güveniyorsanız bir “Del.icio.us” butonu da kullanabilirsiniz.
  5. Bir Technorati hesabı oluşturun ve blogunuzu duyurun.
  6. Sitenizi kayıt edebileceğiniz bir çok directory site bulunmakta. Bunlara üye olmak için beklemenize de gerek yok. İşe yarar bir listeyi Info Vilesilencer adresinde bulabilirsiniz.
  7. Sitenizde bulunacak bir anket popülerliğinizin artmasını sağlayacaktır. Anket dediysek, teknolojik yazıların olduğu bir sitede “Bu sene kim şampiyon olur” tadında bir saçmalama olmasın lütfen.
  8. Siteniz için Gumtree adresinden ücretsiz ilan verebilirsiniz.
  9. Sitenizin içeriğini güncellemek için RSS feedleri kullanın.
  10. Sitenizin RSS feed yayınını FeedBurner, Squidoo, Feedboy, Jordomedia, FeedBomb, FeedCat, rssmad, feeddirectory ve feedfury gibi sitelere yapmanız oldukça işe yarayacaktır.
  11. Sitenizin içeriği ile alakalı gerçek(!) bir makale yazın ve işe yarar bir sitede yayınlanmasını sağlayın.
  12. StumbleUpon üyeliğinizi başlatın ve arkadaşlarınızın sizi “Stumble’lamasını” sağlayın.
  13. Özelleştirilmiş bir 404 sayfası ile hatalı aramalardan bile sitenize girildiğinde içeriğinizin yayınlanmasını sağlayabilirsiniz.
  14. Özelleştirilmiş 301 redirect işlemi ile www başlıklı olmayan adreslerden ulaşım sorunu ihtimalini ortadan kaldırabilirsiniz. 301 redirect ile ilgili bilgiye bu linkten ulaşabilirsiniz.
  15. Üyesi olduğunuz forum ve sitelerde imzalarınızda sitenize link kullanın. (İzin verildiği sürece!)
  16. Sitenizdeki imla hatalarını düzeltin. Kimse WEPMAZTER’ları iplemiyor emin olun. Wep Desing gibi saçmalamalar sadece sitenizi komik duruma düşürür. Yazmayı beceremeyeceğiniz kelimeleri hiç kullanmayın. Platform yerine platfrom yazabilirim diyorsanız şekildeki gibi alay konusu olmanız an meselesi olabilir.
  17. Sitenizi çeşitli browser yazılımları ile muhakkak test edin.
  18. Üç kuruş için kötü bir sunucu seçmeyin. İşinize yarayacak bir hosting edinin. Kimse yavaş sayfaları sevmiyor.
  19. Page Rank kaygısı ile yaşamayın. Bir siteyi Page Rank ile ölçmek bir kadın yazarı vücut ölçüleri ile değerlendirmeye benzedi artık.
  20. Bir hizmeti veya bir ürünü ücretsiz sunun. Bedava olan her zaman ilgi çeker.
  21. Arkadaş, eş, dost toplantılarında sitenizden bahsetmeyi unutmayın. Kimin ne zama, hangi siteyi ziyaret edeceğini bilemezsiniz.
  22. Ziyaretçilerin size ulaşması için çeşitli yollar sunun. MSN, Skype, iletişim formu, telefon, adres gibi…
  23. Sitenizi Craigslist sisteminde yayınlayın. Ücretsizdir.
  24. FRAME KULLANMAYIN!
  25. Sitenizin DMOZ.org üyeliğini yapın. Biraz zaman alır ama inanın buna değer.
  26. Bir XML sitemap oluşturun ve Google‘a bildirin.
  27. İletişim sayfanızda haber bülteninize üye olma fikrini sunun.
  28. Bir haber bülteni yayınlayın. Spam mail yapmamak şartıyla!
  29. Seminerlere katılmaya özen gösterin.
  30. Konunuzla ilgili bloglarda (sitenize link vererek) yorumlar ekleyin.
  31. Sakın kimseye sitenizi arama motorlarına kaydetmesi için para vermeyin. Tamamen ziyandır!
  32. YouTube ve Google Video viral kampanyalar yaratmak için ideal yerlerdir. Wired’da bulunan How To Make Your Own Viral Hit makalesi işe yarayacaktır.
  33. Bir eKitap yayınlamak sitenizin isminin duyulması için oldukça iyi bir yoldur.
  34. Bir Wordpress teması (veya benzeri) yaratın ve sitenize link verilmesi koşulu ile ücretsiz dağıtın.
  35. Java ve ActiveX kullanımından uzak durmaya özen gösterin.
  36. Ziyaretçilere indirebilecekleri bazı içerikleri sunmak işe yarayacaktır.
  37. CSS öğrenin!
  38. Wikipedia’da bilgi paylaşımına katkıda bulunun.
  39. www.yourdomain.com/pgInfoPages.cfm?cx=50799399822B gibi adresler yerine SEO uyumlu adresler kullanmaya özen gösterin.
  40. İlla flash giriş kullanacaksanız, “introyu geç” linki bulundurmayı unutmayın.
  41. Yerel medya sizden haberdar olsun. Bir çok yerel gazete haber aramaktadır ve hiç ummadığınız bir yazınızı bile haber yapabilirler.
  42. W3C standartlarına uyun. Uzun vadede işinize yarayacaktır.
  43. “Arkadaşıma gönder” seçeneğini muhakkak bulundurun. İşe yarayacaktır.
  44. Squidoo‘da siteniz için bir “lens” oluşturun.
  45. Müşterilerinizin mailine muhakkakerken cevap verin. Kimse bir cevap için 3-4 gün beklemiyor.
  46. Diğer sitelere link vermekten çekinmeyin.Tabii konunuzla alakalı ve saygın bir içeriğe sahipse.
  47. Çalıntı içerik kullanmayın.
  48. Bir ürün satıyorsanız RSS’ini Froogle’a kaydetmeyi unutmayın.
  49. Sitenizin her tarafını reklamla donatmayın.
  50. Alıntı yaptığınızda, alıntı yapılan yere link vermeyi unutmayın.


