Fiyatlarımıza gelir vergisi dahildir!

Written by h'ozerdem on Eyl 4th, 2008 | Files under Genel Yazılar, Web Tasarım, Öylesine..., İnternet / Bilişim

Geçtiğimiz hafta içinde başımıza gelen bir olayı paylaşmak lazım. İnanın ki uzun süredir ticaret yaptığım halde ilk defa bu tür bir söylemle karşılaşmanın şokunu atlatmak uzun sürdü.

Öncelikle Katma Değer Vergisi ve Gelir Vergisi nedir onları açıklayalım.

Gelir Vergisi : Gerçek kişilerin genellikle bir yıl gibi belirli bir dönem içerisinde elde ettikleri net gelirlerden alınan vergidir. Bu vergi alınırken, yükümlünün kişisel veya ailesel pozisyonu gözönüne alınır.

Katma Değer Vergisi : Katma değer, bir üretim sürecindeki çıktı ile girdi arasındaki farktır. Örneğin 10 YTL değerinde hammadde alınmış, bu hammadde toplam olarak 20 YTL ücretle çalıştırılan işçilerle işlenmiş ve 50 YTL değerinde bir ürün ortaya konmuş olsun. Burada girdi 10 YTL olarak ölçülür. İşyerinde çalışan işçilere ödenen ücretler girdi olarak değerlendirilmez. Çıktı ise 50 YTL’dir. Fark 40 YTL katma değeri oluşturur. Bu katma değerin 20 YTL’sini işçiler alır. Geri kalan 20 YTL de kârdır.

Şimdi dönelim konumuza. Geçtiğimiz günlerde bir telefon aldık. Sitemizden bize ulaşan bir firmanın yetkilisi bizden acil bir şekilde Multimedya CD tasarımı istemekteydi. Kendisi ile görüşmek için telefonda randevulaştık ve akşam saatlerinde kendisi ile görüşmeye gittik.

Görüşmeye giderken doğal olarak bizden başka Antalya web tasarım firmalarıyla da görüşeceklerini biliyorduk, kim oldukları da aşağı yukarı genelde belli olduğundan toplantıya başlarken gözümüz masanın üstünde bulunan kartvizitleri araştırdı. Firmamın doğru dürüst rakip olarak gördüğü bir Antalya internet sitesi tasarım firmasının kartı bulunmaktaydı orada. Biz teklifimizi sunduk, multimedya CD si için bir elemanımızı ayırıp 3 günde kendisine çalışmayı teslim edeceğimizi belirttik, ve fiyatta da anlaştık. Bu esnada müşterimiz bizden önceki görüşmede neden işi diğer firmaya verdiğini anlattı bize.

Firmanın yetkilisi kişinin dediğine göre eğer fatura keserlerse hem %18 KDV hem de %20 gelir vergisi fazladan vermeleri gerekirmiş. Bu da fiyata yansırmış. Yani firma fatura kesmeden, vergi vermekten kaçarak işler yapıyor, dahası bunu müşteriye o kadar rahat yansıtıyor ki, bildiğimiz ticareti yeniden öğrenmek zorunda olduğumuzu düşündürtüyordu.

Bu yazıyı okuduğunda bana şahsi bir kızgınlığı olacağını biliyorum ancak şu bir gerçek ki, gelir vergisi işiniz dolayısıyla cebinize giren paradan devlete ödemeniz gereken vergidir. Bunu ödemeniz sizin için bir yük olacaksa hiç iş yapmayın, fatura kesmeden iş yapacaksanız hiç profesyoneliz demeyin, kaldırın o deyimleri internet sitenizden. En azından samimi olursunuz.


Google Adsense sözleşmesinde değişikliklere dikkat!

Written by h'ozerdem on Ağu 18th, 2008 | Files under Genel Yazılar, SEO, Web Tasarım, İnternet / Bilişim

google-adsense.jpgGoogle Adsense kullanıcısı olan müşterilerimizden bazılarından gelen sorulara cevaben ekliyoruz yazımızı. Zira kullanıcılar sisteme giriş yaptıklarında uzunca bir metin karşılıyor onları. Tabii onaylıyorsunuz ancak ne tür bir sorumluluk getirdiğinin farkında mısınız?

