Google Chrome - Yeni browser yazılımı hayırlı olsun!

Written by h'ozerdem on Eyl 4th, 2008 | Files under Haber / Yorum, İnternet / Bilişim


Son zamanlarda bir çok yerde duyduk Google’ın yeni tarayıcı yazılımı Chrome ismini. Google Blog’unda belirtilene göre Google çok daha sade ve hızlı bir yazılım için çalışmalarda bulunmuş. Göründüğü kadarıyla da başarmış. Zira iki gündür kullandığım yazılım oldukça hızlı ve stabil çalışmakta. Ayrıca bir Open Source Project ürünü olması da oldukça güzel.

Google Chrome arkasındaki Chromium Open Source Project sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Google Chrome Kurulumu, Kullanımı ve Özellikleri

Google Chrome için indirilen dosya aslında kurulum dosyası değil, bu dosya kurulumu başlatıp gereken verilerin bilgisayarınıza indirilmesini sağlıyor. Merak etmeyin bu işlem de 1 dakikada bitiyor. Kurulum sonrasında bilgisayarın yeniden başlatılması gibi bir şart bulunmamakta. Ayrıca Firefox ve IE gibi yazılımlardan da verileri alabiliyorsunuz.

Tarayıcı oldukça sade. Herşey Türkçe ve kusursuz bir Türkçe ile karşılaşacaksınız.

Sık ziyaret ettiğiniz internet sitelerine kısayol oluşturabilmeniz hoş bir özellik, diğer tarayıcılarda da olan bu özelliği Google biraz daha ön planda tutmakta. Sayfa denetleme butonuna tıklayın ve açılan menüden “Uygulama kısayolları oluştur” seçeneğine tıklayın. Masaüstüne o anda bulunduğunuz sayfaya ait bir kısayol eklenecektir.

Firefox ve benzeri yazılımların Windows Görev Yöneticisi’nde görülen RAM ve işlemci kullanımları tek kalemde 80 vb megabytelar ile ölçülürken Google Chrome, chrome.exe dosyasını açtığınız her tab için tekrar tekrar çalıştırmakta. Tab başına da 20 - 30 MB civarı bir RAM kullanımı şu anda pek de iç açıcı değil gibi görünse de Google bunu her pencereyi ayrı “sandbox” içinde tutmaktan bahsederek izha etmekte ve gerekçe olarak da bir sayfada oluşacak işlem hatasının tüm yazılımı kapatmaması amacını ortaya sürmekte.

Daha hızlı bir Javascript Engine yaratıldığı belirtilmiş. V8 olarak adlandırılan bu sistem ile henüz diğer tarayıcıların kullanamadığı javascriptleri kullanabilir olacağınız belirtiliyor.

Ağustos 2008′de Mozilla ile ortaklık anlaşması imzalayan Google’ın bu atağı zaten Firefox ve Opera tarafından şamar oğlanına dönmüş olan Internet Explorer’ı ne hale getireceği merak konusu.

Google Chrome’un bazı yönlerden Firefox, bazı yönlerden Safari ile benzerlikleri olduğu aşikar. Hatta “şifreleri kaydetme sekmesi” de oldukça tanıdık gelebilir Firefox kullanıcılarına. Peki şimdiye kadar Firefox browser’e destek veren Google acaba neden yeni bir tarayıcı geliştirdi bunu zaman gösterecek.

Google AdSense ile web yayıncılarına Firefox tavsiye ettirirken, web sitesinde yayınlayan yayıncı her indirme başına Google’den ücret alırken Ağustos ayının son haftasında bu tavsiyenin kalkması biraz ilginç. Hemen ardından da Google, Google Chrome browseri ortaya çıkardı.

Google chrome ile gezdiğimiz sayfalarda kullanılan user Agent bilgisi
Mozilla/5.0 (Windows; U; Windows NT 6.0; en-US) AppleWebKit/525.13 (KHTML, like Gecko) Chrome/0.2.149.27 Safari/525.13 bu şekilde görünmektedir.

Google Chrome, otomatik olarak ilgili sorguları, tarama geçmişin eşleşmeler ve adres çubuğu girişine dayanan popüler web sitelerini önerebiliyor. Adres çubuğuna yazdığınız kelime ile ilgili arama kelimeleri size öneri olarak sunuluyor ve bu sistem için “Google Öneri” hizmeti kullanılıyor.

Hediyeler veya doğum günleri gibi sürprizlerin planlaması için gizli modu kullanmanız söz konusu. Her ne kadar minarenin kılıfı olarak bunu sunsalar da gizli moddayken açtığınız web sayfalarını, tarama geçmişinizde izlenmeyecek şekilde kullanıyorsunuz Google Chrome ile. Gizli pencere kapatıldığında yeni çerezlerin tümü siliniyor.

İnternet sitelerinin olmazsa olmazı formlarda vazgeçilmezlerinden olan textarea kutuları hakkında oldukça güzel bir özellik sunuyor Google Chrome. Formlarda yazıları yazacağımız textarea alanları bazen bize küçük veya fazla büyük gelebilir. Artık bu büyüklüğü kendimiz Google Chrome ile düzenleyebiliyoruz. Textarea kutusunun sağ alt köşesindeki noktalı üçgen kısmına mouse ile gelip ve sürüklememiz yeterli. Tabii bu özelliğe Firefox’da buradan edineceğiniz eklenti ile de sahip olabiliyorsunuz.

Buna benzer bir çok yeni özellikle Google Chrome ilginç ve çekici bir alternatif olarak yola çıktı gerçi ama ileride vazgeçilmez olması söz konusu. Fakat kullanıcılara baştan belirtelim. Şİmdiden yazılımın bir güvenlik açığı ortaya çıktı. Oldukça da büyük bir açık bu. Bir script ile iframe içerisinden dilediğiniz .exe uzantılı dosyanın kullanıcının bilgisayarında çalıştırılabilmesi kadar büyük ve riskli bir açık. Henüz de bir değişiklik yapılmadığını duyuyoruz. Kullanıcıları yazılımın hala “BETA” aşamasında olarak bu adresten edinebilecekleri konusunda da bilgilendirelim.

Google Kısayolları şöyle sunulabilinir.

Ctrl+N Yeni pencere açma
Ctrl tuşuna basın ve bir bağlantıyı tıklayın Bağlantıyı yeni sekmede aç
ÜstKrkt tuşuna basın ve bir bağlantıyı tıklayın Bağlantıyı yeni pencerede aç
Alt+F4 Geçerli pencereyi kapat
Ctrl+T Yeni sekme açma
Ctrl+ÜstKrkt+T Kapattığınız son sekmeyi tekrar açma. Chrome, kapattığınız son 10 sekmeyi hatırlar.
Bağlantıyı sekmeye sürükle Bağlantıyı belirtilen sekmede aç
Bağlantıyı sekmeler arasındaki alana sürükle Bağlantıyı, sekme şeridinde belirtilen konumda yeni bir sekmede aç
Ctrl+1 - Ctrl+8 Rakamın temsil ettiği konumdaki sekmeye gitme. Basacağınız her rakam, sekme şeridinde bir konumu temsil eder.
Ctrl+9 Son sekmeye git
Ctrl+Sekme Sonraki sekmeye git
Ctrl+ÜstKrkt+Sekme Önceki sekmeye git
Ctrl+W veya Ctrl+F4 Geçerli sekmeyi veya pop-up’ı kapat

Adres çubuğu kısayolları

Adres çubuğunda aşağıdaki eylemlerden birini gerçekleştirin:

Bir arama terimi girin Varsayılan arama motorunu kullanarak arama yapın
Web adresinin ‘www.’ ile ‘.com’ arasında kalan kısmını girin, ardından Ctrl+Enter tuşlarına basın Adres çubuğundaki girişinize www. ve .com ekleyerek web adresini açın
Bir arama motoru anahtar kelimesi veya URL girin, Sekme tuşuna basın ve ardından arama terimi girin Anahtar kelimeyle veya URL ile ilişkili arama motorunu kullanarak arama yapın Chrome, kullanmaya çalıştığınız arama motorunu tanırsa Sekme tuşuna basmanızı ister.
F6 veya Ctrl+L Web adresi alanındaki içeriği vurgula
Bir web adresi girin, ardından Alt+Enter tuşlarına basın. Web adresinizi yeni bir sekmede açma

Google Chrome özelliklerini açmak için kısayollar

Ctrl+B Yer imleri çubuğunu etkinleştirme ve devre dışı bırakma
Ctrl+H Geçmiş sayfasını görüntüleme
Ctrl+J İndirilenler sayfasını görüntüleme
ÜstKrkt+Escape Görev yöneticisini görüntüleme
ÜstKrkt+Alt+T Klavye odağını Chrome araç çubuğuna getirme. Araç çubuğunun farklı alanlarına gitmek için klavye üzerindeki sağ ve sol okları kullanın.

