Metallica konseri, Zaman gazetesi, Güngören olayları…

Written by h'ozerdem on Ağu 5th, 2008 | Files under Kişisel Yazılar

Arabamla bir iş görüşmesine gidiyordum. Bir yaz günüydü ama siyah t-shirt ve kot pantolonum ile bindim arabama. Sene 90ların sonlarıydı. 10 seneden fazla geçmiş yani. Erenköy’deki büromdan çıktıktan sonra Ethemefendi Caddesi’nde bir çevirmede polis memurunun aklıma kazınan sorusunu unutamadım o günden beri…
“Satanist misin?”
Öyle anlamsız bir soruydu ki… Evet desem içten olup olmadığımı neye göre bilecekti karşımdaki kişi? Hayır desem yalan söyleyim söylenmediğini nasıl anlayabilirdi ki? Satanizm sadece siyah giymekle mi olunuyordu?
“Elhamdülillah müslümanım…” dedim kendisine. “Tamam, geç!” dedi ve gittim. (Bu arada soracak olursanız evet, “elhamdülillah Müslümanım”)

20 - 30 yaş arası bir çok kişi hatırlayacaktır o dönemi. Bir kaç kendini bilmez şeytana tapma ayini düzenlemiş ve birilerini katletmişlerdi. Bu iğrenç ötesi olaydaki suçluların şeytana tapan kişiler olduklarını belirtmeleri benim gibi bir çok rock ve metal müzik dinleyeni de “satanist” damgası ile suçlanır duruma düşürmüştü. Peki bu dönemde olan bir yanlış anlaşılma halen devam ediyor mu derseniz “Evet” demek zorundayız.

Zaman Gazetesi’nde “Ali Bulaç” isimli yazarın yazdığı şu yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Yazıdan bazı incilere dikkat çekmek gerekirse.

İstanbul’un göbeğinde, Ali Sami Yen’de Metallica adlı müzik grubu bir konser verdi. Türkiye’nin her tarafından 40 bin kişi toplanmıştı. Programın başlamasından 15 dakika önce, konserin verildiği yerden birkaç km ötede, yani Güngören’de cesetler parçalandı; kol bacak havaya uçuştu. Bu laik, ateist, agnostik, aczmendi müsveddelerinin de umurunda olmadı. Transa geçmiş vaziyette kafalarını sallamaya devam ettiler; tepindiler; kendilerine özgü ritüelleriyle satanizmden ödünç tapınmalar yaptılar. İçtiler, bağırdılar, gürültüyü bastıran gürültü cinsinden müzikleriyle İstanbul semalarından arşa yükselen çığlıkları, bedenleri parçalanan masum insanların feryatlarını bastırmaya çalıştılar.

Öncelikle bir cevap verilmiş. Metallica konserinin organizatörü “Cengizhan Yeldan” kardeşimiz haklı olarak cevap hakkını kullanmış. Buradan okuyabileceğiniz cevapta gerekenler söylenmiş ancak kendi adıma hala söylemek istediklerim var.

Ali Bey 40bin kişiyi “laik, ateist, agnostik ve aczmendi” olarak belirtmiş ve bu özelliklerle müsvedde olarak suçlamışsınız. Öncelikle laikliği bir acizlik, bir müsveddelik için sebep göstermeniz konusunda yorum yapmaya bile gerek görmüyorum. Yazınızda belirttiğiniz üzere muhtemelen şekeriniz yükselmiş olacak ki dediklerinizin nerelere gittiğini düşünmemişsiniz. Ancak devamında transa geçmiş şekilde kafa sallayan kişilerin, satanist ritüellerden alıntı yaparak tapınmalar yaptıklarını belirtmişsiniz ki, bu durumda Afrika’da bir çok kabile, Türkiye’de bir çok dini grup hala bu şekilde kafa sallıyor. Onlar da mı satanist? Her kafa sallayan, her Metallica veya benzeri metal grupları dinleyen satanizmden mi etkileniyor? İlla bu şekilde konu hakkında bilgisi olmayan insanları “linçe teşvik edecek şekilde” yönlendirmek kimin haddine düşmüş?

Geçiniz bunları efendim. Olaydan haberdar olmayan o 40bin kişilik kitleyi haberdar edin bakalım, nasıl tepki vereceklerdi.

Lütfen her köşesi olan yazar, bu köşenin nasıl bir ağırlığı olduğunun farkına varsın artık!

