Yurtdışı aramalarda en çok aranan kelimeler (20 Eylül 2008)

Written by h'ozerdem on Eyl 20th, 2008 | Files under SEO

Her hafta toparladığım anahtar kelimelerin listesini paylaşalım.

Anahtar kelimeler aşağıdaki gibi sıralanmaktadır. Bilgiler “Lycos 50 Daily Report”, “Yahoo! Buzz Index”, “Google Zeitgeist”, “Google Hot Trends”, ve “Ask.com Interesting Queries” sonuçlarından elde edilmiştir.

This is the most searched keywords within the last week. The information has been gathered through “Lycos 50 Daily Report”, “Yahoo! Buzz Index”, “Google Zeitgeist”, “Google Hot Trends”, and “Ask.com Interesting Queries”.

Read more..


Haftalık yurtdışında en çok aranan anahtar kelimeler…

Written by h'ozerdem on Eyl 8th, 2008 | Files under SEO

Genel bir sorundur SEO “AMO” işi ile uğraşanlar için keyword bulmak. Tabii bir çok hizmet, yazılım vb olgudan faydalanırız.

Bir süredir kullandığım bir yazılım ile her hafta toparladığım anahtar kelimeleri buradan paylaşmaya karar verdim.

Anahtar kelimeler aşağıdaki gibi sıralanmaktadır. Bilgiler “Lycos 50 Daily Report”, “Yahoo! Buzz Index”, “Google Zeitgeist”, “Google Hot Trends”, ve “Ask.com Interesting Queries” sonuçlarından elde edilmiştir.

Read more..


SEO (Arama Motoru Optimizasyonu) Ne Değildir?

Written by h'ozerdem on Ağu 29th, 2008 | Files under SEO, Web Tasarım

seo-amo.jpgBir çok kere yazdık SEO konusunda. AMO olarak da biliyorsunuz. Hani “Arama Motoru Optimizasyonu” olarak tabir edilen şu unsur.

İnternet kullanımında “know-how” olgusunun yer almadığı ülkemizde doğal olarak binlerce site sahibi SEO işini evinde “Knight Online” oynadığında ailesi tarafından “Sistem Uzmanı” olarak nitelendirilen zihniyetin doğrultusunda mümkün olan en trajikomik seçimlerle yaptırmakta.

Genellikle bize gelen taleplerde önce ufak bir iş olarak bahsedilen, devamında satış grafiğinin artışında nasıl bir kar marjı elde edileceğini izah ettiğimizde o denli de küçük görülemeyecek bir hizmet olduğu anlaşılan bir olgu arama motoru optimizasyonu.

Defalarca SEO şudur, AMO budur deik durduk. Bu sefer de “ne olmadığı” konusunda biraz fikir verelim istedik.