Tedirgin olmaya gerek yok, zira Google Adsense yayımcılarının sorumluluğun altına ellerini koymalarını istiyor. Şöyle ki; gizlilik politikasında ve yeni ürünler ve özellikleri konularında bazı değişikliklere gidilmiş.

Gizlilik politikası hakkında değişiklik şu şekilde;
Reklamların internet sitenizde sunulması esnasında üçüncü kişilerin, kullanıcılarınızın web tarayıcısı üzerine çerez (cookie) yerleştirebileceğini ve bunları okuyabileceğini veya bilgi toplamak amacı ile web işaretleri kullanabileceğini açıkça ifşa eden, uygun bir gizlilik politikanızın sitenizde yer alması ve bu politikaya uymanız gerekmektedir. Gizlilik politikanızın, cookie yönetimi için kullanıcı seçenekleri hakkında bilgi içermesi gerekmektedir. (İlgili yazı…)

Peki burada söylemek istedikleri nelerdir?
Sitenizde kullanıcıların ve ziyaretçilerin açıkça görebileceği şekilde reklamların çerezler aracılığıyla bilgi topladığını belirtmeniz artık bir şart haline geliyor.

Peki nereden çıktı bu kural derseniz Avrupa Birliği ülkeleri tarafından kabul edilen internet üzerinden bilgi toplama ile ilgili yasal bir düzenlemeden kaynaklandığını belirtelim. (İlgili yazı…)

Yeni ürünler ve özellikleri hakkındaki değişiklik ise şu şekilde;
Bu değişiklik DoubleClick’in Google tarafından satın alınması ile ilgili. 20.Aralık.2007 tarihinde Federal Ticaret Komisyonu tarafından verilen onayla gerçekleşen bu işlem sonucunda Gadget Ads gibi yeni ürünlerin gelmesi, ve bunların fiyatlandırma, yönetim ve ödeme şekillerinde değişiklikler olacağı belirtiliyor.

Bu değişikliğin pek gerici bir noktası bulunmamakta. Olacak değişiklikleri de zaman içerisinde hepimiz göreceğiz. Tabii ki sitenize buna benzer bir sayfa koymanız şartı geçerli.


Microsoft Excel için 95 adet püf noktası…

Written by h'ozerdem on Ağu 18th, 2008 | Files under Eğitim

excel-logo.jpgİnternette bulduğum ve bir çok kişinin işine yarayacağını düşündüğüm bir kaynak.

İçerikte bulunan maddeler aşağıda sıralandığı gibidir;