Linkler

Ayrıca bir ek olarak duman6.gen.tr sitesinden Ali Bulaç’a gönderilmesi düşünülen yazılar şu şekildedir.

27 Temmuz günü sizinde bildiğiniz gibi memleketimizde hiçbir zihniyetin hoş görmeyeceği vahim bir terör olayı yaşandı. “Sözün bittiği yer!” başlığı ile yayınladığınız yazınızda da dile getirdiğiniz gibi bu işten çıkarı olanlar ve haz duyanlar oldu. Hatta bizzat bizimle aynı dili, dini ve toprağı paylaşan insanlardan umursamayanlarda oldu. Ama üzülerek söylemeliyim ki yazınızda bu kesime dahil ettiğiniz insanların bir çoğu düştükleri bu durumdan oldukça rahatsız oldu. Cumhuriyetin değişmez niteliği olan laikliği bir aşağılama ifadesi olarak kullanarak hedef gösterdiğiniz genç kesim de onlardan biri. Bu yazıyı size yollamamızın amacı sizin gibi okumuş ve bizlere örnek olması gereken bir yazarın bu niteliği aşağılayıcı bir ifade gibi kullanması ve bu tür konularda yurdumuzda ki çoğu kesimden daha tepkili olan biz genç kesimi müşkül duruma düşürmenizdir. Anayasamızda belirtildiği gibi cumhuriyetimizin değiştirilemez bir niteliği olan laikliği bir utançmış gibi göstermeniz kabul edilemez bir gaflettir. Ama yinede amacımız sizi yargılamak değil onun yerine rock ve metal dinleyen insanlara karşı göstermiş olduğunuz önyargıyı duruma açıklık getirerek ortadan kaldırmaktır.

Bu önyargıya maruz kalan metal ve rock müzik dinleyecisi kesim için bu tür durumlar alışıla gelmiş bir olay artık. 1999 yılında meydana gelen satanizm cinayetinden sonrada buna benzer bir fişleme operasyonu başlatılmıştı. Siyah giyen herkes satanist damgası yiyerek gözaltına alınmıştı hatırlarsanız. Ama daha sonrasında aynı yıl meydana gelen 17 Ağustos depreminde müşkül duruma düşen vatandaşların unutulmaması için yürüyüş düzenleyen insanlar yine aynı gözaltına alınan kesimden insanlardı. Tabi bunlarda balık hafızasına sahip memleketimiz insanları için geçmişte bir anı olarak kaldı ve öylece konu kapandı. Aradan yıllar geçti ama göstermiş olduğunuz tavırdan belli oluyor ki metal ve rock müzik dinleyen bizlere karşı önyargılar hala değişmemiş. Eğer yazarlık ve düşünür kimliğiniz ile imkanlarınızı kullanarak metal ve rock dinleyen kesimi biraz olsun araştırırsanız aslında olayların hiçte göründüğü gibi olmadığını sizde anlayacaksınızdır.

Emin olun ki bombalı saldırının gerçekleştiği saatte Metallica konserinde olan insanların hiç biri konser çıkışında bu olayı öğrendiklerinde tepkisiz kalmadı. Belki fiili olarak bir tepki gerçekleşmedi ama internet ortamına bakarsanız rock ve metal forumlarında bu olayın şiddetle kınandığına sizde şahit olursunuz. Aynı durum arkadaş ortamlarında da dile geliyor elbette. Bu durumu sadece terör saldırısı üzerinden değil de daha geniş çaplı ele alırsak Metallica veyahut başka grupların aslında dünya genelinde bu tür olaylara ne kadar duyarlı olduklarını yaptıkları parçaların sözlerinden anlayabiliriz. Burada bu tür örnekleri uzun uzadıya yazabiliriz elbette ama inanıyoruz ki sizde araştırarak hepsine ulaşabilirsiniz. Bu yazıyı sizden bir özür beklediğimiz için yazmıyoruz tek isteğimiz lütfen ön yargınızı bir kenara bırakıp rock ve metal müziğini hakkettiği ölçüde araştırın ve bahsettiğiniz o umursamaz gençliğin aslında yaşlarından çok daha büyük sorumlulukları yüklendiğinin farkına varın lütfen.

Bütün bunları okuduğunuz için şimdiden teşekkür ederiz ve yazarlık hayatınızda başarılar dileriz.