  1. Arama Motoru Optimizasyonu basit bir iş değildir.
    Bir çok web sitesi sahibi sayfalarını anlamsız keywordler ile doldurmakla, gördükleri tüm sitelere kendi adreslerini kaydetmekle, yüzbinlerce spam mail yollamakla arama motorlarında üst sıralarda yer almayı hedeflerler. Ancak kazın ayağı böyle değil. Google aptal değil. Sadece bu denli kolay olsaydı şu anda hedef arama kelimelerinde ilk 10′da binlerce internet sitesi yer alırdı. Bu matematiksel olarak ne denli mümkünse, bu şekilde sitelerin de yer edinmesi o derecede mümkün.
  2. Arama Motoru Optimizasyonu site tasarımı ile aynı iş değildir.
    Evet. İnternet sitesi tasarlanırken standartlara uygunluğu, kodlamalardaki düzgünlük, içeriğin özgünlüğü ve benzeri olgular göz önüne alınır. Daha doğrusu alınmalıdır. Ne yazık ki günümüzde “SUNUCUMUZUN WEB MAIL DESTEĞİ VAR” diyerek bunu bir özellikmiş gibi göstermeye çalışan hosting ve web tasarım firmamsıları “www.mail2web.com” adresinden ne kadar haberdar ise, bu bahsettiğimiz önemli noktalardan da o derecede haberdar olmakta ve bu unsurlara dikkat etmemektedir.
    Her ne olursa olsun, bir sitenin tasarımı tamamlandıktan sonra SEO işlemleri süreci başlar.
  3. Arama Motoru Optimizasyonu bir kaç yazılımla yapılmaz.
    Arama motoru optimizasyonunu bir kaç tıklamayla yapacak bir yazılım şu anda yok. En azından henüz keşfedilmedi. Bu kadar kolay bir iş olduğunu düşünenlere gidip Pong oynamalarını tavsiye ederim sadece.
    Arama motoru optimizasyonunda tamamı ile Google ile ilgili gelişmelerin takibine dayalı olarak sitelerde yapılacak düzenlemeler önem kazanmaktadır. Bu düzenlemelerin içinde güçlü bir link popülerliği oluşturulması, özgün içerik kazandırılması, sitenin faal halde tutulması gibi konular büyük önem taşımaktadır.
  4. Arama Motoru Optimizasyonu tek başına para kazandırmaz.
    Dilerseniz kalıcı olarak ilk sırada olun. Siteniz içerik olarak yetersiz ise, ziyaretçileri cezbedemiyorsa boşuna uğraşmayın. Nasıl bir mağazaya her giren alışveriş yapmıyorsa, her sitenize gelen de size para kazandırmayacaktır.
  5. Arama Motoru Optimizasyonu bir seferlik ilaç değildir.
    Sizin kadar rakipleriniz de uyanık emin olun. Kimse çıktığı sıralamalarda kalıcı olmuyor. Geçen sene “antalya web tasarım” kelimesinde ilk sırada yer alan sitelerin şu anda aylardır birinci sırada olan sitemize bakarak çalışmalar yapmaları da çok doğal. Tabii buradan bizi Google’a yersiz şikayet eden bazı arkadaşlarımıza saygılar. Yetkililer ile görüşmelerimizde epey güldük şikayetlerine sağolsunlar.
    Önemli olan arama motoru optimizasyonundaki devamlılıktır. Bir sitede arama motoru optimizasyonu çalışmasını bir kerelik, veya 3-5 günlük bir iş olarak düşünüyorsanız hiç bulaşmayın derim.
  6. Arama Motoru Optimizasyonu düşündüğünüz kadar ucuz değildir.
    “golf turkey” kelimesi ile ilgili çalışma yaptığımız Bilyana Golf‘ün sahibi Birol Bey ile bir sohbetimizde iş için ücret almak yerine her satışından %0.1 kar payı alsak şu anda bu paralar ile sıfır bir araba alabileceğimizi konuşmuştuk. Epey de gülmüştük tabii. Bunu demek için nedenimiz de oldukça açıktı. Site sıralamalarda yükseldikçe firmanın pazar payı önlenemez biçimde artmıştı.
    Size parayı kazandıran pazarlama elemanınıza verdiğiniz broşürler değil, elemanınızın görüşmedeki yaklaşımıdır. Aynı şekilde sadece sitenizin iyi bir tasarıma sahip olması size müşteriyi kazandırmaz. Arama motoru optimizasyonu size pazarlamacınızın görevini sunmaktadır. Bu da düşük meblağlı bir işlem değildir. Tabii pazarlamacınızı görüşmeye araba yerine bisiklet, düzgün bir kıyafet yerine yırtık pırtık bir kıyafetle göndermeye doğru diyorsanız, ucuz yollu arama motoru optimizasyonu seçeneklerini kullanmanız da doğaldır.
  7. AdWords Reklamlarında çıkmak Arama Motoru Optimizasyonu değildir.
    Hayretler içinde izlediğimiz bazı firmalar var ki, arama motoru optimizasyonu olarak müşterilerine AdWords reklamlarını sunuyorlar. Sakın kanmayın. AdWords size para kazandıran bir sistemdir. Sıralamalarda yer edinmenizi de sağlar. Ancak reklam vererek çıktığınız alan, emin olun ilk 10 sıra kadar önemli değildir.

Sonuç olarak “arama motoru optimizasyonu” bir çok kişinin düşündüğü şekilde bir iş değildir.


İnternette para harcarken kime güveneceksiniz?

Written by h'ozerdem on Ağu 15th, 2008 | Files under Genel Yazılar, Haber / Yorum, İnternet / Bilişim

soru-isareti.jpgYeni bir haber değil, Weblebi.com iflas etti diyerek geçiştirmenin de anlamı pek yok.

Türkiye’de online alışveriş konusunun gerek insanların alım gücünün, gerek internet kullanımı alışkanlığının emsal alınan ülkelere nazaran az olması nedeniyle bir soru işareti olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu durumda da alışveriş sitesi sahibi olmanın da ilk bakışta çok rahat bir iş gibi görünmesinin aksine ne denli riskli bir iş olduğunu da belirtmek şart.

Evet, Weblebi iflas etti, peki iflas denen olgu bir günlük süreçte mi oluşuyor? Kullanıcılar son güne kadar alışverişlerini yaparken haberdar edilmemeleri ne denli doğru? Bu sorular tartışılır. Ancak daha da vahimi şu anda standart bir internet kullanıcısının weblebi.com ile ilgili ulaşabileceğiniz bir mail adresini bile bulamayacak olması.

Tabii zamanında Weblebi “ŞikayetVar.com adresinde en çok şikayet alan kuruluş” olma başarısıyla kullanıcının aklında silinemeyecek bir iz etmişti. Peki onlarca şikayete weblebi.com adresinin cevabı ne olmuştu farkında mısınız?

Müşterimize siparişi ile ilgili detaylı bilgi mail yoluyla verilmiştir.

Daha detaylı bilgi istediğiniz her türlü sorunuz için satisdestek@weblebi.com ve weblebibilgi@gmail.com adresine mail atabilir, destek alabilirsiniz.

Saygılarımızla…
Weblebi.com

Aynen benim yaptığım gibi bir kopyala / yapıştır hamlesiyle verilen cevaplar ne derecede tatmin edici olabilir siz düşünün gerisini.

Kapanma sürecinde allahtan kargoya verilen ürünlerde sorun yaşanmadı ancak diğer ürünlerde bankaya dilekçe verilmesi şart oldu. Tabii ilk bir hafta bu konuyla ilgili bir yazı yayınlandı sitede. Sonrasında sadece e-posta adresi kalmıştı. Ya şimdi? Site bile yok ortada.

Site kaybolmadan önce yaptıkları açıklama da oldukça duygulandırdı tüm kullanıcıları.