Cuil gerçekten Google için bir rakip mi?

Written by h'ozerdem on Ağu 1st, 2008 | Files under Genel Yazılar, SEO, İnternet / Bilişim

cuil.jpgBir çok yerde duyduk “killer” kelimesini. İngilizce bir kelime olan “killer” öldüren kişi, katil anlamına geliyor dilimize çevrildiğinde. Tabii işin teknoloji yönünde kimsenin birbirini vurduğu yok, içiniz rahat olsun. Buradaki killer popüler bir teknolojinin veya ürünün benzerinin orjinalinin pazar payını darmadağın etmesi anlamına gelmekte. Eh biraz da öldürmek oluyor tabii ki.

Apple iPod ürününü ilk pazara sürdüğünde, takipçisi olan ürünlerin iPod benzeri özelliklerle “iPod killer” olarak anılmaya başlamasıyla süren bu jargon şimdilerde bazı yabancı sitelerde Cuil için “google killer” denmesi ile devam etmekte.

Tabii benim de doğal olarak ilgimi çekti. Google gibi bir devi yerinden indirmeyi bırakın, şöyle hafifçe kıpırdatalım demek için ciddi bir yenilikle karşımıza çıkması gerekiyordu Cuil’in. Firefox’un adres satırına “cuil.com” yazdığımda karşıma gelen sayfa bana biraz “web2.0″ görünümlü “gugıl benzeri” olarak görünmeye başladı. Tabii arama kutusunun altında yazan “Search 121,617,892,992 web pages” yazısı da ilk başta amanın dedirtir gibi görünmedi değil.

Gelgelelim arama yapmaya başladığımızda nelerle karşılaştık.

Öncelikle sıralamanın nasıl olduğunu algılamak bile düşündürücü bir süreç gerektiriyor. Firmamın sitesi “antalyatasarim.com” adresinin daha ben kayıt etmeden ilk 10′da olması ne kadar keyif verici olsa da sitenin görsel değişiklikle Google rekabetini düşünemeyeceği aşikar.

Ardından ilk iş olarak “Your Privacy” kelimesinin geçtiği yerden Cuil’in kişisel haklara yaklaşımı nasıl diye bir değerlendirmeye giriştim.

Maşallah bu metni hazırlayanlar arasındaki avukatlardan birisini hemen işe almak istedim. Bu denli değişebilir mir metni yazmak her babayiğidin harcı değil. İlk okuduğunuzda sanki tüm haklarınız korunuyor gibi görünse de, aslında kazın ayağı hiç de öyle görünmemekte. Hatta yazıda bu maddelerin Cuil.com tarafından istendiği gibi değiştirilebileceği belirtilmiş ki bu durum içler acısı bir hal alabilir ileride. Hele ciddi popülerliğe ulaşıldığında olası bir hukuki sorunda”Your Privacy” sayfasında ne gibi değişiklikler olur allah bilir.

Önce eğri oturup doğru konuşalım. Google ile uğraşmak her babayiğidin harcı değil. Evet Cuil.com kurucularından bazıları eski Google çalışanlarından, bu da insana bazı projelerin Google’dan sızması ihtimalini hatırlatabiliyor. Ancak sadece sızmakla olacak iş değil.

Cuil.com için “Google Killer” kelimesini kullanacak bir durum yok ortada. Ancak ileride zaman ne gösterir bilinmez.


Mojave Experiment… Vista’yı beğenmişiz de haberimiz yokmuş…

Written by h'ozerdem on Ağu 1st, 2008 | Files under Genel Yazılar, İnternet / Bilişim

mojave.jpgEvet herkes duydu ilk önce şehir efsanesi tadında başlayan Microsoft’un Mojave deneyini.