Web sayfası kısayolları

Ctrl+P Geçerli sayfayı yazdırma
F5 Geçerli sayfayı yeniden yükle
Ctrl+F5 veya ÜstKrkt+F5 Önbelleğe alınmış içeriği yok sayarak geçerli sayfayı yeniden yükle
Alt tuşuna basıp bir bağlantıyı tıklama Bağlantıyı indir
Ctrl+F Sayfada bul kutusunu açma
Ctrl+G veya F3 Sayfada bul kutusunda girişiniz için sonraki eşleşmeyi bulma
Ctrl+ÜstKrkt+G veya ÜstKrkt+F3 Sayfada bul kutusunda girişiniz için önceki eşleşmeyi bulma
Ctrl+U Kaynağı görüntüle
Bağlantıyı yer imleri çubuğuna sürükle Bağlantıyı yer imlerine ekle
Ctrl+D Geçerli web sayfanızı yer imlerine ekleme
Ctrl++ Metni büyüt
Ctrl+- Metni küçült
Ctrl+0 Normal metin boyutuna dön

Metin kısayolları

İçeriği vurgulayıp Ctrl+C tuşlarına basma İçeriği panoya kopyalama
İmlecinizi bir metin alanına getirip Ctrl+V tuşlarına basma Panodaki içeriği yapıştırma
İmlecinizi bir metin alanına getirip Ctrl+ÜstKrkt+V tuşlarına basma Panodaki içeriği düz metin olarak yapıştırma
Metin alanındaki içeriği vurgulayıp Ctrl+X tuşlarına basma İçeriği silme

Google Chrome Browser’ı buradan indirebilirsiniz.

Google Chrome hakkında tanıtım videosunu ne yazık ki Youtube’a erişimde hala sorunlar yaşayanlar olduğundan sitemizden yayınlıyoruz.

Get the Flash Player to see the wordTube Media Player.

Google Chrome tanıtım çizgi roman şeklinde yapılmış. İngilizce olarak siteden yayınlanmış. Buradan da inceleyebilirsiniz.


SEO (Arama Motoru Optimizasyonu) Ne Değildir?

Written by h'ozerdem on Ağu 29th, 2008 | Files under SEO, Web Tasarım

seo-amo.jpgBir çok kere yazdık SEO konusunda. AMO olarak da biliyorsunuz. Hani “Arama Motoru Optimizasyonu” olarak tabir edilen şu unsur.

İnternet kullanımında “know-how” olgusunun yer almadığı ülkemizde doğal olarak binlerce site sahibi SEO işini evinde “Knight Online” oynadığında ailesi tarafından “Sistem Uzmanı” olarak nitelendirilen zihniyetin doğrultusunda mümkün olan en trajikomik seçimlerle yaptırmakta.

Genellikle bize gelen taleplerde önce ufak bir iş olarak bahsedilen, devamında satış grafiğinin artışında nasıl bir kar marjı elde edileceğini izah ettiğimizde o denli de küçük görülemeyecek bir hizmet olduğu anlaşılan bir olgu arama motoru optimizasyonu.

Defalarca SEO şudur, AMO budur deik durduk. Bu sefer de “ne olmadığı” konusunda biraz fikir verelim istedik.

  1. Arama Motoru Optimizasyonu basit bir iş değildir.
    Bir çok web sitesi sahibi sayfalarını anlamsız keywordler ile doldurmakla, gördükleri tüm sitelere kendi adreslerini kaydetmekle, yüzbinlerce spam mail yollamakla arama motorlarında üst sıralarda yer almayı hedeflerler. Ancak kazın ayağı böyle değil. Google aptal değil. Sadece bu denli kolay olsaydı şu anda hedef arama kelimelerinde ilk 10′da binlerce internet sitesi yer alırdı. Bu matematiksel olarak ne denli mümkünse, bu şekilde sitelerin de yer edinmesi o derecede mümkün.
  2. Arama Motoru Optimizasyonu site tasarımı ile aynı iş değildir.
    Evet. İnternet sitesi tasarlanırken standartlara uygunluğu, kodlamalardaki düzgünlük, içeriğin özgünlüğü ve benzeri olgular göz önüne alınır. Daha doğrusu alınmalıdır. Ne yazık ki günümüzde “SUNUCUMUZUN WEB MAIL DESTEĞİ VAR” diyerek bunu bir özellikmiş gibi göstermeye çalışan hosting ve web tasarım firmamsıları “www.mail2web.com” adresinden ne kadar haberdar ise, bu bahsettiğimiz önemli noktalardan da o derecede haberdar olmakta ve bu unsurlara dikkat etmemektedir.
    Her ne olursa olsun, bir sitenin tasarımı tamamlandıktan sonra SEO işlemleri süreci başlar.
  3. Arama Motoru Optimizasyonu bir kaç yazılımla yapılmaz.
    Arama motoru optimizasyonunu bir kaç tıklamayla yapacak bir yazılım şu anda yok. En azından henüz keşfedilmedi. Bu kadar kolay bir iş olduğunu düşünenlere gidip Pong oynamalarını tavsiye ederim sadece.
    Arama motoru optimizasyonunda tamamı ile Google ile ilgili gelişmelerin takibine dayalı olarak sitelerde yapılacak düzenlemeler önem kazanmaktadır. Bu düzenlemelerin içinde güçlü bir link popülerliği oluşturulması, özgün içerik kazandırılması, sitenin faal halde tutulması gibi konular büyük önem taşımaktadır.
  4. Arama Motoru Optimizasyonu tek başına para kazandırmaz.
    Dilerseniz kalıcı olarak ilk sırada olun. Siteniz içerik olarak yetersiz ise, ziyaretçileri cezbedemiyorsa boşuna uğraşmayın. Nasıl bir mağazaya her giren alışveriş yapmıyorsa, her sitenize gelen de size para kazandırmayacaktır.
  5. Arama Motoru Optimizasyonu bir seferlik ilaç değildir.
    Sizin kadar rakipleriniz de uyanık emin olun. Kimse çıktığı sıralamalarda kalıcı olmuyor. Geçen sene “antalya web tasarım” kelimesinde ilk sırada yer alan sitelerin şu anda aylardır birinci sırada olan sitemize bakarak çalışmalar yapmaları da çok doğal. Tabii buradan bizi Google’a yersiz şikayet eden bazı arkadaşlarımıza saygılar. Yetkililer ile görüşmelerimizde epey güldük şikayetlerine sağolsunlar.
    Önemli olan arama motoru optimizasyonundaki devamlılıktır. Bir sitede arama motoru optimizasyonu çalışmasını bir kerelik, veya 3-5 günlük bir iş olarak düşünüyorsanız hiç bulaşmayın derim.
  6. Arama Motoru Optimizasyonu düşündüğünüz kadar ucuz değildir.
    “golf turkey” kelimesi ile ilgili çalışma yaptığımız Bilyana Golf‘ün sahibi Birol Bey ile bir sohbetimizde iş için ücret almak yerine her satışından %0.1 kar payı alsak şu anda bu paralar ile sıfır bir araba alabileceğimizi konuşmuştuk. Epey de gülmüştük tabii. Bunu demek için nedenimiz de oldukça açıktı. Site sıralamalarda yükseldikçe firmanın pazar payı önlenemez biçimde artmıştı.
    Size parayı kazandıran pazarlama elemanınıza verdiğiniz broşürler değil, elemanınızın görüşmedeki yaklaşımıdır. Aynı şekilde sadece sitenizin iyi bir tasarıma sahip olması size müşteriyi kazandırmaz. Arama motoru optimizasyonu size pazarlamacınızın görevini sunmaktadır. Bu da düşük meblağlı bir işlem değildir. Tabii pazarlamacınızı görüşmeye araba yerine bisiklet, düzgün bir kıyafet yerine yırtık pırtık bir kıyafetle göndermeye doğru diyorsanız, ucuz yollu arama motoru optimizasyonu seçeneklerini kullanmanız da doğaldır.
  7. AdWords Reklamlarında çıkmak Arama Motoru Optimizasyonu değildir.
    Hayretler içinde izlediğimiz bazı firmalar var ki, arama motoru optimizasyonu olarak müşterilerine AdWords reklamlarını sunuyorlar. Sakın kanmayın. AdWords size para kazandıran bir sistemdir. Sıralamalarda yer edinmenizi de sağlar. Ancak reklam vererek çıktığınız alan, emin olun ilk 10 sıra kadar önemli değildir.