Sayın müşterilerimiz,

2003 yılından beri faaliyet göstermekte olan weblebi.com, maalesef son dönemdeki bazı olumsuz olayların neticesinde ticari hayatını 05.08.2008 tarihinde sonlandırmak zorunda kalmıştır. Maalesef Türkiye’nin ve dünya piyasalarının içinde bulunduğu ekonomik zorluklar ve özellikle son dönemde internet alışveriş sektöründe bazı önemli firmaların zora girerek faaliyetlerine son vermeleri, ürün tedarikçilerinin ve bankaların sektöre olumsuz bakmalarına sebep olmuş ve tüm bunlar zincirleme olarak firmamızı faaliyetlerini sürdüremez duruma getirmiştir.

Sadece 2008 başından bugüne kadar 30.000’den fazla siparişi başarıyla sorunsuz olarak müşterilerine teslim etmiş olan weblebi.com, yakın dönemde sınırlı sayıda siparişi teminci firmalarla yaşanan sıkıntılardan dolayı müşterilerine teslim edememiştir.

Her zaman müşteri memnuniyetini en yüksek seviyede tutmayı ilke edinmiş olan firmamız, bu durumdan alışveriş yapmış siz müşterilerimizin herhangi bir zarar görmemeleri açısından sizi haklarınız konusunda bilgilendirmek istemektedir.

Aşağıdaki adımları uygulamanız durumunda, verdiğiniz siparişle ilgili bir mağduriyetiniz olmayacaktır:

1. Öncelikle, vermiş olduğunuz siparişin kargoya verilip verilmediğini weblebi.com sipariş takibi sayfasından kontrol ediniz. http://www.weblebi.com/siparislerim.aspx
2. Şayet verdiğiniz siparişiniz weblebi.com tarafından henüz kargo şirketine teslim edilmemişse, tüketici olarak öncelikle yapmanız gereken sitemizden yapmış olduğunuz alışverişte kullandığınız kredi kartının bağlı olduğu bankaya bir itiraz dilekçesi yazarak ilgili tutarın kredi kartınıza iade edilmesini talep etmektir.
3. Mastercard/Visa kuralları gereğince eğer siparişinizin kargo fişi ibraz edilemiyorsa, bankanız kredi kartınıza bu meblağı iade edip, firmamız hesabından ilgili tutarı tahsil etmekle yükümlüdür. bu açıdan her durumda siz tüketici olarak mağdur olmadan sipariş tutarınızın tamamını iade olarak alabileceksiniz.
4. Daha önce satın almış olduğunuz ve size teslim edilmiş tüm ürünler üretici ya da ithalatçı firma garantisi altındadır. yasal garanti süresi içersinde herhangi bire sorun yaşamanız durumunda, üretici ya da ithalatçı firma ürününüzdeki kusuru telafi etmekle yükümlüdür.

Tarafınıza yaşattığımız bu olumsuz durum için çok özür diler, bu konuda her türlü sorunuz için bundan sonra bilgi@weblebi.com adresine mail atabileceğinizi belirtmek isteriz.

Saygılarımızla.”

Tabii weblebi.com mağdurlarının açtığı Facebook grubunu ziyaret edebilirsiniz. Tabii sikayetvar.com adresinde Weblebi ile ilgili şikayetleri de inceleyebilirsiniz.

Peki konumuz Weblebi.com adresi mi olmalı, yoksa genel olarak online alışveriş konusu mu?

Bu durumda önemli olan alışveriş yapmadan önce detaylşı bir şekilde araştırma yapmak. Genelde bu tür konularda Türk alışveriş siteleri hakkında Google kadar değerli bilgiler sunan bir site olarak sikayetvar.com adresine başvurmanız tavsiyemdir.

Ayrıca hiç bir sitede bulunmayan bir ürün, eğer bir sitede stoklarda var olarak görünüyorsa öncelikle telefon edip bilgi almanızı tavsiye ederim. Çoğu zaman stoklarda olmayan ürünlerin varmış gibi gösterildiği durumlarla karşılaşabilirsiniz.

Aynı konuda fiyat karşılaştırmasında olağan dışı bir ucuzluk gördüğünüzde de muhakkak telefon yoluna başvurmanız sizin adınıza olumlu olacaktır.


Diablo duvarkağıtları…

Written by h'ozerdem on Ağu 14th, 2008 | Files under Öylesine...

diablo001.jpgYıllar önce başladık Diablo ile serüvene. Bilgisayara ilk kurduğumuz andan itibaren arkadaşlarla sohbetlerimizin gündemi haline gelen bir oyundu. Ardından 2.si takip etti, online oynamaya devam ettik ve yıllardır üçüncüsünü bekler olduk.

Sonunda geliyor. Bana da yeni oyundan bazı duvarkağıtlarını sizlerle paylaşmak düşer.


Web site tasarımında Flash kullanımı… Hem iyi, hem kötü, hem de çirkin…

Written by h'ozerdem on Tem 28th, 2008 | Files under Genel Yazılar, SEO, Web Tasarım

01-eye-4-u.jpgHepimiz bir dönemler ağzımız açık bakmıştık bazı sitelere. O döneme kadar dinamik bir web altyapısı olmayan sitelere muhtaç bir şekilde Flash ile tanışmıştık. Resimdeki örnek site www.eye4u.com sitesidir ve 90′lı yılların ortalarından itibaren tasarımda ufak değişiklikler dışında aynı kalarak devam etmiştir yayınına.