Peki neydi bu deney?

“Hala bir türlü beğendirilemeyen Vista’nın negatif yönleri üzerinde durularak bir video oluşturuldu ve belli bir Windows XP kullanıcı topluluğuna seyrettirildi. Topluluktan Vista ile ilgili görüşleri alındıktan sonra Mojave adında bir işletim sistemi gösterildi. İşletim sisteminden yüzde 90 pozitif görüş alındıktan sonra Mojave’nin aslında Vista olduğu açıklandı.”

Ardından bunun gerçek olduğu hatta bu projenin internet sitesinin de yayına girdiği haberi çıktı piyasada. The “Mojave Experiment” web sitesine buradan ulaşabiliyorsunuz. Siteyi arkadaşlarla incelerken bazen epey güldüğümüz anlar da oldu, düşündüren kelimeler de. Bu denli gülmemize neden olan bir işletim sisteminin kullanımı hakkında değil de, görüntüleri hakkında insanların yorum yapması oldu.

“Araba alırken sadece reklamlarını seyredip mi alıyoruz sanıyorlar?” dedi bir arkadaşım…
Öyle ya. Hangi reklamda veya tanıtımda bir firma ürününü kötüler? Bir işletim sisteminin görsel güzelliğinden ziyade stabil çalışması gibi unsurlar ön plandadır diye düşünüyorduk. Ardından bir soru daha geldi.

“Hangi sunucuda şirin wallpaperlar veya görsel temalar kullandık be hocam?” dedi aynı arkadaş…

Videolarda genelde görsel özelliklerden ve hızdan bahsedilirken her nedense hiç bir kullanıcının bilgisayar kullanmamış olması, sadece izledikleir hakkında yorum yapmaları çok ilginç.

Microsoft’un bu tutumuna anlam vermek de güç geliyor. PCWorld’den Levent Polater’in yazısında belirttiği gibi;

Microsoft’un Vista’yı aldırmaya yönelik bu çabaları sonuçsuz kalacak gibi görünmüyor, ancak zaten 140 milyon satmış ve çoğu yeni laptop ve masaüstü bilgisayarların zaten işletim sistemlerinin Vista olarak satılmasına rağmen Microsoft’un bu açgözlülüğünü anlamak zor görünüyor. Windows 7′ye geri sayım yapılan şu günlerde XP kullanıcısıysanız ve alışmışsanız Vista’ya geçmenin şu anda bizce hiçbir nedeni yok.

Bu sözlere katılmamak elde değil. Hele her açtığınızda güncelleme yüklemelerinden internet sitelerini gezemez olduğunuz bir işletim sisteminin güvenilirlik ve düzgün çalışma konularında biraz daha vakite ihtiyacı olduğu su götürmez bir gerçek.

“Neden mi Vista’ya karşıyız?” derseniz kimse Vista’ya karşı değil. Teknolojinin bu denli hızlı geliştiği bir devirde hangimiz ona buna karşı olabiliriz ki? Sadece anlamsız olur. Asıl sorun elimizde halen kullandığımız işletim sistemlerimizden temel anlamda hiçbir farkı olmayan, neredeyse sadece görsel yönden zenginleştirilmiş, inanılmaz derecede işlemci ve hafıza zorlayan, her yazılımı stabil çalıştıramadığınız başka bir işletim sisteminin bize zorla dayatılması oldukça rahatsız edici.


İyi bir satış sitesi hakkında öneriler…

Written by h'ozerdem on Tem 29th, 2008 | Files under Genel Yazılar, Web Tasarım

Pazarlama konusunda bir kaç önerimiz var…Hepimiz benzer ihtiyaçlarımızı karşılamak için interneti kullanmaktayız. Sonuçta arayışlarımız farklı olsa da kullandığımız yöntemler birbirine benzer durumda. Webmaster tabir edilen kişilerin işleri de bu arayışlarda ortaya çıkmak ile alakalı olunca işin içinde reklamcılığın da katkısı yadsınamaz oluyor.

İnternetin hem iyi hem de kötü bir yönü var.
“Günümüzde herkes ufak bir yatırım ile satışa yönelik bir internet sitesi sahibi olabiliyor.”

İyi yönü iş yapmanın kolaylaşmasından, kötü yönü de bilenle bilmeyenin bir arada aynı kefede olmasından ileri geliyor.

Peki bir sitenin satışa yönlenmesinde önemli faktörler nelerdir?