1-OTOMATİK KAYDETME
2-ÜST VE ALT BİLGİ
3-SAYILARI BİÇİMLEME
4-PARA BİRİMİNİ DEĞİŞTİRME
5-DEFAULT AYARLARINI DEĞİŞTİRMEK
6-Excel Sayfasız Açılsın.
7-ONDALIK VE BASAMAK AYRAÇLARI.
8-SAYFALARA İSİM VERMEK
9-ÖZEL DÜĞMELER EKLEMEK.
10-EXCEL’İN DOSYA AÇ KLASÖRÜYLE AÇILMASI: 5
11-BULUNAN DEĞERLERİ BAŞKA HÜCRELERDE KULLANMA: 5
12-HATA MESAJLARININ ANLAMI
13-BÜYÜK KÜÇÜK HARF DEĞİŞİMİ
14-OTOMATİK DOLDURMA
15-SEÇİLİ SÜTUNU BAŞKA SÜTUNA TAŞIMA
16-BİRİM DÖNÜŞTÜRME
17-HÜCRE ORTASINA ÇİZGİ ÇİZMEK
18-HÜCREYİ METNE UYDURMAK.
19-ÇOK UZUN SAYFALAR.
20-OTOMATİK TOPLAM.
21-ENTER TUŞUNU KONTROL EDİN.
22-HIZLI KOPYALAMA.
23-FORMÜL KOPYALAMA.
24-BÜYÜK ALANLARI SEÇMEK.
25-EXCEL’DEN WORD’E TABLO AKTARMA
26-Bazı tablolarımız, sayfayı yatay konuma getirsek bile sayfaya sığmıyor. Ne yapmalıyız?
27-Hücrenin içinde birden fazla satır kullanmanın yolu nedir?
28-İki farklı sayfadaki hesap tablolarımı raporumuzun tek sayfasına nasıl bastırabiliriz?
29-SEÇİMİN VAZİYETİ.
30-BAŞLIK ORTALAMA.
31-TABLO YAPIŞTIRMA.
32-WORD’DEN EXCEL’E TABLO.
33-EXCEL’DE BİR GRAFİĞİ NASIL ÇİZDİRİRİZ?
34-RAKAMLARIN EN YAKIN TAM SAYIYA YUVARLANMASI
36- Makroları tüm kitaplarda geçerli kılmanın yolu
37-Formül (işlev) kullanarak yaptığım hesapların, formül olarak değil, rakamsal değer olarak görünmesini istiyorum
38-DİKİNE BAŞLIKLAR KULLANMAK
39-OTOMATİK BİÇİM
40-ROMEN RAKAMLARI
41-HÜCRE DEĞERİNİ ARTTIRIP AZALTACAK DÜĞMELER
42-EXCEL İÇİNDE HESAP MAKİNASI
43-EXCEL SAYFALARINI BİRLEŞTİRMEK
44-SÜTUNLARI SATIR OLARAK KOPYALAMAK
46-EXCEL VE SERİLER
47-ÇALIŞMA SAYFALARINA KOLAY ERİŞİM
48-EXCEL GRAFİKLERİNE YENİ DEĞERLER EKLEMEK
49-KOMUTLARI DÜĞMELEŞTİRMEK
50-EXCEL BELGELERİNDE VURGULAMA
51-WORD VE EXCEL DOSYALARINA ŞİFRE
52-EXCEL’DE FONT LİSTELERİ
53-TÜRKÇE KARAKTER PROBLEMLERİNDEN BIKMADIK
54-EXCEL TABLOLARI VE DEĞERLER
55-ÇALIŞMA SAATLERİ GRAFİĞİ
56-EXCEL’DE KILAVUZ ÇİZGİLERİ
57-TABLOLAR KULLANMA
58-KÜÇÜK OFFICE PÜFLERİ
59-MAKROLARI DÜĞMELERE DÖNÜŞTÜRMEK
60-SAYFALAR ARASINDA HIZLI GEÇİŞ
61-OTOMATİK PARÇA İSMİ
62-ONU BUNA ÇEVİRMEK
63-BOŞ HÜCRELERİ KONTROL ETMEK
64-NE OLACAK BU VERİLERİN HALİ
65-OTOMATİK TOPLAMA
66-HÜCRELERİ OTOMATİK OLARAK DOLDURMA
67-KÜÇÜK KÜÇÜK NOTLAR
68-SATIRLARI İSTİLA EDEN DEĞERLER
69-KLASÖRLERİNİZLE ÇALIŞIRKEN BEŞ PÜF NOKTASI
70-ALANLARA İSİM VERME
71-FORMÜL GİRMENİN KOLAY YOLU
72-EĞER İŞLEVİNİN KULLANILMASI
73-BİR SÜTUNDA KAÇ TANE (EĞERSAY İŞLEVİ)
74-UZUN İSİM VERMEYİN
75-ORTALAMAYA YAKIN SAYI
76-HÜCREYE BİR SATIRDAN FAZLA YAZMAK
77-SIRALI DEĞERLERİ OTOMATİK DOLDURMA
78-HÜCRE ÇİZGİLERİNİ GÖSTERMEK/GİZLEMEK
79-DÜĞMELERİN TANIMLARINI DEĞİŞTİRMEK
80-EXCEL’DE SIFIR ATMA
81-EXCEL DİZİ FORMÜLLERİ İLE SEÇİLİ VERİLERİN ÖZETLENMESİ
82-WORD VE POSTA LİSTELERİ
83-EXCEL DOSYALARINIZI HTML OLARAK KAYDETMEK
84-GRAFİK YARATMAK
85-GRAFİK TÜRÜ SEÇMEK
86-MAKROLARI TÜM KİTAPLARDA ETKİN KILMAK
87-VERİLERİ SIRALAMAK VE SÜZMEK
88-HESAPLAMA SONUÇLARININ RAKAMSAL DEĞER OLARAK GÖRÜNTÜLENMESİ
89-HESAPLAMA SONUÇLARINI BAŞKA SAYFALARDA KULLANMAK
90-EXCEL’İ SAYFASIZ AÇMAK
91-OTOMATİK DOLDURMA
92-OTOMATİK SÜZME
93-SÜTUNLARI SATIR OLARAK KOPYALAMAK
95-ZAMAN GRAFİĞİNİN EĞİLİMİ

Read more..