Farklıydı, hızlıydı. Bir gif animasyon yaratmak için her imajı teker teker yaratmak lazım olurken, Macromedia Flash ile tıpkı Commodore 64 ve Amiga dönemlerindeki sprite mantığı ile objelere animasyon verilebiliyordu.

İlk 3 sürüme kadar fazla tutmadı tabii ki. Herhangi bir standart oluşmamışken, Netscape Navigator ile Internet Explorer arasındaki savaşa kurban gidecekti ki, sonrasında düzelmeye başladı işler. İnsanlar internet sitelerinden daha fazlasını beklemeye başlamışlardı, daha fazla görsellik ve sadece göze değil, kulağa da hitap etmenin kolaylaştığı bir yol olmuştu Flash siteler. O dönemde halen 56k gibi inanılmaz düşük rakamlarda dakikalar alan yükleme sorunları bile problem değildi hatta.

Müşterilerimiz de, site ziyaretçileri de daha fazla flash çılgınlığına kaptırmıştı kendini. Bir bakıma da iyi oluyordu. Browser uyumsuzluğu gibi bir sorunla mücadele etmek yerine, siteyi izlemek için sadece player yüklemeniz yeterli demek uygun bir tercih gibi görünmeye başlamıştı web tasarım firmalarına.

Geliştikçe farklı kullanım alanları buldu kendine Flash. Sadece internet sitelerinde kalmayıp, multimedya CD hazırlıklarında da ideal bir çözüm olmaya başlamıştı. Ne de olsa Director’dan daha az işlemci ve ram ihtiyacına sahipti. Aynı zamanda bir flash tabanlı web sitesini, ufak bir oynama ile CD’ye basıp multimedya CD olarak sunmak hem müşteri için daha cazipti, hem de kullanıcı için daha rahatlatıcıydı.

Derken HTML ve diğer dil kodlarında yapılan standartizasyon çalışmaları, Google’ın arama sistemlerinde yaptığı devrim sayılabilecek gelişmeler, flash sitelerin bir handikapını ortaya çıkardı.

Evet biz gözlerimizle yazıları okuyabiliyor, animasyonlarda bulunan cıvıl cıvıl efektler arasında sloganları algılayabiliyorduk. Ya arama motorları?

Bir resmin üzerinde bulunan, veya bir animasyonda gördüğünüz (ister flash, ister gif ve benzeri animasyonlar olsun) yazılar ne yazık ki hala arama motorları tarafından okunamıyorlar. Okunmaları için kullanabileceğiniz yollara rağmen tarayıcı uyumsuzluğu vb. durumlarla karşılaşmanız da çok büyük ihtimal. Bu nedenle bazı flash sitelerin kodlarını incelediğinizde, tasarımcının “flash dosyada kullanılan kelimeler” gibi bir tag kullanmasına rastlayabilirsiniz.

Peki flash kötü mü?

Önce Flash’ın bazı artıları ile başlayalım. Öncelikle Flash;

  • Interaktiftir…
    HTML ve diğer diller ile yapamayacağınız kadar etkileşimli siteler yaratabilirsiniz. İster video ister müzik olsun sayfalarınıza ekleyebilir, ve ziyaretçiye etkileşimli formlardan tutun, online oyunlara kadar geniş bir yelpazede gezinme keyfi sağlayabilirsiniz.
  • Standartları bellidir…
    Ziyaretçinin hangi tarayıcı ile girdiği neredeyse önemsizdir. Hangi özelliği eklerseniz ekleyin, kullanılan kodlarda Flash yazılımının dışında bir standarta uyumluluk şartı yoktur. Ziyaretçinin tarayıcısında “flash player” eklentisi bulunması kafidir.
  • Görsellik açısından etkileyicidir…
    Bir ürünün veya mekanın tanıtımını video ile yapmanız demek ziyaretçinin minimum 4-5 MB ‘lık bir dosya yüklemesini gerektirmektedir. Dahası sayfanın açılış hızından tutun, görüntü kalitesine kadar bir çok konuda çeşitli engellerle karşı karşıya kalırsınız. Flash yazılımında ister vektörel çizimler ile ister imaj dosyaları ile çalışın, sonuç olarak görsel yönden daha doyurucu ve daha hızlı yüklenen (tabii burası sizin bilginize kalmış) siteler yaratabilirsiniz.

Flash’ın kötü ve çirkin yönlerine gelirsek Flash;