  • Başlık “Title” tag kullanımı
    Sadece “Ana Sayfa” veya “index” yazılı bir linke tıklar mısınız? Çoğunuz bunu yapmayı düşünmeseniz bile çoğu zaman hazırlanan sayfaların arama sonuçlarında “Ana Sayfa” başlığı ile görünmesioldukça büyük handikap.
  • Açıklama “Description” tag kullanımı
    Arama sonuçlarında başlığın altında gördüğünüz açıklamaların bu tag olduğunun farkındasınızdır herhalde. Bu kelimeyi seçerken sadece açıklama değil, aynı zamanda pazarlayacağınız ürün veya hizmetin de reklamını yapmanız gerekmekte.
    Düşünün ki iki kitap mağazası aynı arama sonuçlarında çıkıyor, ancak ikisi de mağazasında müşterilerine ücretsiz nescafe vermekteyken bunu sadece birisi açıklamasına eklemişse sizce hangisi avantajlıdır?
    Buna benzer örnekler tabii ki çoğaltılabilir, önemli olan tanıtımınızı iyi yapmanızdır.
  • Görsel ögelerin doğru kullanımı
    Bazı makalelerimin daha çok kopyalanıp çeşitli sitelerde kullanıldığını görmekteyim.Peki bu makalelere daha çok ilgi uyandıran nedir diye araştırdığımda, her ne kadar bilgi verme amaçlı bir makale olsa da, makalede kullanılan görsel ögelerin daha dikkat çekici olduğunu farketmek uzun sürmedi.
    Ayrıca tasarımını üstlendiğimiz bir çok internet sitesinde ziyaretçilerin daha çok ürünlerin isimlerine değil, ürünlerin imajlarına tıklamayı tercih ettikleri gerçeğini de belirtelim.
    Pazarlayacağınız ürün veya hizmetin görsel tanıtımını mutlaka doğru ve kuralların dışına çıkmadan yapmanız şart.
  • Örnekler ve demolar
    Diyelim ki bir hazır yazılım satın alacaksınız. Muhakkak bu yazılımın demosunu kullanmayı talep edersiniz.
    Araba alırken test sürüşüne çıkmayanımız yoktur herhalde.
    Bu bağlamda sitelerinizi tasarlarken ziyaretçilerin ürün ve hizmetiniz hakkında muhakkak bir fikir edinebilmesini, satın aldıklarında nasıl bir fayda sağlanacağını anlamalarını sağlamanız gereklidir. Bu iş için sitelerinizde muhakkak alanlarınızı hazırlayın.
  • Satış sonrası hizmet
    Günümüzde bir çok müşterimizin muzdarip olup bizi seçmesinin nedeni bu madde.
    Çevrenizde binlerce web sitesi sahibi eski tasarımcısının cep telefonuna, internet sitesine, adresine ulaşamadığından yakınır.
    Pazarlamanızı yaparken şunu çok iyi belirtin. Ucuz her zaman en iyisi değildir. Ziyaretçileriniz ve müşterilerinize daha önce sizden ürün veya hizmet satan alan müşterilerinizin adreslerini ve hatta onların görüşlerini yansıtan bir alanı gösterin.
  • İrtibatı devam ettirin
    Sizinle görüşmü, ancak sizden herhangi bir alım yapmamış potansiyel müşterileriniz ile irtibatı sakın kesmeyin. Ola ki size tercih ettiği hizmetten memnun kalmamıştır, veya sizinle çalışmak için o dönemi uygun görmemiştir.
    Müşteriler ilgiden hoşlanırlar, her insan gibi. Onları bu ilgiden sakın mahrum bırakmayın.
    Sitenizden size ulaşmış olan ziyaretçilerin mail adreslerini ve telefon numaralarını mutlaka kayıt altında tutun.
  • Yardımcı olun
    Ziyaretçileriniz herşeyi sizin kadar bilmek zorunda değiller. Siz de bu yüzden para kazanıyorsunuz zaten. Onlara pazarlama sonrası yardım etmemeniz belki de hiç işlerine yaramayacak bir ürün veya hizmeti sunmuş olmanız anlamına gelecektir.
    Tabii yardımcı olmaktan bahsederken ne ziyaretçilere, ne de müşterilerinize boyun eğmeyin. Bu durum sınırı çok iyi korumanız gereken bir unsur.

Sonuç olarak iyi bir pazarlama sitesinde aranan unsurlardan bir kısmını bu yazıda açıklamaya çalıştık. Eklemeleriniz olursa memnuniyetle bekleriz.


Web site tasarımında Flash kullanımı… Hem iyi, hem kötü, hem de çirkin…

Written by h'ozerdem on Tem 28th, 2008 | Files under Genel Yazılar, SEO, Web Tasarım

01-eye-4-u.jpgHepimiz bir dönemler ağzımız açık bakmıştık bazı sitelere. O döneme kadar dinamik bir web altyapısı olmayan sitelere muhtaç bir şekilde Flash ile tanışmıştık. Resimdeki örnek site www.eye4u.com sitesidir ve 90′lı yılların ortalarından itibaren tasarımda ufak değişiklikler dışında aynı kalarak devam etmiştir yayınına.

Farklıydı, hızlıydı. Bir gif animasyon yaratmak için her imajı teker teker yaratmak lazım olurken, Macromedia Flash ile tıpkı Commodore 64 ve Amiga dönemlerindeki sprite mantığı ile objelere animasyon verilebiliyordu.