Sonuç olarak “arama motoru optimizasyonu” bir çok kişinin düşündüğü şekilde bir iş değildir.


SEO işinin yüz karası “evden eve nakliyat”

Written by h'ozerdem on Ağu 19th, 2008 | Files under Genel Yazılar, SEO

evden-eve-nakliyat.jpegGenelde yurt dışına çalışan firmalara verdiğim bir hizmet SEO. Genellikle de yaşadığım şehir Antalya olduğundan doğal olarak turizm acentaları ile çalışmalar yürütmekteyim.

Yurtdışı siteler arasında “arama motoru optimizasyonu” işleri çok daha keyifli, zira çoğunlukla eli yüzü düzgün işler yapan, hileye hurdaya fazla kaçmayan ve bilgi sahibi rakiplerle kapışmak çok daha keyif verici. Açıkçası “golf turkey” kelimesi ile ilgili çalışmalarımda rakip olarak tanıştığım ve halen irtibatımın devam ettiği SEO uzmanları olması insanı mutlu etmekte.

Doğal olarak Antalya Tasarım Grubu olarak bu hizmeti yurt içi firmalar için de sunmaktayız. Fakat yurtiçinde SEO işlemlerinden o kadar da keyif aldığımı söyleyemeyeceğim. Arama motoru optimizasyonunu sadece sayfasına hile hurda katmak, pornografik içerikli siteler açıp o sitelerden link satmak olarak görenler cidden bizim de müşterinin gözünde “onlardan birisi” olarak görünmemize yol açtıkça tepkimizi çeşitli durumlarda ortaya koyuyoruz.

Peki arama motoru optimizasyonu işinin en varoş sokağı neresidir diye araştırdığımızda tek kelime ile karşılaştık. “EVDEN EVE NAKLİYAT”

Hadi arayalım şu “evden eve nakliyat” kelimesini Google‘da.
Karşımıza çıkan sonuçlara bir göz atalım…

Diyelim ki evinizi taşıyacaksınız, bu sitelerden hangisinin güvenilir olduğunu düşünmek lazım. Aynı kelimenin yabancı ülkelerde arama sonuçlarına Google‘da göz attığımızda çıkan sonuçlarda çok daha eli yüzü düzgün kullanımlarla karşı karşıya oluyoruz.

Hele bu kelimede üst sıralarda çıkmak için nerelerden linkler alınıyor bir gördük ki içler acısı durumu anlatmak lazım olduğunu anladık. Bazı sitelerin aldığı linkleri araştırdığınızda pornografik hikayeler içeren sitelerle dolu olduğunu, bir tanesinin tamamen sploglardan kurulu bir ağdan link bombardımanına tutulduğunu görebiliyoruz.

Peki nedir bu denli hile hurda dönmesinde sebep?
Yurtdışı siteler doğal olarak İngilizce içerikle yaratılıyor ve Google tarafından değerlendirilmelerinde düzgün içeriğin olmasına daha fazla önem veriliyor, ancak dilimiz ile ilgili bu denli kapsamlı bir altyapının (henüz) oluşmadığı bir gerçek. Google’ın da link takası işlemlerinde yapacağı yeni düzenlemeler henüz dedikodu olsa da ateş olan yerden duman çıkmayacağı kesin.

Arama motoru optimizasyonu işlemlerinin daha temiz şekillerde yapılacağı günleri görmek dileğiyle.


Maksat makale olsun…

Written by h'ozerdem on Ağu 16th, 2008 | Files under Genel Yazılar, Haber / Yorum, SEO, İnternet / Bilişim

google.jpgİnternetin getirdiği en önemli fayda “bilgiye kolay ulaşım” iken bir sorunu da beraberinde taşıdı hayatımıza.

“Bilgi Kirliliği”
Herkesin, her konuda kolaylıkla ahkamlar kesmesini sağlayan bu durum, yalan yanlış ne varsa internette bilgi gibi paylaşılmasını sağlamakta.

Son karşılaştığımız bir örnekte ise neredeyse “Lost” dizisinin senaryosu olabilecek bir hayal gücüne şahit olduk arkadaşlarla.

Makalenin orjinali İngilizce, Türkçeleştirip gerçekmiş gibi sunulan halini, şu şekilde (açıklamalarla) sunmakta fayda var.

Google arama motoru efsanesinin kökleri biizm bildiğimizin aksine 1990′lı yılların ortasına değil, ondan çok daha eskilere yani Almanların 1. dünya savaşı sonrası 1923 yılında kurduğu Googel Cars & Co. şirketine dayanmaktadır. Şirketin ürettiği yarış otomobillerinden birisinin 1931 yılındaki alman ulusal yarış şampiyonasında feci bir kaza yapması neticesinde Google şirketinin iflasını açıklanmış ve bu marka adı 20 yıl kadar ortalıkta görünmemiştir..

Öncelikle bu firma hakkında bir araştırma yapalım dedik, ancak dünya tarihinde bu isimle bir firma bulunmadığı bariz bir gerçek. Hadi bunu geçelim, 1931 senesinde bahsi geçen Alman Ulusal Yarış Şampiyonası’ndan kastedilen yarışın ne olduğunu merak ettik doğrusu. Araştırdığımızda 1931 senesinde Almanya’da yapılan yarış büyük ihtimalle “1931 Alman Grand Prix” ve Wikipedia‘da bulunan bilgilere göre pek de inandırıcı gelmiyor.

1953 yılında New York’lu terzi Thomas Rafner Jr. çalıştığı sektörü değiştirmeye karar vererek “Barney Google” adında bir turizm şirketi kurmuş ve şirketin logosunda ise bir at kullanmıştır. Bu şirketin sloganı ise “Google- Büyük elmayı bir ısırışta ye” anlamına gelen “Google - The Big Apple in One Bite” mottosuydu. Saç kesiminden şehir içi turlara kadar çok değişik alanlarda faaliyet gösteren bu şirket daha sonraları 1970 lerde teknoloji sektörüne de ayak basacaktı. Şirketin yeni faaliyet alanı yabancılara servis yapacak ilkel bir arama motoru yazılımının geliştirlmesiydi.

İlginç. Hatta çılgınca. Bu denli büyük bir firmayı kurmuş, ve tarihe iz atmış bir kişi hakkında bilgilere nedense hiç bir yerde ulaşamıyorsunuz. Dharma’ya benzeyen bir şirket sanırım. Adaları da vardır şimdi bu arkadaşların. 1970′lerde bu tür bir arama motorunun yazılımının geliştirilmesi biraz zor olurdu sanırım. Zira bu tür işler o dönemlerde rehber kitaplardan zaten yapılmaktaydı.