  • Kendine ait bir player kurulumunu gerektirir…
    Belki evinizde, veya ofisinizde yüksek güvenlikli bir ağ kullanmaya ihtiyacınız olmayabilir. Ancak bir bankanın veya devlet kuruluşunun firewall (güvenlik duvarı) sisteminde engellenen yazılımlardan birisi de “flash player” olmaktadır. Hatta Firefox gibi yazılımların add-on destekleri arasında flash dosyaları engelleme gibi özellikleri de sayabiliriz. Dahası başlangıç seviyesinde bir kullanıcının (düşük ihtimalle de olsa) flash player kurulu olmayan tarayıcısında göreceği boş ekranda “flash player” yüklenmesi için vereceğiniz linki takip etmemesi, veya takip etse dahi kuramaması ihtimaller arasındadır.
  • Site optimizasyonu için uygun değildir…
    Bir çok müşterimiz Flash tasarımlı web siteleri istemekte.
    İlk sorumuz ise “SEO” veya “Arama Motoru Optimizasyonu” ister misiniz?
    Ne denirse densin SEO işlemlerinin temeli içeriktir. İçerik ise yazılarda bulunur. Yazıları okunamayan bir sitenin arama motoru optimizasyonu için ne kadar büyük bir handikap taşıdığını belirtmemize gerek yok sanırız.
  • Yüklenme süresi uzun olabilir…
    Bu madde biraz da size bağlı. Bir çok flash tasarımcısı olarak geçinen kişi henüz loading script kullanımından bihaber. Bu durumda diyelim ki yükleme ekranınız var. Bir ziyaretçinin ortalama olarak % ile başlayıp iki haneli rakamların altındaki barın dolmasını bekleme süresi ortalama 20 saniye!
    Yanlış duymadınız, yazı ile #yirmi saniye#.
    Günümüzde kullanıcı beklemeyi sevmiyor. Bekleten kişilere de pek iyi gözle bakmıyor. Bu nedenle bazı ufak hileleri kullanmanız tavsiyedir. Sitenin ilk sayfasının aslında yükleme scriptinin ta kendisi olması gibi.

Sonuç olarak Flash site, görsel olarak etkileyici sunumlar isteyen firmalar için birebir bir çözüm olabilir. Ancak işin içinde SEO kelimesi geçtiği anda bir daha gözden geçirmeniz tavsiyemdir.


Web Tasarımda 10 Temel Hata

Written by h'ozerdem on Tem 20th, 2008 | Files under Genel Yazılar, Web Tasarım

Bu yazıda genellikle göze batmayan ancak oldukça kullanıcının site ziyaretlerini sonlandırdıkları 10 temel hatadan bahsedeceğiz.

Yazımızda Jakob Nielsen’in bazı yazılarından faydalananılmış, ve sitelerinde kullanılan bazı çizimlere yer verilmiştir.

Yazıda bulunan bilgiler arama motoru optimizasyonuna direk olarak etkili değildir. Sitede ziyaretçinin kalma süresini arttırma ve site kullanımı oranını çoğaltmak için önemli bulduğumuz 10 adet konunun açıklamalarına yer verilmiştir.

01-kotu-aramalar.jpg1- Hatalı aramalar, bulunamayan arama sonuçları

Evet hatalı aramalar diyoruz. Ne yazık ki her kullanıcı muhteşem derecede gramer bilgisine veya klavye kullanma yeteneğine sahip değil ve bu zorunlulukları da yok. Yardımcı olmaya çalışan siteler her zaman avantajlı konumdadırlar ve ziyaretçi arama kriterini yanlış yazmış bile olsa Google’ın “Bunu mu demek istediniz…” yaklaşımı en güzel çözüm olmaktadır. Arama sisteminizi hazırlarken Google tarafından kullanılan sistem kadar gelişmiş olmasa bile, “Sonuç bulunamadı” kelimesinin bir kenarına “Tavsiye edilenler” veya “En sık arananlar” seçeneklerini koymanız bile sitenizin kullanılırlığı açısından oldukça büyük bir avantaj sağlayacaktır.

2- PDF dosyaların tarayıcılarda açılmaları

Doğrudur. Bir çok kullanıcı için standart bir yazılım Acrobat Reader ve muadilleri olan yazılımlar. Peki kaç kullanıcının tarayıcı yazılımı sorunsuz? Veya kaç kullanıcımız gerçekten PDF dosyanın ne işe yaradığı hakkında fikir sahibi?

Tavsiye etmiyoruz açıkçası. GÜnümüzde 5 sayfa yazı okumak için ek yazılımla açılacak bir dosya ile karşılaşmak istemiyor. Çok fazla sayfadan oluşan bir PDF dökümanı tarayıcı yazılım ile açtırmak da hem sitenizin bandwithi hem de kullanıcının beklemesi açısından ızdırap olacaktır. Bırakın kullanıcı ne yapacağını kendisi seçsin. Veya bu PDF dosyaları HTML olarak kaydedin. Çok da zor değil bu iş.

3- Ziyaret edilen linklerin renginin değişmemesi

Sitenizi hazırlarken her köşesinizi siz avucunuzun içi gibi biliyor olabilirsiniz ama ya kullanıcılar? İlk defa girdikleri bir sitede hangi sayfaya nereden girdikleri konusunda kaybolmamak için yere attıkları ekmek kırıntıları misali ziyaret edilen linklerin farklı renkleri onlara nerede olduklarını belirtmekte iken, aynı renkte olduğunda site içinde kaybolmaları ne kadar yararlı olabilir ki?

Hiç tavsiye etmiyoruz. Küçük çaplı kurumsal sitelerde belki kullanmanız pek göze batmayacaktır, ancak çok daha kapsamlı sitelerde bu ufacık fark bile sitenin kullanılabilirliği açısından büyük fark yaratacaktır emin olun.

02-okunamayan-yazilar.jpg4- Okunamayan yazılar, sırf yazıdan oluşmuş sayfalar

Devamlı olarak karşınızda aynı ses tonu ile mırıl mırıl bir konuyu anlatan öğretmenlerinizi hatırlarsınız çoğunuz. Ne kadar sıkıcı oldukları konusunda da hemfikirizdir.