İlk 3 sürüme kadar fazla tutmadı tabii ki. Herhangi bir standart oluşmamışken, Netscape Navigator ile Internet Explorer arasındaki savaşa kurban gidecekti ki, sonrasında düzelmeye başladı işler. İnsanlar internet sitelerinden daha fazlasını beklemeye başlamışlardı, daha fazla görsellik ve sadece göze değil, kulağa da hitap etmenin kolaylaştığı bir yol olmuştu Flash siteler. O dönemde halen 56k gibi inanılmaz düşük rakamlarda dakikalar alan yükleme sorunları bile problem değildi hatta.

Müşterilerimiz de, site ziyaretçileri de daha fazla flash çılgınlığına kaptırmıştı kendini. Bir bakıma da iyi oluyordu. Browser uyumsuzluğu gibi bir sorunla mücadele etmek yerine, siteyi izlemek için sadece player yüklemeniz yeterli demek uygun bir tercih gibi görünmeye başlamıştı web tasarım firmalarına.

Geliştikçe farklı kullanım alanları buldu kendine Flash. Sadece internet sitelerinde kalmayıp, multimedya CD hazırlıklarında da ideal bir çözüm olmaya başlamıştı. Ne de olsa Director’dan daha az işlemci ve ram ihtiyacına sahipti. Aynı zamanda bir flash tabanlı web sitesini, ufak bir oynama ile CD’ye basıp multimedya CD olarak sunmak hem müşteri için daha cazipti, hem de kullanıcı için daha rahatlatıcıydı.

Derken HTML ve diğer dil kodlarında yapılan standartizasyon çalışmaları, Google’ın arama sistemlerinde yaptığı devrim sayılabilecek gelişmeler, flash sitelerin bir handikapını ortaya çıkardı.

Evet biz gözlerimizle yazıları okuyabiliyor, animasyonlarda bulunan cıvıl cıvıl efektler arasında sloganları algılayabiliyorduk. Ya arama motorları?

Bir resmin üzerinde bulunan, veya bir animasyonda gördüğünüz (ister flash, ister gif ve benzeri animasyonlar olsun) yazılar ne yazık ki hala arama motorları tarafından okunamıyorlar. Okunmaları için kullanabileceğiniz yollara rağmen tarayıcı uyumsuzluğu vb. durumlarla karşılaşmanız da çok büyük ihtimal. Bu nedenle bazı flash sitelerin kodlarını incelediğinizde, tasarımcının “flash dosyada kullanılan kelimeler” gibi bir tag kullanmasına rastlayabilirsiniz.

Peki flash kötü mü?

Önce Flash’ın bazı artıları ile başlayalım. Öncelikle Flash;

  • Interaktiftir…
    HTML ve diğer diller ile yapamayacağınız kadar etkileşimli siteler yaratabilirsiniz. İster video ister müzik olsun sayfalarınıza ekleyebilir, ve ziyaretçiye etkileşimli formlardan tutun, online oyunlara kadar geniş bir yelpazede gezinme keyfi sağlayabilirsiniz.
  • Standartları bellidir…
    Ziyaretçinin hangi tarayıcı ile girdiği neredeyse önemsizdir. Hangi özelliği eklerseniz ekleyin, kullanılan kodlarda Flash yazılımının dışında bir standarta uyumluluk şartı yoktur. Ziyaretçinin tarayıcısında “flash player” eklentisi bulunması kafidir.
  • Görsellik açısından etkileyicidir…
    Bir ürünün veya mekanın tanıtımını video ile yapmanız demek ziyaretçinin minimum 4-5 MB ‘lık bir dosya yüklemesini gerektirmektedir. Dahası sayfanın açılış hızından tutun, görüntü kalitesine kadar bir çok konuda çeşitli engellerle karşı karşıya kalırsınız. Flash yazılımında ister vektörel çizimler ile ister imaj dosyaları ile çalışın, sonuç olarak görsel yönden daha doyurucu ve daha hızlı yüklenen (tabii burası sizin bilginize kalmış) siteler yaratabilirsiniz.

Flash’ın kötü ve çirkin yönlerine gelirsek Flash;