Maksat makale olsun…

Written by h'ozerdem on Ağu 16th, 2008 | Files under Genel Yazılar, Haber / Yorum, SEO, İnternet / Bilişim

google.jpgİnternetin getirdiği en önemli fayda “bilgiye kolay ulaşım” iken bir sorunu da beraberinde taşıdı hayatımıza.

“Bilgi Kirliliği”
Herkesin, her konuda kolaylıkla ahkamlar kesmesini sağlayan bu durum, yalan yanlış ne varsa internette bilgi gibi paylaşılmasını sağlamakta.

Son karşılaştığımız bir örnekte ise neredeyse “Lost” dizisinin senaryosu olabilecek bir hayal gücüne şahit olduk arkadaşlarla.

Makalenin orjinali İngilizce, Türkçeleştirip gerçekmiş gibi sunulan halini, şu şekilde (açıklamalarla) sunmakta fayda var.

Google arama motoru efsanesinin kökleri biizm bildiğimizin aksine 1990′lı yılların ortasına değil, ondan çok daha eskilere yani Almanların 1. dünya savaşı sonrası 1923 yılında kurduğu Googel Cars & Co. şirketine dayanmaktadır. Şirketin ürettiği yarış otomobillerinden birisinin 1931 yılındaki alman ulusal yarış şampiyonasında feci bir kaza yapması neticesinde Google şirketinin iflasını açıklanmış ve bu marka adı 20 yıl kadar ortalıkta görünmemiştir..

Öncelikle bu firma hakkında bir araştırma yapalım dedik, ancak dünya tarihinde bu isimle bir firma bulunmadığı bariz bir gerçek. Hadi bunu geçelim, 1931 senesinde bahsi geçen Alman Ulusal Yarış Şampiyonası’ndan kastedilen yarışın ne olduğunu merak ettik doğrusu. Araştırdığımızda 1931 senesinde Almanya’da yapılan yarış büyük ihtimalle “1931 Alman Grand Prix” ve Wikipedia‘da bulunan bilgilere göre pek de inandırıcı gelmiyor.

1953 yılında New York’lu terzi Thomas Rafner Jr. çalıştığı sektörü değiştirmeye karar vererek “Barney Google” adında bir turizm şirketi kurmuş ve şirketin logosunda ise bir at kullanmıştır. Bu şirketin sloganı ise “Google- Büyük elmayı bir ısırışta ye” anlamına gelen “Google - The Big Apple in One Bite” mottosuydu. Saç kesiminden şehir içi turlara kadar çok değişik alanlarda faaliyet gösteren bu şirket daha sonraları 1970 lerde teknoloji sektörüne de ayak basacaktı. Şirketin yeni faaliyet alanı yabancılara servis yapacak ilkel bir arama motoru yazılımının geliştirlmesiydi.

İlginç. Hatta çılgınca. Bu denli büyük bir firmayı kurmuş, ve tarihe iz atmış bir kişi hakkında bilgilere nedense hiç bir yerde ulaşamıyorsunuz. Dharma’ya benzeyen bir şirket sanırım. Adaları da vardır şimdi bu arkadaşların. 1970′lerde bu tür bir arama motorunun yazılımının geliştirilmesi biraz zor olurdu sanırım. Zira bu tür işler o dönemlerde rehber kitaplardan zaten yapılmaktaydı.

Massachusetts Yüksek Teknoloji Enstitüsü ile yapılan işbirliği neticesinde elektronik şehir rehberi programı hazırlamaya karar verilmesiyle New york şehrindeki bulunması zor yerler ve Anahtar kelime arama sistemi ilk defa 1974 yılında şirket tarafından ticari manada uygulamaya konulmuştur. Bu sistemin gelişmiş bir versiyonu daha sonra Nobel ödülüne aday gösterilmiştir. Yani diğer bir deyişle günümüzde Googling adı verilen arama motoru dizaynının ilk sürümünün 1979 daki atası olan teknolojiye First Generation Googling (FGG) adı verilmiştir.

1974 senesinde bu tür bir çalışma hiçbir kayıtta görünmüyor. İlk e-posta yollanmasının 1971′de olduğunu göz önüne alırsak sizce bu tür bir çalışma tarihe geçmez miydi? Yoksa MIT çok mu fazla mütevazi?