Peki sitenizde neden bu tür davranasınız? Sırf yazılardan oluşmuş bir sayfayı, başlıklarla, paragraflarla, kalın ve italik harflerle, renkler ile belirtilmemiş bir makaleyi ne derecede etkili sunabilirsiniz? Cevabı belirtelim. Gereken etkinin en az yarısından fazlasını yitirdiğinizi belirtiyor uzmanlar. Hatta yazı içinde kullandığınız tarzın etkisini de göz ardı etmemeniz sizin yararınıza olacaktır.

Bir web tasarımcıya AJAX’tan bahsederken “aslında bir de bu isimde futbol takımı var” demeniz sadece laf kalabalığı olacak ve ilginin dağılmasına yol açacaktır. Zira sitenizde AJAX ile bilgiyi arayıp ulaşan kişinin sizden istediği bilgiyi ne kadar yalın, öz ve kısa yoldan ulaştırabilirseniz o derecede etkili olursunuz.

5- Değiştirilemeyen yazı boyutları

CSS, web tasarım için bugüne kadar düşünülmüş en iyi düzenlemelerden birisi bu konuda hepimiz hemfikiriz ancak yazı boyutlarının büyütülüp küçültülmesi konusunda kısıtlama yapması da ufak bir handikap olabilir.

Eğer sitenizde 40 yaş üzerinde kullanıcılar bulunmakta ise ve bu kullanıcıların oldukça düşük bir yüzdesinin tarayıcının yakınlaştırma (zoom) özelliğinden haberdar olduğunu düşünürseniz yazıtipi boyutunun değiştirilebilir olması için CSS dosyalarınıza bir kaç satır daha eklemenizi tavsiye ederiz.

6- Arama motorları için uygun olmayan başlık kullanımı

Günümüzün kütüphanesi Google. 7′den 70′e her kullanıcı bir bilgi için “gugıllıyor” interneti. Bilgi erişiminde ise ön plana çıkmak için atılan her takla SEO kelimesi içinde toplanmakta ne yazık ki. White hat veya black hat tabir edilen yolları kullanan bir çok site arasında sunduğunuz bilgiye ulaşan yoksa sitenizden ne bekleyebilirsiniz ki?

<title> tag ile belirtilen başlık kelimesi genellikle arama motorlarının sonuç sayfalarında tıklayarak sayfaya ulaşabileceğiniz bağlantıyı oluşturur. Genellikle ilk 66 karakterinin gösterildiği bu linkte aslında tamamı ile sayfanızın bir mikro içeriği belirtilir.

Bu başlıklar aynı zamanda bir kullanıcı sayfanızı “Sık Kullanılanlar” arasına eklediğinde de sitenizi belirten isim olarak kaydedilir.

Tavsiyemiz başlangıçta firmanızın ismi ardından da sayfanızın açıklamasının yer aldığı bir başlık kullanmanız olacaktır. Emin olun kimse “Yeni Sayfa”, “Merhaba” ve benzeri anlamsız başlıklardan sayfanızı aramalarda önemsemez veya sık kullanılanlarında tutsa bile sayfanızı hatırlamaz.

Tabii bu başlıkların SEO işlemlerinde kullanımları ile ilgili kurallara da riayet etmeniz sizin yararınıza olacaktır.

7- Reklam vb materyallerin karmaşa yaratması

Algıda seçicilik günümüzde oldukça önemli bir unsur ve bu konu üstüne trajikomik bir başlığa Google’da “algıda seçicilik algida” araması yaparak ulaşabilirsiniz.

Bahsettiğimiz konu hakkında alakası ne derseniz açıklayalım. Kullanıcılar bir sitede istediklerini görmeyi beklerler her zaman. Kafalarında şekillenen bir siteyi ise standartlar belirler. Elbette hiç bir site tasarımcısı “menü solda, reklamlar altta, yazılar sağda olacak” gibi bir yaklaşımla davranmasa da reklamların sayfa içine yerleştirilmesi konusunda dikkatli olunması gerektiği bir gerçek.

Evet bir site açıyorsunuz, belirli bir masraf yapıyorsunuz ve bu siteden de bir gelir beklentiniz var. Ancak kimse sırf reklamdan oluşan sayfalar içinde 3-5 satır bilgiyi aramak zorunda değil. Şu durumlardan uzak durun;

Banner körlüğü
Araştırmalarda kullanıcıların banner alanlarını göz ardı ettikleri ispatlanmış durumda. Bu nedenle sitenizin içeriğinin arasına bu tür bannerlar yerleştirmeniz tamamen site içeriğinize zarar verecektir.

Animasyon körlüğü
Devamlı olarak sayfanızda yanıp sönen, veya hareket halinde bulunan yazılar, animasyonlar kullanmanız halinde kullanıcıların dikkati emin olun dağılacaktır. Firefox gibi bazı tarayıcıların bu tür animasyonların iptali için eklentileri bile bulunmakta.

Popup iptali
Herhalde hala popup pencerelerle para kazanmaa çalışmıyorsunuzdur. Veya sitenizde bir çok sayfanızı popuplar ile açtırmak gibi anlamsızlıklara girişmeye kalkmıyorsunuzdur. Kullanıcıların popup pencerelere olan nefreti bir kenara biraz düşünün bakalım sizin popup pencerelerinize Internet Explorer, Firefox, Opera veya Safari izin veriyor mu?