  • Kendine ait bir player kurulumunu gerektirir…
    Belki evinizde, veya ofisinizde yüksek güvenlikli bir ağ kullanmaya ihtiyacınız olmayabilir. Ancak bir bankanın veya devlet kuruluşunun firewall (güvenlik duvarı) sisteminde engellenen yazılımlardan birisi de “flash player” olmaktadır. Hatta Firefox gibi yazılımların add-on destekleri arasında flash dosyaları engelleme gibi özellikleri de sayabiliriz. Dahası başlangıç seviyesinde bir kullanıcının (düşük ihtimalle de olsa) flash player kurulu olmayan tarayıcısında göreceği boş ekranda “flash player” yüklenmesi için vereceğiniz linki takip etmemesi, veya takip etse dahi kuramaması ihtimaller arasındadır.
  • Site optimizasyonu için uygun değildir…
    Bir çok müşterimiz Flash tasarımlı web siteleri istemekte.
    İlk sorumuz ise “SEO” veya “Arama Motoru Optimizasyonu” ister misiniz?
    Ne denirse densin SEO işlemlerinin temeli içeriktir. İçerik ise yazılarda bulunur. Yazıları okunamayan bir sitenin arama motoru optimizasyonu için ne kadar büyük bir handikap taşıdığını belirtmemize gerek yok sanırız.
  • Yüklenme süresi uzun olabilir…
    Bu madde biraz da size bağlı. Bir çok flash tasarımcısı olarak geçinen kişi henüz loading script kullanımından bihaber. Bu durumda diyelim ki yükleme ekranınız var. Bir ziyaretçinin ortalama olarak % ile başlayıp iki haneli rakamların altındaki barın dolmasını bekleme süresi ortalama 20 saniye!
    Yanlış duymadınız, yazı ile #yirmi saniye#.
    Günümüzde kullanıcı beklemeyi sevmiyor. Bekleten kişilere de pek iyi gözle bakmıyor. Bu nedenle bazı ufak hileleri kullanmanız tavsiyedir. Sitenin ilk sayfasının aslında yükleme scriptinin ta kendisi olması gibi.

Sonuç olarak Flash site, görsel olarak etkileyici sunumlar isteyen firmalar için birebir bir çözüm olabilir. Ancak işin içinde SEO kelimesi geçtiği anda bir daha gözden geçirmeniz tavsiyemdir.


Web Tasarımda 10 Temel Hata

Written by h'ozerdem on Tem 20th, 2008 | Files under Genel Yazılar, Web Tasarım

Bu yazıda genellikle göze batmayan ancak oldukça kullanıcının site ziyaretlerini sonlandırdıkları 10 temel hatadan bahsedeceğiz.

Yazımızda Jakob Nielsen’in bazı yazılarından faydalananılmış, ve sitelerinde kullanılan bazı çizimlere yer verilmiştir.

Yazıda bulunan bilgiler arama motoru optimizasyonuna direk olarak etkili değildir. Sitede ziyaretçinin kalma süresini arttırma ve site kullanımı oranını çoğaltmak için önemli bulduğumuz 10 adet konunun açıklamalarına yer verilmiştir.

01-kotu-aramalar.jpg1- Hatalı aramalar, bulunamayan arama sonuçları

Evet hatalı aramalar diyoruz. Ne yazık ki her kullanıcı muhteşem derecede gramer bilgisine veya klavye kullanma yeteneğine sahip değil ve bu zorunlulukları da yok. Yardımcı olmaya çalışan siteler her zaman avantajlı konumdadırlar ve ziyaretçi arama kriterini yanlış yazmış bile olsa Google’ın “Bunu mu demek istediniz…” yaklaşımı en güzel çözüm olmaktadır. Arama sisteminizi hazırlarken Google tarafından kullanılan sistem kadar gelişmiş olmasa bile, “Sonuç bulunamadı” kelimesinin bir kenarına “Tavsiye edilenler” veya “En sık arananlar” seçeneklerini koymanız bile sitenizin kullanılırlığı açısından oldukça büyük bir avantaj sağlayacaktır.

2- PDF dosyaların tarayıcılarda açılmaları

Doğrudur. Bir çok kullanıcı için standart bir yazılım Acrobat Reader ve muadilleri olan yazılımlar. Peki kaç kullanıcının tarayıcı yazılımı sorunsuz? Veya kaç kullanıcımız gerçekten PDF dosyanın ne işe yaradığı hakkında fikir sahibi?

Tavsiye etmiyoruz açıkçası. GÜnümüzde 5 sayfa yazı okumak için ek yazılımla açılacak bir dosya ile karşılaşmak istemiyor. Çok fazla sayfadan oluşan bir PDF dökümanı tarayıcı yazılım ile açtırmak da hem sitenizin bandwithi hem de kullanıcının beklemesi açısından ızdırap olacaktır. Bırakın kullanıcı ne yapacağını kendisi seçsin. Veya bu PDF dosyaları HTML olarak kaydedin. Çok da zor değil bu iş.

3- Ziyaret edilen linklerin renginin değişmemesi

Sitenizi hazırlarken her köşesinizi siz avucunuzun içi gibi biliyor olabilirsiniz ama ya kullanıcılar? İlk defa girdikleri bir sitede hangi sayfaya nereden girdikleri konusunda kaybolmamak için yere attıkları ekmek kırıntıları misali ziyaret edilen linklerin farklı renkleri onlara nerede olduklarını belirtmekte iken, aynı renkte olduğunda site içinde kaybolmaları ne kadar yararlı olabilir ki?