Google arama teknolojisinin IBM tarafından 1984 IBM tarafından satın alınmasına kadar geçen sürede bu teknoloji yatırımcıların pek dikkatini çekmemiştir. 1988, yılında Google Inc. National Security Agency yani Amerikan Ulusal güvenlik Ajansı tarafından satın alınmasıyla kullanım amacı daha çok istihpari faaliyetlere kaymıştır. Ajansın bu yazılım hakkındaki sır saklama eğilimleri nedeniyle Google ismini satın almayı bile unutmuş ve 1991 yılında sembolik bir fiyata Peter-Paul Sovri tarafından isim ve patent hakları satın almıştır.

IBM 1984 yılında klavyelerindeki hataları düzeltmekle meşgul iken tarihe geçecek bu buluşu almış. Hatta IBM gibi bir devin aldığı bu destansı iş nedense kimsenin ilgisini bile çekmemiş. Dahası ne kadar doğrudur bilinmez ama NSA ile Google arasında bir bağlantının olup olmadığı hala tartışma konusuyken madem bu denli bilgi sahibisiniz gösterin evrakları, kaynağı da tarihe geçirin isminizi.

Ayrıca şu konuda hemfikirim. Amerika’nın bir çok istihbarat hatası yaptığını kendileri de kabul ediyorlar ama bu kadarı da komik olur. Yok efendim Google ismini satın almayı unutmuş. Ardından da Peter-Paul Sovri (bkz. Google aramalarında sadece 3 sayfada ismi var) nasıl uyanık bir adammış ki bu ismi satın almış. Biraz yavaş :)

1990 ların ortasında World Wide Web fikrinin ve atılımının yaygınlaşmasıyla üvey oğlu Larry Page, ve oğlunun arkadaşı Sergey Brin, tarafından günümüzde bildiğimiz Google web arama motoru geliştirilmiş veya icat edilmiştir.

Üvey oğlu? Yahu Larry Page’in babasının ismi “Carl Victor Page” ve annesinin ismi “Gloria Page”. Biraz usturuplu sallasanız. Bakın Wikipedia sayfasına.

Yazının devamını sadece bilgi için verelim, gerisini araştırmaktan vazgeçtik. Sadece şahsi yorumlarımızı sunuyoruz. Arkadaşlara bu denli bir hayalgücü hakkında saygılar!

Site ziyaretçileri zamanla artmaya başlamış ancak P.P. Sovri nin 1998 yılında trajik ölümüyle Google arama motoru çalışmaları Sovriye adanmıştır.Diğer arama motorlarından daha iyi sonuç verebilmek amacıyla 20,000 internet aşığı ispanyol gencinden yardım alınmış bu gençlere 2 milyar web sayfasının tektek inceletilerek safya kalitelerini 1 den 10 a kadar numaralandırmak suretiyle tespit etmeleri istenmiştir. Binlerce gencin 2 ay boyunca uykusuz kalarak harcadığı performans sonucunda google arama motorunun bugünkü algoritmasının temeli atılmıştır. Bu çılgın fikir, Bring ve Page’in yıllar sonra milyarder olmalarını sağlayacaktır.

20bin internet aşığı İspanyol genç! Vay anasını. Evet Google ilk denemelerinde bir çok beta tester tarafından kullanıldı, hatta bunların arasında “hispanik” dediğimiz İspanyol kökenli kişiler de vardı, ama bu kadar da değildi. Hem neden sadece İspanyol? Onu da açıklasaydınız bari.

Günümüzde on milyarlarca web sayfası google SEO tarafından indekslenmiş durumdadır ve ortalama günlük 300 milyon arama yapmaktadır. , Gördüğünüz gibi Kastlowski’nin arabalarından günümüze oldukça uzun ve zorlu bir yol katedilmiştir. Her ne kadar 70′li yıllardan beri devam eden arama motoru fikrinin günümüzde geldiği mesafe inanılmaz görünse de gelecekte google markasının daha akıl almaz işleri yapacağını düşünmekteyim. Ayrıca Google SEO işine uzun bir süre yani google.com un popülaritesinin devam ettiği müddetçe devam edeceğimizi ummaktayım

Ummaya devam etmenizi tavsiye ederim. Evet Google daha da devam edecek yoluna ancak geçmişi hakkında bu denli uçuk (!) bir senaryo konusunda sizi başta belirttiğim gibi Lost dizisinin senaristleri arasına almak lazım. Bravo arkadaşlar! Sonuç olarak imla hatalarını bırakın bu denli mesnetsiz sallamaların da internette yer aldığını unutmamak lazım. Ayrıca bu çeviri için zaman harcayan arkadaşlarımıza da teşekkürler. Onlar da umarız her okuduklarını doğru olarak algılamaktan vazgeçerler.