Massachusetts Yüksek Teknoloji Enstitüsü ile yapılan işbirliği neticesinde elektronik şehir rehberi programı hazırlamaya karar verilmesiyle New york şehrindeki bulunması zor yerler ve Anahtar kelime arama sistemi ilk defa 1974 yılında şirket tarafından ticari manada uygulamaya konulmuştur. Bu sistemin gelişmiş bir versiyonu daha sonra Nobel ödülüne aday gösterilmiştir. Yani diğer bir deyişle günümüzde Googling adı verilen arama motoru dizaynının ilk sürümünün 1979 daki atası olan teknolojiye First Generation Googling (FGG) adı verilmiştir.

1974 senesinde bu tür bir çalışma hiçbir kayıtta görünmüyor. İlk e-posta yollanmasının 1971′de olduğunu göz önüne alırsak sizce bu tür bir çalışma tarihe geçmez miydi? Yoksa MIT çok mu fazla mütevazi?

Google arama teknolojisinin IBM tarafından 1984 IBM tarafından satın alınmasına kadar geçen sürede bu teknoloji yatırımcıların pek dikkatini çekmemiştir. 1988, yılında Google Inc. National Security Agency yani Amerikan Ulusal güvenlik Ajansı tarafından satın alınmasıyla kullanım amacı daha çok istihpari faaliyetlere kaymıştır. Ajansın bu yazılım hakkındaki sır saklama eğilimleri nedeniyle Google ismini satın almayı bile unutmuş ve 1991 yılında sembolik bir fiyata Peter-Paul Sovri tarafından isim ve patent hakları satın almıştır.

IBM 1984 yılında klavyelerindeki hataları düzeltmekle meşgul iken tarihe geçecek bu buluşu almış. Hatta IBM gibi bir devin aldığı bu destansı iş nedense kimsenin ilgisini bile çekmemiş. Dahası ne kadar doğrudur bilinmez ama NSA ile Google arasında bir bağlantının olup olmadığı hala tartışma konusuyken madem bu denli bilgi sahibisiniz gösterin evrakları, kaynağı da tarihe geçirin isminizi.

Ayrıca şu konuda hemfikirim. Amerika’nın bir çok istihbarat hatası yaptığını kendileri de kabul ediyorlar ama bu kadarı da komik olur. Yok efendim Google ismini satın almayı unutmuş. Ardından da Peter-Paul Sovri (bkz. Google aramalarında sadece 3 sayfada ismi var) nasıl uyanık bir adammış ki bu ismi satın almış. Biraz yavaş :)

1990 ların ortasında World Wide Web fikrinin ve atılımının yaygınlaşmasıyla üvey oğlu Larry Page, ve oğlunun arkadaşı Sergey Brin, tarafından günümüzde bildiğimiz Google web arama motoru geliştirilmiş veya icat edilmiştir.

Üvey oğlu? Yahu Larry Page’in babasının ismi “Carl Victor Page” ve annesinin ismi “Gloria Page”. Biraz usturuplu sallasanız. Bakın Wikipedia sayfasına.

Yazının devamını sadece bilgi için verelim, gerisini araştırmaktan vazgeçtik. Sadece şahsi yorumlarımızı sunuyoruz. Arkadaşlara bu denli bir hayalgücü hakkında saygılar!

Site ziyaretçileri zamanla artmaya başlamış ancak P.P. Sovri nin 1998 yılında trajik ölümüyle Google arama motoru çalışmaları Sovriye adanmıştır.Diğer arama motorlarından daha iyi sonuç verebilmek amacıyla 20,000 internet aşığı ispanyol gencinden yardım alınmış bu gençlere 2 milyar web sayfasının tektek inceletilerek safya kalitelerini 1 den 10 a kadar numaralandırmak suretiyle tespit etmeleri istenmiştir. Binlerce gencin 2 ay boyunca uykusuz kalarak harcadığı performans sonucunda google arama motorunun bugünkü algoritmasının temeli atılmıştır. Bu çılgın fikir, Bring ve Page’in yıllar sonra milyarder olmalarını sağlayacaktır.

20bin internet aşığı İspanyol genç! Vay anasını. Evet Google ilk denemelerinde bir çok beta tester tarafından kullanıldı, hatta bunların arasında “hispanik” dediğimiz İspanyol kökenli kişiler de vardı, ama bu kadar da değildi. Hem neden sadece İspanyol? Onu da açıklasaydınız bari.

Günümüzde on milyarlarca web sayfası google SEO tarafından indekslenmiş durumdadır ve ortalama günlük 300 milyon arama yapmaktadır. , Gördüğünüz gibi Kastlowski’nin arabalarından günümüze oldukça uzun ve zorlu bir yol katedilmiştir. Her ne kadar 70′li yıllardan beri devam eden arama motoru fikrinin günümüzde geldiği mesafe inanılmaz görünse de gelecekte google markasının daha akıl almaz işleri yapacağını düşünmekteyim. Ayrıca Google SEO işine uzun bir süre yani google.com un popülaritesinin devam ettiği müddetçe devam edeceğimizi ummaktayım

Ummaya devam etmenizi tavsiye ederim. Evet Google daha da devam edecek yoluna ancak geçmişi hakkında bu denli uçuk (!) bir senaryo konusunda sizi başta belirttiğim gibi Lost dizisinin senaristleri arasına almak lazım. Bravo arkadaşlar! Sonuç olarak imla hatalarını bırakın bu denli mesnetsiz sallamaların da internette yer aldığını unutmamak lazım. Ayrıca bu çeviri için zaman harcayan arkadaşlarımıza da teşekkürler. Onlar da umarız her okuduklarını doğru olarak algılamaktan vazgeçerler.

Her sunulan doğru değil bu sanal alemde. Lütfen okuduğunuz her konuda kaynak araştırmasını yapmayı unutmayın.

Not: Yazının orjinaline link vermekte oldukça hassasız ancak arkadaşların deşifre olmalarına pek gerek yok. Ayrıca yazının ingilizce orjinalini http://blogoscoped.com/history/google.html adresinde görüntüleyebilirsiniz.


SEO - Arama Motoru Optimizasyonu yaptırmadan önce dikkat edilmesi gerekenler

Written by h'ozerdem on Ağu 8th, 2008 | Files under Genel Yazılar, SEO, Web Tasarım, İnternet / Bilişim

seo-icin.jpgTamam, bir web siteniz var, tasarımından da memnunsunuz, ama sitenizden gelen ne e-posta ne de telefon var. Araştırıyorsunuz doğal olarak ve buna benzer yüzlerce sayfada SEO “Arama Motoru Optimizasyonu” kelimesi ile karşılaşıyorsunuz.

Peki başlıkları neler bu sayfaların? “Google 1. sayfa garantisi” verenlerden, “sitenize ziyaretçi akışı” sağlayanlara, “bir haftada birinci sıra” söylemlerine kadar bir çok hizmet duyuyorsunuz. Kafanız karışır doğal olarak. Bir yanda size herşeyi “GARANTİ” edenler varken bir yanda da “bu iş ciddi iştir, ha deyince olmaz öyle” diyen bizim gibi bilmişlere rastlıyorsunuz.

Tabii bu garanti SEO uzmanı (!) kardeşlerimizin yaptıkları işlerden bazı örnekler de vermek lazım bu durumda. Konu ile ilgili temelde iyi niyetli ancak kullanıcı yüzdesi olarak büyük çoğunlukta herşeyin uzmanı (!) olduğunu iddia eden arkadaşlarla dolu olan bir sitede geçen yazışmalardan örnekler vererek başlayalım makaleye.