Hiç tavsiye etmiyoruz. Küçük çaplı kurumsal sitelerde belki kullanmanız pek göze batmayacaktır, ancak çok daha kapsamlı sitelerde bu ufacık fark bile sitenin kullanılabilirliği açısından büyük fark yaratacaktır emin olun.

02-okunamayan-yazilar.jpg4- Okunamayan yazılar, sırf yazıdan oluşmuş sayfalar

Devamlı olarak karşınızda aynı ses tonu ile mırıl mırıl bir konuyu anlatan öğretmenlerinizi hatırlarsınız çoğunuz. Ne kadar sıkıcı oldukları konusunda da hemfikirizdir.

Peki sitenizde neden bu tür davranasınız? Sırf yazılardan oluşmuş bir sayfayı, başlıklarla, paragraflarla, kalın ve italik harflerle, renkler ile belirtilmemiş bir makaleyi ne derecede etkili sunabilirsiniz? Cevabı belirtelim. Gereken etkinin en az yarısından fazlasını yitirdiğinizi belirtiyor uzmanlar. Hatta yazı içinde kullandığınız tarzın etkisini de göz ardı etmemeniz sizin yararınıza olacaktır.

Bir web tasarımcıya AJAX’tan bahsederken “aslında bir de bu isimde futbol takımı var” demeniz sadece laf kalabalığı olacak ve ilginin dağılmasına yol açacaktır. Zira sitenizde AJAX ile bilgiyi arayıp ulaşan kişinin sizden istediği bilgiyi ne kadar yalın, öz ve kısa yoldan ulaştırabilirseniz o derecede etkili olursunuz.

5- Değiştirilemeyen yazı boyutları

CSS, web tasarım için bugüne kadar düşünülmüş en iyi düzenlemelerden birisi bu konuda hepimiz hemfikiriz ancak yazı boyutlarının büyütülüp küçültülmesi konusunda kısıtlama yapması da ufak bir handikap olabilir.

Eğer sitenizde 40 yaş üzerinde kullanıcılar bulunmakta ise ve bu kullanıcıların oldukça düşük bir yüzdesinin tarayıcının yakınlaştırma (zoom) özelliğinden haberdar olduğunu düşünürseniz yazıtipi boyutunun değiştirilebilir olması için CSS dosyalarınıza bir kaç satır daha eklemenizi tavsiye ederiz.

6- Arama motorları için uygun olmayan başlık kullanımı

Günümüzün kütüphanesi Google. 7′den 70′e her kullanıcı bir bilgi için “gugıllıyor” interneti. Bilgi erişiminde ise ön plana çıkmak için atılan her takla SEO kelimesi içinde toplanmakta ne yazık ki. White hat veya black hat tabir edilen yolları kullanan bir çok site arasında sunduğunuz bilgiye ulaşan yoksa sitenizden ne bekleyebilirsiniz ki?

<title> tag ile belirtilen başlık kelimesi genellikle arama motorlarının sonuç sayfalarında tıklayarak sayfaya ulaşabileceğiniz bağlantıyı oluşturur. Genellikle ilk 66 karakterinin gösterildiği bu linkte aslında tamamı ile sayfanızın bir mikro içeriği belirtilir.

Bu başlıklar aynı zamanda bir kullanıcı sayfanızı “Sık Kullanılanlar” arasına eklediğinde de sitenizi belirten isim olarak kaydedilir.

Tavsiyemiz başlangıçta firmanızın ismi ardından da sayfanızın açıklamasının yer aldığı bir başlık kullanmanız olacaktır. Emin olun kimse “Yeni Sayfa”, “Merhaba” ve benzeri anlamsız başlıklardan sayfanızı aramalarda önemsemez veya sık kullanılanlarında tutsa bile sayfanızı hatırlamaz.

Tabii bu başlıkların SEO işlemlerinde kullanımları ile ilgili kurallara da riayet etmeniz sizin yararınıza olacaktır.

7- Reklam vb materyallerin karmaşa yaratması

Algıda seçicilik günümüzde oldukça önemli bir unsur ve bu konu üstüne trajikomik bir başlığa Google’da “algıda seçicilik algida” araması yaparak ulaşabilirsiniz.

Bahsettiğimiz konu hakkında alakası ne derseniz açıklayalım. Kullanıcılar bir sitede istediklerini görmeyi beklerler her zaman. Kafalarında şekillenen bir siteyi ise standartlar belirler. Elbette hiç bir site tasarımcısı “menü solda, reklamlar altta, yazılar sağda olacak” gibi bir yaklaşımla davranmasa da reklamların sayfa içine yerleştirilmesi konusunda dikkatli olunması gerektiği bir gerçek.

Evet bir site açıyorsunuz, belirli bir masraf yapıyorsunuz ve bu siteden de bir gelir beklentiniz var. Ancak kimse sırf reklamdan oluşan sayfalar içinde 3-5 satır bilgiyi aramak zorunda değil. Şu durumlardan uzak durun;

Banner körlüğü
Araştırmalarda kullanıcıların banner alanlarını göz ardı ettikleri ispatlanmış durumda. Bu nedenle sitenizin içeriğinin arasına bu tür bannerlar yerleştirmeniz tamamen site içeriğinize zarar verecektir.