Her sunulan doğru değil bu sanal alemde. Lütfen okuduğunuz her konuda kaynak araştırmasını yapmayı unutmayın.

Not: Yazının orjinaline link vermekte oldukça hassasız ancak arkadaşların deşifre olmalarına pek gerek yok. Ayrıca yazının ingilizce orjinalini http://blogoscoped.com/history/google.html adresinde görüntüleyebilirsiniz.


GNU lisansı (GPL) ve Copyleft hakkında…

Written by h'ozerdem on Ağu 16th, 2008 | Files under Eğitim, İnternet / Bilişim

gpl.jpgHepimizin gözüne muhakkak en az bir kere çarpmış kavramlar. Tabii “ben biliyorum zaten” edasıyla hiç bir maddesini anlamamış bazı zihniyetler var ki hayatlarında şamar oğlanı olmaya alışmış olduklarından pek fark etmiyor bilmemeleri ama yine de merak edenlere bu lisans teriminin tam açıklamasını sunalım.

Bu, GNU Genel Kamu Lisansının (GPL) Türkçe’ye gayrıresmi çevirisidir. Bu çeviri Free software Foundation tarafından yayınlanmamış olup GNU GPL kullanan yazılımların dağıtım şartlarını belirleme açısından hukuki bağlayıcılığı yoktur — Hukuki açıdan yalnızca GNU GPL’in İngilizce metni bağlayıcıdır. Bu çeviri, Türkçe kullanıcılarının GNU GPL’i daha iyi anlayabilmeleri için hazırlanmıştır.
GNU Genel Kamu Lisansı (GPL)
Sürüm 2, Haziran 1991

Telif Hakkı © 1989, 1991 Free software Foundation, Inc. 59 Temple Place - Suite 330, Boston, MA 02111-1307, USA

Bu lisans dökümanının birebir kopyalarını yapma ve dağıtma izni herkese verilmiştir, fakat metinde değişiklik yapma izni yoktur.

GİRİŞ

Yazılım lisanslarının çoğu sizin yazılımı paylaşma ve değiştirme hakkınızın elinizden alınması için hazırlanmıştır. Buna karşılık, GNU Genel Kamu Lisansı sizin serbest yazılımları değiştirme ve paylaşma hakkınızın mahfuz tutulması ve yazılımın bütün kullanıcıları için serbest olması amacı ile yazılmıştır. Bu Genel Kamu Lisansı, Free software Foundation’un çoğu yazılımı ve bu lisansı kullanmayı düstur edinen diğer yazılımcıların yazılımları için kullanılmaktadır. (Free software Foundation’un bazı yazılımları GNU Kitaplık Genel Kamu Lisansı — GNU LGPL — altında dağıtılmaktadır.) Siz de bu lisansı yazılımlarınıza uygulayabilirsiniz.

Serbest yazılımdan bahsettiğimiz zaman fiyattan değil, özgürlükten bahsediyoruz. Bizim Genel Kamu Lisanslarımız, sizin serbest yazılımların kopyalarını dağıtma özgürlüğünüzü (ve isterseniz bu hizmet için para almanızı), yazılım kaynak kodlarının size dağıtım esnasında veya eğer isterseniz verilmesini, yazılımı değiştirebilmenizi, yazılımın parçalarını yeni yazılımlar içerisinde kullanabilmenizi ve bunları yapabileceğinizi bilmenizi sağlamaktadır.

Haklarınızı koruyabilmemiz için sizin haklarınızı kısıtlama veya sizin bu haklarınızdan feragat etmenizi isteme yollarını yasaklayıcı bazı kısıtlamalar getirmemiz gerekmektedir. Bu kısıtlamalar eğer serbest yazılım dağıtıyor veya değiştiriyorsanız size bazı yükümlülükler getirmektedir.