**** da takılan ve itrade seviyesi iyi olan ****** nickli üye ile sitemin seo işleriyle uğraşması için anlaştık. İlk seferinde benden 150 YTL istedi, ve site 1. sıraya çıktıktan sonra 40 YTL aylıkla devam edicektik. Sitem zaten 3. sırada kendi kelimemde. Arada 2. sırayada yükselip iniyordu. ****** parayı aldı, alırkende “eğer yapamazsak geri ödeme garantisi var, biz inançlı insanlarız, yapamazsak geri ödeme yapacağım size, bizim için önce insan ve dürüstlük, ***** da herkez tanır itrademe bak” dedi. Baktım gerçektende iyi. 1 ay oldu sitede hiçbir güncelleme yok, 2 ay oldu yok, şimdi baktım telefonlarımıda açmıyor birkaç haftadır. Buradada silinmiş üyeliği herhalde.

Buna benzer yüzlerce başlık bulabilirsiniz internette. Tabii ki bu durum herkes için geçerli değil ve belki de şikayet eden, edilenden suçlu durumda. Karar yetkisi bizde değil kimseyi de suçlamak değil derdimiz. Ancak konunun vehameti şurada.

Bir işi bilmek ile işi profesyonel şekilde yapabilmek arasında çok belirgin farklar vardır. Öncelikle şunu unutmayın. Kimse size SEO, AMO, arama motoru optimizasyonu gibi başlıklarda hiç bir işi garanti edemez. Zira iş Google ve benzeri arama motorları tarafından asla açıklanmayan ve devamlı olarak değişen koşullarda yapılmaktadır. Bu nedenle önemli olan sizin sitenizin arama motorlarına uyumluluğunun sağlanması ve iyi bir optimizasyon çalışması ile güçlendirilmesidir.

Bu iş için genellikle ülkemizde ilk başvurulan link popülerliği çalışmasıdır. Günümüzde anlamsız kalmış “Page Rank” takıntısı ile önce sitenizin PR değeri yükseltilmeye çalışılır. Burada durun!

Önemli olan sitenizin içeriğidir. Ziyaretçisine hiçbir bilgi sunmayan bir sitenin arama motorları için de değeri yoktur. Öncelikle sitenizin içerik yönünden güçlendirilmesi çalışmaları yapılır ve bu tam anlamıyla bir ajans faaliyetidir. Sizin adınıza firmanızın, işinizin tanımı doğru ve düzgün şekilde yapılır. Sitenize entegre edilen her içeriğin de arama motorlarına belirtilmesi temel şarttır.

Şimdi size “özgün içerik” için SEO uzmanlarından(!) bir tavsiye sunalım.

Oncelikle ozgunlestirmek istedigimiz makaleyi bulup kopyaliyoruz. Sonra Google Translate adresine gidiyoruz. Makaleyi yapistirdiktan sonra once Ingilizce’den Ispanyolca’ya ceviriyoruz. Sonra tekrar Ispanyolca’dan Ingilizce’ye ceviriyoruz. Elimize gecen Ingilizce halini Fransizca’ya ceviriyoruz. Fransizca halini Almanca’ya, Almanca halini de tekrar Ingilizce’ye ceviriyoruz ve sonunda elimizdeki ilk halde koydugumuz makalenin bize ozel ozgun hali var. Son halini kopyalayip Word’e yapistirdiktan sonra spelling ve grammar check yaptirip yaziyi duzeltiyoruz. Her ne kadar icerik ilk hali kadar anlasilir ve kaliteli olmasa da ozgunluk konusunda gayet basarili olacaktir. Oyle ki CopyScape’de kopya icerik taramasindan rahatca gececektir. Her gun bu sekilde 2-3 makale ekleseniz, ozgun icerik ve guncellikten dolayi Google’dan pozitif tepki almaniz isten bile degil.

Hadi denileni yapalım ne dersiniz?

Yazımızın orjinali şu olsun…
“When you are new to SEO, seeing your rankings improve is an exciting process.”
Türkçesi şu şekildedir;
“SEO’ya yeni başladığınızda, sıralamalarda yükselmeye başlamanız heyecanlı bir süreçtir.”

Peki arkadaşımızın dediklerini uygularsak bu özgün(!) içerik ne olacaktır dersiniz. Alın size sonuç…
“If you’re the SEO, trying to improve their position, is an exciting ..”

Türkçeleştirmek için oldukça düşük bir cümle ancak şu şekilde çevrilebilir.
“Eğer SEO iseniz, onların pozisyonunu iyileştirmeye çalışmak, heyecan vericidir.”

Bravo! İnanılmaz derecede özgün bir içerik sahibi olduk. Sitemize gelenin okuduğu yazıyı anlamasına ne gerek var ki? Zaten onlar da sitenin her tarafındaki banner ve yazı reklamlara tıklamak için Google’da geziniyorlardı.

Arama motoru optimizasyonunda özgün içerik demek anlamsız kelimeler demek değildir. Sploglarla ilgili yazımda da aynı şeyi belirttim. Herhangi bir amacı olmayan sitelerin PR değerleri isterse 10 olsun getirisi SIFIR olacaktır.

Link popülerliği çalışması doğal olarak önemlidir. Ancak konunuzla ilgili bir sitenin size link vermesi en önemlisidir. Gözlük işi ile uğraşan bir firmanın, denizcilik sitesinden link almasının pek de bir getirisi olmayacaktır bundan emin olun. Hele ki size 50bin adet link *** YTL gibi bir rakam denirse uzak durun. Yarın, öbür gün sitenizin isminin pornografik içerikli bir sitede geçmesi gibi bir durumla karşılaşabilirsiniz.

SEO “arama motoru optimizasyonu” işlemlerinde  kısa vadede köşeyi dönmek istiyorsanız meydan sizi, ancak bu şekilde kimsenin hedeflediği, hayal ettiği yerlere gelmediği kesin.

Nasıl pazarlayacağınız ürünün sorunsuz çalışması gerekiyorsa, optimize edeceğiniz internet sitesinin de ziyaretçiyi bağlaması gerekmektedir. Bu durum da ancak ziyaretçilerin başka sitelerde bulamayacakları içerikleri barındırmanız ile olacaktır.


Web site tasarımında Flash kullanımı… Hem iyi, hem kötü, hem de çirkin…

Written by h'ozerdem on Tem 28th, 2008 | Files under Genel Yazılar, SEO, Web Tasarım

01-eye-4-u.jpgHepimiz bir dönemler ağzımız açık bakmıştık bazı sitelere. O döneme kadar dinamik bir web altyapısı olmayan sitelere muhtaç bir şekilde Flash ile tanışmıştık. Resimdeki örnek site www.eye4u.com sitesidir ve 90′lı yılların ortalarından itibaren tasarımda ufak değişiklikler dışında aynı kalarak devam etmiştir yayınına.

Farklıydı, hızlıydı. Bir gif animasyon yaratmak için her imajı teker teker yaratmak lazım olurken, Macromedia Flash ile tıpkı Commodore 64 ve Amiga dönemlerindeki sprite mantığı ile objelere animasyon verilebiliyordu.

İlk 3 sürüme kadar fazla tutmadı tabii ki. Herhangi bir standart oluşmamışken, Netscape Navigator ile Internet Explorer arasındaki savaşa kurban gidecekti ki, sonrasında düzelmeye başladı işler. İnsanlar internet sitelerinden daha fazlasını beklemeye başlamışlardı, daha fazla görsellik ve sadece göze değil, kulağa da hitap etmenin kolaylaştığı bir yol olmuştu Flash siteler. O dönemde halen 56k gibi inanılmaz düşük rakamlarda dakikalar alan yükleme sorunları bile problem değildi hatta.

Müşterilerimiz de, site ziyaretçileri de daha fazla flash çılgınlığına kaptırmıştı kendini. Bir bakıma da iyi oluyordu. Browser uyumsuzluğu gibi bir sorunla mücadele etmek yerine, siteyi izlemek için sadece player yüklemeniz yeterli demek uygun bir tercih gibi görünmeye başlamıştı web tasarım firmalarına.

Geliştikçe farklı kullanım alanları buldu kendine Flash. Sadece internet sitelerinde kalmayıp, multimedya CD hazırlıklarında da ideal bir çözüm olmaya başlamıştı. Ne de olsa Director’dan daha az işlemci ve ram ihtiyacına sahipti. Aynı zamanda bir flash tabanlı web sitesini, ufak bir oynama ile CD’ye basıp multimedya CD olarak sunmak hem müşteri için daha cazipti, hem de kullanıcı için daha rahatlatıcıydı.