Animasyon körlüğü
Devamlı olarak sayfanızda yanıp sönen, veya hareket halinde bulunan yazılar, animasyonlar kullanmanız halinde kullanıcıların dikkati emin olun dağılacaktır. Firefox gibi bazı tarayıcıların bu tür animasyonların iptali için eklentileri bile bulunmakta.

Popup iptali
Herhalde hala popup pencerelerle para kazanmaa çalışmıyorsunuzdur. Veya sitenizde bir çok sayfanızı popuplar ile açtırmak gibi anlamsızlıklara girişmeye kalkmıyorsunuzdur. Kullanıcıların popup pencerelere olan nefreti bir kenara biraz düşünün bakalım sizin popup pencerelerinize Internet Explorer, Firefox, Opera veya Safari izin veriyor mu?

Evet sitenizden para kazanmak en doğal hakkınız ama dilencilik yapmanızın da gereği yok bunu sakın unutmayın. Kimse reklamlarla dolu sayfalara önem vermiyor emin olun.

8- Tasarım adetlerine uymamak

Kullanılabilirliğin en önemli unsuru tutarlılıktır. Kullanıcılar alışkanlıklarından vazgeçmeyi sevmezler. Hele standart bir site için asla. Evet, facebook kullanımını öğrenmek veya myspace profillerini düzenlemek için araştırmalar yapacaklardır, ancak (çok üst derecede bie çalışma olmadıkça) sizin siteniz için site içi mesajlaşma konusunda ders almak istemeyeceklerdir.

Siteniz her zaman “diğer” sitelerle karşılaştırılacaktır. Burada önemli olan hangi sitenin kullanıcıyı daha az zora soktuğudur. Eğer site içinde bir alana girmek için siz daha dolambaçlı bir yol gösterdiyseniz vay halinize.

Rakip ve benzer siteleri her zaman araştırın ve notlar alın. Artı ve eksilerini bir kenara yazın muhakkak. Emin olun bu notlar çok işinize yarayacak.

9- Yeni sayfaları yeni pencerelerde açtırmak

Hatırlar mısınız bir dönemler değişik markalarda elektrik süpürgelerinin pazarlama elemanları dolaşırdı büyük şehirlerde siteleri, apartmanları. Hepsi evinizin kapısını çalarak rahatsız etmek ile satış yapmak arasındaki ince çizgide dolaşmaya başlardı. Kendi markalarının en iyi olduğunu göstermek için evinizdeki küllüğü halınızın üstüne dökecek kadar cüretkar olanları bile bulunmaktaydı.

Her sayfanın yeni pencerede açılması da bu benzerliği taşıyor. Size bilgi ulaştırmakla, kullanıcının bilgisayarında anlamsız pencereler veya sekmeler oluşturmaktan öte gidemeyen bu girişime hiç bir kullanıcı iyi gözle bakmamakta.

“Ekranımın kirlenmesine gerek yok, ben kapatayım sayfayı” kelimesini ziyaretçinize söyletirken, tarayıcı yazılımın “geri” tuşunu işlev dışı bırakıp, site içi gezinmenin olanaksızlaşması için ideal bir hamle olmasına rağmen, hala bir çok tasarım dehası(!) bu tür pencereleri ziyaretçilerin sitede daha fazla görünmesi için kullanabilmekte.

Unutmayın. DÜrüstlük bir erdem değil bir şarttır hayatta. Linkleriniz de dürüst olsun kullanıcılara. Zorunlu kalmanız dışında bu tür yollara başvurmamanız en doğrusu. Bu durumda bile “yeni pencerede açılır” şeklinde bir dipnot düşmeniz tavsiyemizdir.

03-anlamsiz-cevaplar.jpg10- Kullanıcılara aradıkları cevapları sunmamak

Ziyaretçileriniz oldukça basit bir amaç için siteleri kullanırlar.

“Sorularına aradıkları cevapları bulmak!”

İster Kongo’nun yüzölçümünü arasınlar, ister satın almak istedikleri fotoğraf makinesinin fiyatını araştırsınlar beklenti hep aynıdır.

Çoğu zaman müşterilerinizin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak ürününüzün, veya hizmetinizin satılamadığından yakınanların bu maddeye dikkat etmesi şart.

Birçok B2C sitesinde ürünlerin yanında fiyatları görememeniz sizi nasıl siteden soğutuyorsa, sizin sitenizde de ziyaretçilerin sitenizden çıkmaları an meselesi olacaktır. B2B sitelerinde fiyat göstermemek belirli durumlarda uygun olabilir ancak “online satış” kelimesinin yer aldığı noktada en önemli unsurlardan birisi fiyattır. Belirtmeniz de sizin yararınızadır.