Diğer yazı ise şu şekilde;

27 Temmuz günü Türkiye teröre bu kez 17 can ile boyun eğmek zorunda kaldı.Bu boyun eğişlerin sadece görünen tarafıdır.Doğu illerinde bu durumlar hergün gerçekleşmektedir.Ama bir Şırnak’taki can kayıpları bu patlama kadar popüler olamamaktadır.Aslında popüler kelimesi bu konu için yanlış bir kavramdır ama anlatmaya çalıştığımız kesime tam uymaktadır.

Yazıda duyarlılıktan bahsedilmiş.Duyarlılık İstanbul gibi bir şehir patlamasına ,elinde kumandayla haber izleyip, ertesi güne yorum yapıp, duyarsızlık şuçlamasını başkalarına yüklemek değildir.O anki duyarlılık, gidip oradaki can kayıplarının ailelerini teselli etmektir.Veya her yazının altına konu ne olursa olsun minikte olsa teröre karşı bir gönderme yapmaktır.

Bu terör felaketi yalnızca 27 Temmuzda yaşanmamıştır.Doğu illerinde sabah bakkal diyerek ekmek aldığınız kişi gece siyah peçeleriyle onlarca can almakta, buna dayanamayan Türk gençleri daha iyi bir yaşam için insan tacirlerinin eline düşmektedir.İşte duyarlılık bu olanları halka herzaman gösterebilmektir.Olup biten bir durumun ardından, hiçbir şekilde o an da patlamadan heberi olamayacak bir kesime insan müsfeddesi diyerek olmaz.

Evet bu tepki o müsfedde kesiminden geliyor size.Aylar önce ayarlanmış bir konserin o güne denk gelmesi evet çok da iyi bir durum değildir.Ama haklı gürültünün içindeki habersiz insanlara müsfedde diyebilme hakkını hiçkimseye vermez. Konserin kapı açılışı 15:00 dır ve o saatten sonra sizin tabirinizle gürültü başlamıştır.Bunun üstüne de fazla bişey söylemeye gerek yoktur.Ki sizin ataist diyerek bahsettiğiniz kesim bu durumlara ülkemizdeki birçok insandan daha duyarlı ve sizin aksi düşüncenize rağmen daha inançlıdır.Minik bir gözlem ve araştırma anlamanıza yetecektir.Bu insanlar hakkında bişeyler kesip kan akıtmak gibi örnekler düşünecek olursanız da o durumlar inançla değil tamamen insanın akli dengesine bağlıdır.Bu insanlara tavrınızı böyle bir olayı kullanarak veryansın etmeniz, sizin de bu kötü duruma beslediğiniz duyarlılığın boyutunu göstermektedir.Bu patlamalar milletin huzurunu kaçırmak içindir ve sizin bu tutumunuz amaçlarına ulaşmalarına yardımcı olmaktadır.

Gazetecilik bu gibi durumlarda halkın bütünlüğünü sağlayabilecek, acıyı deşip o insanları daha da üzebilecek yazılardan kaçınmak olmalıdır.Her türlü kesime önyargıda bulunup, insanların yalnızca görünen profillerini kullanıp, bir halkı birkaç parçaya ayırmaya yardımcı olmak değildir.Bunu gazeteci ünvanı olmayan birçok insan yapabilme kapasitesine sahiptir.SAYGILAR!

Yazıların orjinal halleriniz duman6.gen.tr sitesinde görüntüleyebilirsiniz.


Atatürk’ü seviyorum, Humeyni’yi iplemiyorum, saçmalayanları sevmiyorum!

Written by h'ozerdem on Haz 17th, 2008 | Files under Genel Yazılar, Haber / Yorum

Atatürk'ü seviyorum, Humeyni'yi iplemiyorum, saçmalayanları sevmiyorum!Geçtiğimiz günlerde özgürlük ile saçmalama arasındaki sınırı aşan birileri vardı televizyonda. Gericiliğe karşı olmayı, başörtüsüne karşı olmak gibi gösterip ezik edebiyatı ile taraftar toplamaya alışkın bu zihniyetin tanınmış isimlerinden iki bayan çıktılar bir güzel Fatih Altaylı’nın programına alenen şu konuşmaları sundular bize…

Fatih Altaylı: Sizin Facebook’ta bir siteniz mi var? Kevser adlı arkadaşımızın Facebook adlı paylaşım sitesinde İran devriminde Ayetullah Humeyni’nin fotoğrafları yer alıyor. Doğru mu?
Kevser Çakır: Bir tane fotoğrafı var evet. Evet, seviyorum ve saygı duyuyorum.