Derken HTML ve diğer dil kodlarında yapılan standartizasyon çalışmaları, Google’ın arama sistemlerinde yaptığı devrim sayılabilecek gelişmeler, flash sitelerin bir handikapını ortaya çıkardı.

Evet biz gözlerimizle yazıları okuyabiliyor, animasyonlarda bulunan cıvıl cıvıl efektler arasında sloganları algılayabiliyorduk. Ya arama motorları?

Bir resmin üzerinde bulunan, veya bir animasyonda gördüğünüz (ister flash, ister gif ve benzeri animasyonlar olsun) yazılar ne yazık ki hala arama motorları tarafından okunamıyorlar. Okunmaları için kullanabileceğiniz yollara rağmen tarayıcı uyumsuzluğu vb. durumlarla karşılaşmanız da çok büyük ihtimal. Bu nedenle bazı flash sitelerin kodlarını incelediğinizde, tasarımcının “flash dosyada kullanılan kelimeler” gibi bir tag kullanmasına rastlayabilirsiniz.

Peki flash kötü mü?

Önce Flash’ın bazı artıları ile başlayalım. Öncelikle Flash;

  • Interaktiftir…
    HTML ve diğer diller ile yapamayacağınız kadar etkileşimli siteler yaratabilirsiniz. İster video ister müzik olsun sayfalarınıza ekleyebilir, ve ziyaretçiye etkileşimli formlardan tutun, online oyunlara kadar geniş bir yelpazede gezinme keyfi sağlayabilirsiniz.
  • Standartları bellidir…
    Ziyaretçinin hangi tarayıcı ile girdiği neredeyse önemsizdir. Hangi özelliği eklerseniz ekleyin, kullanılan kodlarda Flash yazılımının dışında bir standarta uyumluluk şartı yoktur. Ziyaretçinin tarayıcısında “flash player” eklentisi bulunması kafidir.
  • Görsellik açısından etkileyicidir…
    Bir ürünün veya mekanın tanıtımını video ile yapmanız demek ziyaretçinin minimum 4-5 MB ‘lık bir dosya yüklemesini gerektirmektedir. Dahası sayfanın açılış hızından tutun, görüntü kalitesine kadar bir çok konuda çeşitli engellerle karşı karşıya kalırsınız. Flash yazılımında ister vektörel çizimler ile ister imaj dosyaları ile çalışın, sonuç olarak görsel yönden daha doyurucu ve daha hızlı yüklenen (tabii burası sizin bilginize kalmış) siteler yaratabilirsiniz.

Flash’ın kötü ve çirkin yönlerine gelirsek Flash;

  • Kendine ait bir player kurulumunu gerektirir…
    Belki evinizde, veya ofisinizde yüksek güvenlikli bir ağ kullanmaya ihtiyacınız olmayabilir. Ancak bir bankanın veya devlet kuruluşunun firewall (güvenlik duvarı) sisteminde engellenen yazılımlardan birisi de “flash player” olmaktadır. Hatta Firefox gibi yazılımların add-on destekleri arasında flash dosyaları engelleme gibi özellikleri de sayabiliriz. Dahası başlangıç seviyesinde bir kullanıcının (düşük ihtimalle de olsa) flash player kurulu olmayan tarayıcısında göreceği boş ekranda “flash player” yüklenmesi için vereceğiniz linki takip etmemesi, veya takip etse dahi kuramaması ihtimaller arasındadır.
  • Site optimizasyonu için uygun değildir…
    Bir çok müşterimiz Flash tasarımlı web siteleri istemekte.
    İlk sorumuz ise “SEO” veya “Arama Motoru Optimizasyonu” ister misiniz?
    Ne denirse densin SEO işlemlerinin temeli içeriktir. İçerik ise yazılarda bulunur. Yazıları okunamayan bir sitenin arama motoru optimizasyonu için ne kadar büyük bir handikap taşıdığını belirtmemize gerek yok sanırız.
  • Yüklenme süresi uzun olabilir…
    Bu madde biraz da size bağlı. Bir çok flash tasarımcısı olarak geçinen kişi henüz loading script kullanımından bihaber. Bu durumda diyelim ki yükleme ekranınız var. Bir ziyaretçinin ortalama olarak % ile başlayıp iki haneli rakamların altındaki barın dolmasını bekleme süresi ortalama 20 saniye!
    Yanlış duymadınız, yazı ile #yirmi saniye#.
    Günümüzde kullanıcı beklemeyi sevmiyor. Bekleten kişilere de pek iyi gözle bakmıyor. Bu nedenle bazı ufak hileleri kullanmanız tavsiyedir. Sitenin ilk sayfasının aslında yükleme scriptinin ta kendisi olması gibi.

Sonuç olarak Flash site, görsel olarak etkileyici sunumlar isteyen firmalar için birebir bir çözüm olabilir. Ancak işin içinde SEO kelimesi geçtiği anda bir daha gözden geçirmeniz tavsiyemdir.


Ülkemizde Webmaster, Web Yayımcısı (Web Publisher), Web Tasarımcısı (Web Designer), ve Web Programcısı (Web Programmer) sorunsalı…

Written by h'ozerdem on Tem 24th, 2008 | Files under Genel Yazılar, Web Tasarım, İnternet / Bilişim

Webmaster nedir, ne değildir?

Hepimizin sürekli karşılaştığı ancak manası tamamı ile bilinmeyen bir terim “Webmaster”.,

Webmaster nedir? Ne yapar? Bilgisi nedir, ne değildir? Bu terimi bir çok kişi duymuştur. Fakat bu kelimeyi kullanırken anlamının ne derecede büyük bir yükümlülük olduğuna pek aldırış etmiyorlar.

Ülkemizde iş verenler tam olarak bu terimi bilmediği için firmaların birçoğu ilan verirken ülkemizde şu tarz ilanlar vermekteler. Örneğin şahsın sadece web tasarımcısına ihtiyacı olmasına rağmen şu şekilde bir ilanla çıkar karşınıza.

”Dreamweaver, Flash, Photoshop, Fireworks, XHTML, ASP.NET, PHP bilen elemanlar aranıyor”

Nasıl oluyor bu iş kavramak zaten imkansız. ASP.Net ve PHP web programlamaya girmekte orası kesin ancak aranan güzel, göz alıcı, statik bir sayfa ise ASP.net ve PHP bilgisi ne derecede ileri olacaktır orası muamma! Konuyu daha fazla sündürmeden gelelim şimdi webmaster terimine.

Webmaster kolay iş değildir. Bir kartvizitin altına webmaster yazdığınız andan itibaren farkında olmadan bir çok sorumluluk ve gerginliğin altına imza atmış olursunuz. Webmaster kelimesinin düz olarak tercümesi “webin efendisi” olmaktadır. Bir site veya projeye sıfırdan başlayıp, dökümantasyonunu hazırlayan, düzenleyen, resimleri ekleyen, taslağı hazırlayan, kodları yazan, optimize eden kısacası bir siteyi çok ileri düzeyde profesyonel anlamda tasarlayabilme yeteneğine sahip kişi demektir. Ayrıca bir webmaster olmak için şunları oldukça iyi bilmek gerekir :

* HTML ve CSS bilgisine hakim olmak.
* Optimizasyon konusunda bilgili olmak. Arama motorlarının girdisini çıktısını iyi bilmek ve SEO “Arama Motoru Optimizasyonu” uygulamalarına haiz olmak.
* İnternet altyapısını bilmek.
* İnternette güvenlik bilgisinin iyi olması.
* Veritabanlarını bilmesi.
* Renkleri tanıması.
* Tasarımda yetenekli olması.