Evet sitenizden para kazanmak en doğal hakkınız ama dilencilik yapmanızın da gereği yok bunu sakın unutmayın. Kimse reklamlarla dolu sayfalara önem vermiyor emin olun.

8- Tasarım adetlerine uymamak

Kullanılabilirliğin en önemli unsuru tutarlılıktır. Kullanıcılar alışkanlıklarından vazgeçmeyi sevmezler. Hele standart bir site için asla. Evet, facebook kullanımını öğrenmek veya myspace profillerini düzenlemek için araştırmalar yapacaklardır, ancak (çok üst derecede bie çalışma olmadıkça) sizin siteniz için site içi mesajlaşma konusunda ders almak istemeyeceklerdir.

Siteniz her zaman “diğer” sitelerle karşılaştırılacaktır. Burada önemli olan hangi sitenin kullanıcıyı daha az zora soktuğudur. Eğer site içinde bir alana girmek için siz daha dolambaçlı bir yol gösterdiyseniz vay halinize.

Rakip ve benzer siteleri her zaman araştırın ve notlar alın. Artı ve eksilerini bir kenara yazın muhakkak. Emin olun bu notlar çok işinize yarayacak.

9- Yeni sayfaları yeni pencerelerde açtırmak

Hatırlar mısınız bir dönemler değişik markalarda elektrik süpürgelerinin pazarlama elemanları dolaşırdı büyük şehirlerde siteleri, apartmanları. Hepsi evinizin kapısını çalarak rahatsız etmek ile satış yapmak arasındaki ince çizgide dolaşmaya başlardı. Kendi markalarının en iyi olduğunu göstermek için evinizdeki küllüğü halınızın üstüne dökecek kadar cüretkar olanları bile bulunmaktaydı.

Her sayfanın yeni pencerede açılması da bu benzerliği taşıyor. Size bilgi ulaştırmakla, kullanıcının bilgisayarında anlamsız pencereler veya sekmeler oluşturmaktan öte gidemeyen bu girişime hiç bir kullanıcı iyi gözle bakmamakta.

“Ekranımın kirlenmesine gerek yok, ben kapatayım sayfayı” kelimesini ziyaretçinize söyletirken, tarayıcı yazılımın “geri” tuşunu işlev dışı bırakıp, site içi gezinmenin olanaksızlaşması için ideal bir hamle olmasına rağmen, hala bir çok tasarım dehası(!) bu tür pencereleri ziyaretçilerin sitede daha fazla görünmesi için kullanabilmekte.

Unutmayın. DÜrüstlük bir erdem değil bir şarttır hayatta. Linkleriniz de dürüst olsun kullanıcılara. Zorunlu kalmanız dışında bu tür yollara başvurmamanız en doğrusu. Bu durumda bile “yeni pencerede açılır” şeklinde bir dipnot düşmeniz tavsiyemizdir.

03-anlamsiz-cevaplar.jpg10- Kullanıcılara aradıkları cevapları sunmamak

Ziyaretçileriniz oldukça basit bir amaç için siteleri kullanırlar.

“Sorularına aradıkları cevapları bulmak!”

İster Kongo’nun yüzölçümünü arasınlar, ister satın almak istedikleri fotoğraf makinesinin fiyatını araştırsınlar beklenti hep aynıdır.

Çoğu zaman müşterilerinizin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak ürününüzün, veya hizmetinizin satılamadığından yakınanların bu maddeye dikkat etmesi şart.

Birçok B2C sitesinde ürünlerin yanında fiyatları görememeniz sizi nasıl siteden soğutuyorsa, sizin sitenizde de ziyaretçilerin sitenizden çıkmaları an meselesi olacaktır. B2B sitelerinde fiyat göstermemek belirli durumlarda uygun olabilir ancak “online satış” kelimesinin yer aldığı noktada en önemli unsurlardan birisi fiyattır. Belirtmeniz de sizin yararınızadır.


Altivi: Açık arttırma mı? Dönme dolap mı?

Written by h'ozerdem on May 30th, 2008 | Files under Genel Yazılar, Haber / Yorum

AltiviGenelde açık arttırma ve online alışveriş yapacağınız internet sitelerinde hepimiz kuruluşun güvenilirliğini ararız. Ne de olsa işin riski artık “bilgisayarıma virüs girer mi” endişesinden çıkıp, “banka hesabım talan olur mu” paranoyasına dönmeye başlamıştır. İçimiz rahatlasın diye genelde sitelerin alt tarafında bulunan “Satış Sözleşmesi” vb başlıkları incelemeye başlarız.

Altivi’de uzunca bir süredir internet dünyasında riskli olduğu tartışmaları bir çok yerde uzayıp giden bir site olmaya başlamıştı. “Benzersiz Teklif” adı altında bir uygulama ile ihale ismi altında, daha çok çekilişe benzeyen bir sistemde bir malın satışı yapılabiliyordu siteye. Her ihaleye katılmak için katılım bedelini ödemeniz ve en yüksek “Benzersiz Teklifi” yapmanız şartı bulunmaktaydı.

Peki ne idi bu benzersiz teklif?