Örneğin böyle bir programın kopyalarını, bedava veya ücret karşılığı dağıtıyorsanız alıcılara sizin sahip olduğunuz bütün hakları sağlamalısınız. Onların da kaynak kodlarına sahip olmalarını veya ulaşabilmelerini sağlamalısınız. Onlara da haklarını bilebilmeleri için bu şartları göstermelisiniz.

Haklarınızı iki koruma iki aşamada gerçekleşmektedir:
Yazılıma telif hakkı alınmaktadır.
Yazılım lisansı olarak size, hukuki olarak, yazılımı kopyalama, dağıtma ve/veya değiştirme hakkı tanıyan bu lisans sunulmaktadır.

Ayrıca, yazarların ve bizim korunmamız için bu serbest yazılımın herhangi bir garantisi olmadığını herkesin anlamasını istiyoruz. Eğer yazılım başkası tarafından değiştirilmiş ve değiştirilmiş hali ile tarafınıza ulaştırılmış ise alıcıların, ellerinde olan yazılımın orjinal olmadığını, dolayısıyla başkaları tarafından eklenen problemlerin ilk yazarların şöhretlerine olumsuz etkide bulunmaması gerektiğini bilmelerini istiyoruz.

Son olarak, bütün serbest yazılımlar yazılım patentleri tarafından sürekli tehdit altında bulunmaktadır. Serbest bir yazılımın dağıtıcılarının bireysel olarak patent lisansı almalarını ve bu yol ile yazılımı müseccel hale getirmelerine imkan vermemek istiyoruz. Bunu engellemek için, yazılım için alınacak her patentin herkesin serbest kullanımına izin vermesi veya patentlenmemesi gerektiğini açık olarak ortaya koyuyoruz.

Kopyalama, dağıtım ve değiştirme ile ilgili kesin şart ve kayıtlar aşağıda yer almaktadır.

KOPYALAMA, DAĞITIM VE DEĞİŞTİRME İLE İLGİLİ ŞART VE KAYITLAR

0. Bu Lisans, telif hakkı sahibi tarafından içerisine bu Genel Kamu Lisansı altında dağıtıldığına dair ibare konmuş olan herhangi bir yazılım veya başka eseri kapsamaktadır. Aşağıda “Yazılım”, bu kapsamdaki herhangi bir yazılım veya eser, “Yazılımı baz alan ürün”, ise Yazılım veya telif kanunu altında Yazılım’dan iştikak etmiş, yani Yazılım’ın tamamını veya bir parçasını, değiştirmeden veya değişiklikler ile, veya başka bir dile tercüme edilmiş hali ile içeren herhangi bir ürün, manasında kullanılmaktadır. (Bundan sonra tercüme “değiştirme” kapsamında sınırsız olarak içerilecektir.) Her ruhsat sahibine “siz” olarak hitap edilmektedir.

Kopyalama, dağıtım ve değiştirme haricinde kalan faaliyetler bu Lisans’ın kapsamı dışındadırlar. Yazılım’ı çalıştırma eylemi sınırlandırılmamıştır ve Yazılım’ın çıktısı yalnızca çıktının içeriği (Yazılım’ı çalıştırmak yolu ile elde edilmesinden bağımsız olarak) Yazılım’ı baz alan ürün kapsamına girer ise bu Lisans kapsamındadır. Bu koşulun sağlanıp sağlanmadığı Yazılım’ın ne yaptığı ile ilgilidir.

1. Yazılım’ın kaynak kodlarını birebir, aldığınız şekilde, herhangi bir ortamda ve vasıta ile, uygun ve görünür bir şekilde telif hakkı bildirimi ve garantisiz olduğuna dair bildirim koymak, bu Lisans’dan bahseden herhangi bir bildirimi aynen muhafaza etmek ve bütün diğer alıcılara Yazılım ile birlikte bu Lisans’ın bir kopyasını vermek şartı ile kopyalayabilir ve dağıtabilirsiniz.

Kopyalamak fiili işlemi için bir ücret talep edebilir ve sizin seçiminize bağlı olarak ücret karşılığı garanti verebilirsiniz.