Göründüğü gibi webmaster burada bahsedilen kavramların tamamını yapabilecek kişidir. Ancak webmaster sanıldığı gibi tek kişilik bir ekip olmak yerine bir ekibin başında işlerin planlı programlı yürümesini sağlayan kişi olursa netice çok daha verimli olmaktadır.

Web Publisher ( Web Yayımcısı) : Tüm çalışmaları bitmiş bir internet sitesinin, yüklenmesi, hayata geçirilmesi ve yayınlanmada karşılaşılacak sorunları çözmek gibi konular ile ilgilenir. Ortaya çıkan sorunları ise birazdan bahsi geçecek kişiye rapor ederek gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlar.
Web Designer (Web Tasarımcısı) : Sitenin görsel unsurlarını, tablolarını, yerleşimini, Flash, Gif. vb görsellerini hazırlayan kişidir. Müşterinin isteğine göre kendi yeteneğini de ortaya koyarak çalışmalar yapar. Optimizasyon konusunda bilgilidir, grafik ve animasyon programlarına hakimdir, renk onun için avucunun içi gibidir, yazıtipleri “font” konusunda bilgi sahibidir, programcıya kolaylık sağlayacak teknik bilgiye sahiptir ve ona göre tasarım yapar.
Yani bir nevi dijital grafiker denebilir.
Web Programmer (Web Programcısı) : Neredeyse en zor iş onun üzerindedir, sitenin tüm arka plan kodlarını ve uygulama scriptlerini bu kişi oluşturur. Konusuna hakimdir, PHP, ASP, JAVA, JavaSCRIPT, .NET uygulamalarından herhangi birine yada hepsine hakimdir, MYSQL, MSSQL, ACCESS, POSTGRESQL gibi veritabanlarını iyi bilir. Güvenlik konusunda bilgilidir. Hazır kodları anlayabilecek kadar ve çözümleyecek kadar bilgisi vardır. Site tasarımına uygun CSS kodlarını yazabilir, HTML konusunda uzmandır..
Web Editör (Web Düzenleyici) : Aslında şu an piyasada çalışan kesime denebilecek en uygun sıfat budur. Editörler genellikle, şirketlerin bilgi işlem departmanlarında bulunan kişilerdir, bu kişilere şirket tarafından birde web sitesi işi verilir, genellikle hazır templateleri düzenler, kodlarda ufak tefek değişiklik yaparlar. Aslında WEB EDİTÖRLERİ, WEB MASTER kadar bilgi sahibidir. Çünkü en son aşamada 1 yıllık tüm değişiklik ve güncelleme işlerini bu arkadaşlar yaparlar.

Sonuç olarak WEBMASTER olmak herkesin harcı değildir. Eğer bu yazıdan sonra “Ben bu yukardaki işleri çok iyi biliyorum” diyebiliyorsanız meydan sizin. Ancak bu denli bilginin de aylık getirisinin az olmadığını unutmayın. Çünkü bunların hepsini bilmeniz demek eş zamanlı olarak hem PRODÜKTÖR , hem ART DİRECTOR , hem GRAFİKER , hem de MATBAACI olmanız gibidir.


Web Tasarımda 10 Temel Hata

Written by h'ozerdem on Tem 20th, 2008 | Files under Genel Yazılar, Web Tasarım

Bu yazıda genellikle göze batmayan ancak oldukça kullanıcının site ziyaretlerini sonlandırdıkları 10 temel hatadan bahsedeceğiz.

Yazımızda Jakob Nielsen’in bazı yazılarından faydalananılmış, ve sitelerinde kullanılan bazı çizimlere yer verilmiştir.

Yazıda bulunan bilgiler arama motoru optimizasyonuna direk olarak etkili değildir. Sitede ziyaretçinin kalma süresini arttırma ve site kullanımı oranını çoğaltmak için önemli bulduğumuz 10 adet konunun açıklamalarına yer verilmiştir.

01-kotu-aramalar.jpg1- Hatalı aramalar, bulunamayan arama sonuçları

Evet hatalı aramalar diyoruz. Ne yazık ki her kullanıcı muhteşem derecede gramer bilgisine veya klavye kullanma yeteneğine sahip değil ve bu zorunlulukları da yok. Yardımcı olmaya çalışan siteler her zaman avantajlı konumdadırlar ve ziyaretçi arama kriterini yanlış yazmış bile olsa Google’ın “Bunu mu demek istediniz…” yaklaşımı en güzel çözüm olmaktadır. Arama sisteminizi hazırlarken Google tarafından kullanılan sistem kadar gelişmiş olmasa bile, “Sonuç bulunamadı” kelimesinin bir kenarına “Tavsiye edilenler” veya “En sık arananlar” seçeneklerini koymanız bile sitenizin kullanılırlığı açısından oldukça büyük bir avantaj sağlayacaktır.

2- PDF dosyaların tarayıcılarda açılmaları

Doğrudur. Bir çok kullanıcı için standart bir yazılım Acrobat Reader ve muadilleri olan yazılımlar. Peki kaç kullanıcının tarayıcı yazılımı sorunsuz? Veya kaç kullanıcımız gerçekten PDF dosyanın ne işe yaradığı hakkında fikir sahibi?

Tavsiye etmiyoruz açıkçası. GÜnümüzde 5 sayfa yazı okumak için ek yazılımla açılacak bir dosya ile karşılaşmak istemiyor. Çok fazla sayfadan oluşan bir PDF dökümanı tarayıcı yazılım ile açtırmak da hem sitenizin bandwithi hem de kullanıcının beklemesi açısından ızdırap olacaktır. Bırakın kullanıcı ne yapacağını kendisi seçsin. Veya bu PDF dosyaları HTML olarak kaydedin. Çok da zor değil bu iş.

3- Ziyaret edilen linklerin renginin değişmemesi

Sitenizi hazırlarken her köşesinizi siz avucunuzun içi gibi biliyor olabilirsiniz ama ya kullanıcılar? İlk defa girdikleri bir sitede hangi sayfaya nereden girdikleri konusunda kaybolmamak için yere attıkları ekmek kırıntıları misali ziyaret edilen linklerin farklı renkleri onlara nerede olduklarını belirtmekte iken, aynı renkte olduğunda site içinde kaybolmaları ne kadar yararlı olabilir ki?

Hiç tavsiye etmiyoruz. Küçük çaplı kurumsal sitelerde belki kullanmanız pek göze batmayacaktır, ancak çok daha kapsamlı sitelerde bu ufacık fark bile sitenin kullanılabilirliği açısından büyük fark yaratacaktır emin olun.

02-okunamayan-yazilar.jpg4- Okunamayan yazılar, sırf yazıdan oluşmuş sayfalar

Devamlı olarak karşınızda aynı ses tonu ile mırıl mırıl bir konuyu anlatan öğretmenlerinizi hatırlarsınız çoğunuz. Ne kadar sıkıcı oldukları konusunda da hemfikirizdir.

Peki sitenizde neden bu tür davranasınız? Sırf yazılardan oluşmuş bir sayfayı, başlıklarla, paragraflarla, kalın ve italik harflerle, renkler ile belirtilmemiş bir makaleyi ne derecede etkili sunabilirsiniz? Cevabı belirtelim. Gereken etkinin en az yarısından fazlasını yitirdiğinizi belirtiyor uzmanlar. Hatta yazı içinde kullandığınız tarzın etkisini de göz ardı etmemeniz sizin yararınıza olacaktır.

Bir web tasarımcıya AJAX’tan bahsederken “aslında bir de bu isimde futbol takımı var” demeniz sadece laf kalabalığı olacak ve ilginin dağılmasına yol açacaktır. Zira sitenizde AJAX ile bilgiyi arayıp ulaşan kişinin sizden istediği bilgiyi ne kadar yalın, öz ve kısa yoldan ulaştırabilirseniz o derecede etkili olursunuz.

5- Değiştirilemeyen yazı boyutları

CSS, web tasarım için bugüne kadar düşünülmüş en iyi düzenlemelerden birisi bu konuda hepimiz hemfikiriz ancak yazı boyutlarının büyütülüp küçültülmesi konusunda kısıtlama yapması da ufak bir handikap olabilir.