Site alışveriş sitesi diye balıklama atlayan bir çok kişinin, “50 YTL’lik malı 5 YTL’ye veriyorlar” beklentisi ile hüsrana uğraması ihtimali yüksek bir durum var ortada. Diyelim ki piyasa değeri 40bin YTL tutarında bir arabanın Altivi’de tavan fiyatı 10bin YTL olsun. İhale bedelini ödeyerek 1000 kişi katıldığını düşünelim.

İhale giriş bedeli genellikle öyle bir rakam seçilmekte ki, istenen katılımcı sayısı gerçekleştiğinde Altivi satılan emtianın bedelini garantilemiş oluyor genelde. Teklifler de gelmeye başlasın.

Ahmet : 10bin YTL desin
Mehmet : 9bin 58 YTL
Osman : 9bin 48 YTL
Emre : 9bin 58 YTL
Ceyhun : 10bin YTL
Ayşe : 9bin 23 YTL
Cihan : 9bin 43 YTL demiş olsunlar.

Bu durumda en yüksek teklifi vermelerine rağmen Ceyhun ve Ahmet hiç bir şey kazanamamış durumdalar. Çünkü aynı tekliften iki adet zaten bulunmaktadır. Hakeza Mehmet ve Emre de teklifleri benzersiz olmadığından kaybederler. Ancak Osman 9bin 48 YTL gibi bir ücretle benzersiz teklif verdiğinden arabayı kazanır. Suyun bulanmaya başladığı nokta da burada başlıyor. Altivi zaten katılım bedellerinden oldukça büyük bir oranda karını garantilemeyi başarıyor, zaten başaramadığı an ihale iptal ediliyordu. Üstüne bir de 9bin 48 YTL alıyor Osman’dan. Tabii verilen teklifler ne derecede doğru düzgün tutuluyordu orası da bir muammadır.

Bir süredir Şikayet Var gibi sitelerde sayfalar dolusu şikayete maruz kalan firmanın ilgili kuruluşlar tarafından incelenmeye alınması doğal geldi bugün televizyonlarda çıkan haberleri duyduğumuzda. Haber metnini şu şekilde özetleyebiliriz.

Altivi adlı internet açık artırma sitesinin sahiplerinden Mehmet Germiyanlıgil ile şirkette çalışan 32 kişi dolandırıcılık suçlaması ile gözaltına alındı.

Anlaşmalı şebeke üyelerine ihale edilen ürünlerin tekrar tekrar ihaleye çıkarıldığı, katılımcı ücretleriyle milyonlarca YTL vurgun yapıldığı ve ihaleyi kazanan kişilere ürünlerinin teslim edilmediği iddia edildi.
Kaynak : http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/9055789.asp?gid=229&sz=17766

Tabii bu soruşturmanın sonucu ne olur, nereye varır bunu yüksek yargı belirleyecektir, ancak kokular zaten zamanında çıkmaya başlamıştı.

Yardım sayfasında, “Kazandığım mamul için ödemeyi nasıl yapıcam(!)” şeklinde Türkçe’yi katletmek ufak bir hata gibi görünse de işin ciddiyetsizliğini gözler önüne sermekteydi zaten. Bari cevabı da “MSN’e gel hallederiz koçum” şeklinde yapsalardı. Hiç sakil kaçmazdı açıkçası. İbret sayfası olarak resmi bu linkten görebilirsiniz.

Zamanında birilerinin “bu kadar yüksek bir rantın olduğu yerde yazılımcı ve/veya veritabanı uzmanınızın teklif bilgilerini satmayacağını veya kullanmayacağını nereden bilebiliriz?” sorusuna şu yanıtı vererek ilginçliklerine bir yenisini eklemişti Altivi.

“tekliflerin veritabanımızda şifreli olarak saklandığı doğrudur. bu verilere ulaşılması halinde güvenlik açısından ihale iptal olmaktadır. teklif bilgileri dışında veritabanına altivi çalışanları ancak birkaç kişinin şifrelerini birleştirmesi ile ulaşabilirler.”

Yani birileri sisteme erişecek kadar uzman ve eriştiğini itiraf edecek saf ise ihale iptal olabilecek. İçimiz rahatladı. Milyarların döndüğü bir sisteme girmeyi kafasına koymuş birisinin şifreleri birleştirmek gibi bir olguyu göze alacağını da soran arkadaşlar düşünememişti zaten yüreğimize su serptiniz.

Yardım sayfasında söylemleri ile bir çelişki oluşturabilen bir sistemdi Altivi. Önce “bütün tekliflerden 1′den fazla olması durumunda en yüksek, 2 tane olan tekliflerden hangisi önce verilmiş ise o kazanacaktır.” deniyor, ardından “belirtilen teklif sayısına ulaşıldığı halde benzersiz bir fiyat oluşmamışsa, yani verilen her teklif kademesinde en az 2 kişinin teklifi varsa ihale iptal edilir ve katılım payları üyelerin hesaplarına geri yüklenir. ” deniyordu. Tabii bu iki maddenin ne kadar alakalı olduğunu varın siz düşünün.

Peki gelinen nokta nedir? Soruşturma. Hayırlısı olsun vatana millete, bir sektörde daha ilkleri başarıyoruz.

* Bir süredir internette aradığım konularda klasik kaynak olan Ekşi Sözlük’te konuyla ilgili yorumları yapan kişilere teşekkür etmek şart.