Fatih Altaylı : Ama o Şii . Humeyni’nin nesini seviyorsun?
Kevser Çakır: Şii olması önemli değil. Benim için Müslüman biri. Hümeyni’yi seviyorum.

Fatih Altaylı: Ama İran‘da baskı rejimi var.
Kevser Çakır: Ama İran‘daki rejimi ben desteklemiyorum

Fatih Altaylı: Ama kurucusu Humeyni.
Kevser Çakır: Humeyni’nin aynı görüşleri sahip olması anlamına gelmez bu. Ben Humeyni’yi seviyorum şahsen.

Fatih Altaylı: Sen seviyor musun?
Nuray Bezirgan: Evet seviyorum.

Fatih Altaylı: Atatürk’ü seviyor musun?
Nuray Bezirgan: Atatürkü sevmeme hakkı var mı? Başıma bir iş gelmeyecekse ben sevmiyorum.
Atatürk’ün yetkiyi padişahtan alırken yani saraydan alırken laik bir Cumhuriyet kurmak için aldığını düşünmüyorum. Halk o zaman islami değerler için savaştı. Nitekim Kurtuluş Savaşı’nın başlaması da Kahramanmaraş’ta Fransız askerlerinin Nene Hatun’un başörtüsüne uzanmasıyla olmuştur.

Fatih Altaylı: Maraş’la Erzurum’u birbirine karıştırdın.
Nuray Bezirgan: Her neyse. Maraş’ta Fransız askerleri bir kadının örtüsüne saldırıyor. Sütçü İmam buna karşı ilk ateşi açıyor. Böylelikle Kurtuluş savaşı başlıyor. Sonuçta cepheye cephanelik taşıyan kadınlar o dönemin insanları, o dönemin sosyolojik yapısını incelerseniz hep Müslüman insanlar.

Fatih Altaylı: Peki bu ülkenin Kurtuluş Savaşı’nı örgütleyen bir adamı niye Humeyni kadar sevmiyorsun. Bunu merak ettim. Eğer Atatürk olmasaydı burada belki de İngilizler vardı, Fransızlar vardı.
Nuray Bezirgan: Yani İngilizler olsaydı benim haklarım daha geniş olacaktı. Zaten mesele bu yani. İnsanlar bana Atatürkçülük adına zulmediyorlarsa benden Atatürk’ü sevmemi bekleyemezsiniz.
Kevser Çakır: Yani bir insanın ismi üzerinden ideolojik bir kurgu oluşturulmaya çalışıldığı için bunlar oluyor. İyi Bir asker. Bunu biliyoruz.

Fatih Altaylı: Bu ülkeyi düşmanlardan arındırma sebebi. En azından bir minnet duygun yok mu?
Kevser Çakır: İyi bir asker biliyoruz.

Fatih Altaylı: Bugün sizin savunduğunuz özgürlükçü, cumhuriyeti kuran sizin temsil ettiğiniz iradenin, bugün iktidar olmasına olanak veren de rejimi kuran da yine Atatürk değil mi? Camileri de kapatmamış.
Nuray Bezirgan: Benim fikirlerimİ savunucak parti kurulamaz Türkiye’de. Zaten bu yasak. Benim fikirlerimi herhangi bir parti savunmaya kalktığı zaman parti kapatılır.
Müslümanlar haklarını elde etmek için gece gündüz çabalarlar. Birileri gelir parlementonun azıcık bir özgürlük tanımlamasına bile Atatürk adına, Cumhuriyetcilik adına, demokrasi adına ne adına olursa olsun özgürlüklerimizi elimizden alır.
Ben tamamiyle özgür olduğum hak ve özgürlüklerimin kısıtlanmadığı bir sistem istiyorum.Mesela siz nasıl ki başörtülü hakim bir hanımdan rahatsız olacağınızı söylüyorsanız ben sizin, mesela bu fikrinizin temelde Atatürk tarafından kurulan Cumhuriyet’te bizlerin hep tehdit olarak sizlere sunulmasından kaynaklandığını düşünüyorum.