Eğer sitenizde 40 yaş üzerinde kullanıcılar bulunmakta ise ve bu kullanıcıların oldukça düşük bir yüzdesinin tarayıcının yakınlaştırma (zoom) özelliğinden haberdar olduğunu düşünürseniz yazıtipi boyutunun değiştirilebilir olması için CSS dosyalarınıza bir kaç satır daha eklemenizi tavsiye ederiz.

6- Arama motorları için uygun olmayan başlık kullanımı

Günümüzün kütüphanesi Google. 7′den 70′e her kullanıcı bir bilgi için “gugıllıyor” interneti. Bilgi erişiminde ise ön plana çıkmak için atılan her takla SEO kelimesi içinde toplanmakta ne yazık ki. White hat veya black hat tabir edilen yolları kullanan bir çok site arasında sunduğunuz bilgiye ulaşan yoksa sitenizden ne bekleyebilirsiniz ki?

<title> tag ile belirtilen başlık kelimesi genellikle arama motorlarının sonuç sayfalarında tıklayarak sayfaya ulaşabileceğiniz bağlantıyı oluşturur. Genellikle ilk 66 karakterinin gösterildiği bu linkte aslında tamamı ile sayfanızın bir mikro içeriği belirtilir.

Bu başlıklar aynı zamanda bir kullanıcı sayfanızı “Sık Kullanılanlar” arasına eklediğinde de sitenizi belirten isim olarak kaydedilir.

Tavsiyemiz başlangıçta firmanızın ismi ardından da sayfanızın açıklamasının yer aldığı bir başlık kullanmanız olacaktır. Emin olun kimse “Yeni Sayfa”, “Merhaba” ve benzeri anlamsız başlıklardan sayfanızı aramalarda önemsemez veya sık kullanılanlarında tutsa bile sayfanızı hatırlamaz.

Tabii bu başlıkların SEO işlemlerinde kullanımları ile ilgili kurallara da riayet etmeniz sizin yararınıza olacaktır.

7- Reklam vb materyallerin karmaşa yaratması

Algıda seçicilik günümüzde oldukça önemli bir unsur ve bu konu üstüne trajikomik bir başlığa Google’da “algıda seçicilik algida” araması yaparak ulaşabilirsiniz.

Bahsettiğimiz konu hakkında alakası ne derseniz açıklayalım. Kullanıcılar bir sitede istediklerini görmeyi beklerler her zaman. Kafalarında şekillenen bir siteyi ise standartlar belirler. Elbette hiç bir site tasarımcısı “menü solda, reklamlar altta, yazılar sağda olacak” gibi bir yaklaşımla davranmasa da reklamların sayfa içine yerleştirilmesi konusunda dikkatli olunması gerektiği bir gerçek.

Evet bir site açıyorsunuz, belirli bir masraf yapıyorsunuz ve bu siteden de bir gelir beklentiniz var. Ancak kimse sırf reklamdan oluşan sayfalar içinde 3-5 satır bilgiyi aramak zorunda değil. Şu durumlardan uzak durun;

Banner körlüğü
Araştırmalarda kullanıcıların banner alanlarını göz ardı ettikleri ispatlanmış durumda. Bu nedenle sitenizin içeriğinin arasına bu tür bannerlar yerleştirmeniz tamamen site içeriğinize zarar verecektir.

Animasyon körlüğü
Devamlı olarak sayfanızda yanıp sönen, veya hareket halinde bulunan yazılar, animasyonlar kullanmanız halinde kullanıcıların dikkati emin olun dağılacaktır. Firefox gibi bazı tarayıcıların bu tür animasyonların iptali için eklentileri bile bulunmakta.

Popup iptali
Herhalde hala popup pencerelerle para kazanmaa çalışmıyorsunuzdur. Veya sitenizde bir çok sayfanızı popuplar ile açtırmak gibi anlamsızlıklara girişmeye kalkmıyorsunuzdur. Kullanıcıların popup pencerelere olan nefreti bir kenara biraz düşünün bakalım sizin popup pencerelerinize Internet Explorer, Firefox, Opera veya Safari izin veriyor mu?

Evet sitenizden para kazanmak en doğal hakkınız ama dilencilik yapmanızın da gereği yok bunu sakın unutmayın. Kimse reklamlarla dolu sayfalara önem vermiyor emin olun.

8- Tasarım adetlerine uymamak

Kullanılabilirliğin en önemli unsuru tutarlılıktır. Kullanıcılar alışkanlıklarından vazgeçmeyi sevmezler. Hele standart bir site için asla. Evet, facebook kullanımını öğrenmek veya myspace profillerini düzenlemek için araştırmalar yapacaklardır, ancak (çok üst derecede bie çalışma olmadıkça) sizin siteniz için site içi mesajlaşma konusunda ders almak istemeyeceklerdir.

Siteniz her zaman “diğer” sitelerle karşılaştırılacaktır. Burada önemli olan hangi sitenin kullanıcıyı daha az zora soktuğudur. Eğer site içinde bir alana girmek için siz daha dolambaçlı bir yol gösterdiyseniz vay halinize.

Rakip ve benzer siteleri her zaman araştırın ve notlar alın. Artı ve eksilerini bir kenara yazın muhakkak. Emin olun bu notlar çok işinize yarayacak.

9- Yeni sayfaları yeni pencerelerde açtırmak

Hatırlar mısınız bir dönemler değişik markalarda elektrik süpürgelerinin pazarlama elemanları dolaşırdı büyük şehirlerde siteleri, apartmanları. Hepsi evinizin kapısını çalarak rahatsız etmek ile satış yapmak arasındaki ince çizgide dolaşmaya başlardı. Kendi markalarının en iyi olduğunu göstermek için evinizdeki küllüğü halınızın üstüne dökecek kadar cüretkar olanları bile bulunmaktaydı.

Her sayfanın yeni pencerede açılması da bu benzerliği taşıyor. Size bilgi ulaştırmakla, kullanıcının bilgisayarında anlamsız pencereler veya sekmeler oluşturmaktan öte gidemeyen bu girişime hiç bir kullanıcı iyi gözle bakmamakta.

“Ekranımın kirlenmesine gerek yok, ben kapatayım sayfayı” kelimesini ziyaretçinize söyletirken, tarayıcı yazılımın “geri” tuşunu işlev dışı bırakıp, site içi gezinmenin olanaksızlaşması için ideal bir hamle olmasına rağmen, hala bir çok tasarım dehası(!) bu tür pencereleri ziyaretçilerin sitede daha fazla görünmesi için kullanabilmekte.

Unutmayın. DÜrüstlük bir erdem değil bir şarttır hayatta. Linkleriniz de dürüst olsun kullanıcılara. Zorunlu kalmanız dışında bu tür yollara başvurmamanız en doğrusu. Bu durumda bile “yeni pencerede açılır” şeklinde bir dipnot düşmeniz tavsiyemizdir.

03-anlamsiz-cevaplar.jpg10- Kullanıcılara aradıkları cevapları sunmamak

Ziyaretçileriniz oldukça basit bir amaç için siteleri kullanırlar.

“Sorularına aradıkları cevapları bulmak!”

İster Kongo’nun yüzölçümünü arasınlar, ister satın almak istedikleri fotoğraf makinesinin fiyatını araştırsınlar beklenti hep aynıdır.

Çoğu zaman müşterilerinizin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak ürününüzün, veya hizmetinizin satılamadığından yakınanların bu maddeye dikkat etmesi şart.

Birçok B2C sitesinde ürünlerin yanında fiyatları görememeniz sizi nasıl siteden soğutuyorsa, sizin sitenizde de ziyaretçilerin sitenizden çıkmaları an meselesi olacaktır. B2B sitelerinde fiyat göstermemek belirli durumlarda uygun olabilir ancak “online satış” kelimesinin yer aldığı noktada en önemli unsurlardan birisi fiyattır. Belirtmeniz de sizin yararınızadır.