Fatih Altaylı: Hayır ondan kaynaklanmıyor. Sizin “siz, biz” demenizden kaynaklanıyor. Siz islami inançları sizin tarafınızda yaşamayan veya sizin gibi algılamayan insanları farklı görüyorsunuz. Sen, Recep Tayyip Erdoğan ve başkaları “siz- onlar, biz-onlar” dediğiniz zaman kendimi kötü hissediyorum.
Nuray Bezirgan: Sizin inancınız ne olduğu beni ilgilendirmiyor. Benim ilgi alanım değil. Kişi istediği dine sahip olur ya da olmaz yada dinsizdir. Bu benim size ikinci sınıf vatandaş olarak göreceğim anlamına gelmez. Ama Fatih Bey siz başörtülü bir hakimden rahatsız olduğunuzu söylüyorsunuz

Fatih Altaylı: Önyargılı olur diye rahatsız olurum.
Nuray Bezirgan: Tabii ki. Önyargınızın temelinde 85 yıldır yürütülen laik sistemin dayatmalarının olduğunu düşünüyorum. Biz hiçbir zaman özgür olamadık. Hiçbir zaman kendimizi ifade edemedik. Siz hiçbir zaman başörtülü bir hakim tarafından yargılanmadınız. Dolayısıyla bu şekilde düşünüyorsunuz.

Fatih Altaylı: Senin rejimden istediğin ne? Üniversiteye gitmen, kamusal alanda görev yapman dışında ne isteğin var?
Nuray Bezirgan: Ben başörtümle birlikte sosyal hayatta da var olmak istiyorum.
Kaynak : http://www.hurriyet.com.tr/gundem/9151285.asp?top=1

Konu ile ilgili video linkinden seyredin ibret tablosunu.

Bu ülkede rahat rahat fikrini bu denli ileri giderek televizyonlarda çığırabiliyorsanız, özgürlük istiyoruz diyorsanız bundan büyük özgürlük mü var memlekette?

Zamanında Kanada’ya bir dünya rekoru sayılacak hızda iltica etmediniz mi? Neden o zaman kaçtınız da şimdi döndünüz? Kanada’da özgürlük mü yoktu? Yoksa kendinize bir şeyleri görev mi edindiniz.

Mazlumder ile televizyona çıkıp görüşlerimizden geri adım atmıyoruz, fikir özgürlüğü kılıfı altında kendimizi savunuyoruz şovu yapmıyor musunuz?

Bırakın bu işleri artık. Başörtüsünü benim ninem yıllardır takarken Humeyni’yi sevmedi, Atatürk hayranıydı. Siz kimsiniz ki Ulu Önder’e dil uzatacak kadar büyüdünüz böyle. Tarih hakkında kulaktan dolma bilgilerinizle ne kadar da dolu görünüyorsunuz o boş zihinlerinizle…

Sevmiyorsanız Atatürk’ü, sevmiyorsanız Türkiye’nin şartlarını gidin İran’a. Kanada’ya kaçmak yerine İran vatandaşlığına geçin, siz de rahat edersiniz, biz de rahat ederiz.

Bu arkadaşlara bir kaç hatalarını düzeltecek bilgi sunalım;

Nene Hatun, Maraşlı değil.
Erzurumlu.
Savaştığı düşman, Fransız değil.
Rus.
Rus başörtüsüne saldırmadı.
Aziziye Tabyası’na saldırdı.
Milli Mücadele’nin mangal yürekli evladıdır ama, Milli Mücadele’nin ilk kurşununu Sütçü İmam sıkmadı.
Hasan Tahsin sıktı.
Maraş’ta değil, İzmir’de.
Takvime bak. Hasan Tahsin’in tetiğe basmasıyla, Sütçü İmam’ın tetiğe basması arasında 6 ay var…
Sütçü İmam, Fransız vurmadı.
Ermeni vurdu.
Maraş’ta düşmana ilk müdahaleyi yapan da aslında Sütçü İmam değil.
Sait.
Silahı yoktu.
Yumruğuyla saldırdı.
Maraş’ı önce kim işgal etti?
Arkadaşın İngiltere’si!
Kim sesini çıkarmadı?
Arkadaşın padişah efendisi!
Kim kurtardı?
Arkadaşa daha geniş haklar tanıyacak olan İngilizlerin gemisiyle kaçan padişah efendinin idam etmek için arattığı Atatürk!