2. Yazılım’ın kopyasını veya kopyalarını veya herhangi bir parçasını değiştirerek Yazılım’ı baz alan ürün elde edebilir, bu değişiklikleri veya ürünün kendisini yukarıda 1. bölümdeki şartlar dahilinde ve aşağıda sıralanan şartların yerine getirilmesi koşulu ile kopyalayabilir ve dağıtabilirsiniz.

a) Değiştirilen dosyaların görünür bir şekilde dosyaların sizin tarafınızdan değiştirildiğine dair, tarihli bir bildirim içermesini sağlamalısınız.

b) Yazılım’dan veya Yazılım’ın bir parçasından tamamen veya kısmen iştikak etmiş ve sizin tarafınızdan dağıtılan veya yayınlanan herhangi bir ürünün bütün üçüncü şahıslara bu Lisans şartları altında ücretsiz olarak ruhsatlanmasını sağlamalısınız.

c) Eğer değiştirilen yazılım olağan kullanım altında komutları interaktif olarak alıyor ise, yazılım, en olağan kullanım için interaktif olarak çalıştırıldığı zaman uygun bir telif hakkı bildirimi, garantisi olmadığına (veya sizin tarafınızdan garanti verildiğine), kullanıcıların bu yazılımı bu şartlar altında tekrar dağıtabileceklerine, ve kullanıcının bu Lisansın bir kopyasını nasıl görebileceğine dair bir bildirim yazdırmalı veya göstermelidir. (İstisna: Eğer Yazılım’ın kendisi interaktif ise fakat böyle bir bildirimi olağan kullanım esnasında yazdırmıyor ise, sizin Yazılım’ı baz alan ürününüz böyle bir bildirimde bulunmak zorunda değildir.)

Bu şartlar değiştirilmiş eserin tamamını kapsamaktadır. Eğer eserin tespit edilebilir kısımları Yazılım’dan iştikak etmemiş ise ve makul surette kendi başlarına bağımsız ve ayrı eserler olarak kabul edilebilir ise, o zaman bu Lisans ve şartları, bu parçaları ayrı eser olarak dağıttığınız zaman bağlayıcı değildir. Fakat, aynı parçaları Yazılım’ı baz alan bir ürün bütününün bir parçası olarak dağıttığınız zaman bütünün dağıtımı, diğer ruhsat sahiplerine verilen izinlerin bütüne ait olduğu ve parçalarına, yazarının kim olduğuna bakılmaksızın bütün parçalarına tek tek ve müşterek olarak uygulandığı bu Lisans şartlarına uygun olmalıdır.

Bu bölümün hedefi tamamen sizin tarafınızdan yazılan bir eser üzerinde hak iddia etmek veya sizin böyle bir eser üzerindeki haklarınıza muhalefet etmek değil, Yazılım’ı baz alan, Yazılım’dan iştikak etmiş veya müşterek olarak ortaya çıkarılmış eserlerin dağıtımını kontrol etme haklarını düzenlemektir.

Buna ek olarak, Yazılım’ı baz almayan herhangi bir ürünün Yazılım ile (veya Yazılım’ı baz alan bir ürün ile) bir bilgi saklama ortamında veya bir dağıtım ortamında beraber tutulması diğer eseri bu Lisans kapsamına sokmaz.

3. Yazılım’ı ( veya 2. bölümde tanımlandığı hali ile onu baz alan bir ürünü) ara derlenmiş veya uygulama hali ile 1. ve 2. Bölüm’deki şartlar dahilinde ve aşağıda sıralanan yöntemlerden birisine uygun olarak kopyalayabilir ve dağıtabilirsiniz.

a) Yaygın olarak yazılım dağıtımında kullanılan bir ortam üzerinde, yukarıda 1. ve 2. Bölüm’de bulunan şartlar dahilinde, bilgisayar tarafından okunabilir kaynak kodlarının tamamı ile birlikte dağıtmak.

b)Herhangi bir üçüncü şahsa, fiziksel olarak dağıtımı gerçekleştirme masrafınızdan daha fazla ücret almayarak, yaygın olarak yazılım dağıtımında kullanılan bir ortam üzerinde, yukarıda 1. ve 2. Bölüm’de bulunan şartlar dahilinde, bilgisayar tarafından okunabilir kaynak kodlarının tamamını dağıtacağınıza dair en az üç yıl geçerli olacak yazılı bir taahhütname ile birlikte dağıtmak.

c)Size verilmiş olan ilgili kaynak kodunu dağıtma taahhütnamesi ile birlikte dağıtmak. (Bu alternatif yalnızca ticari olmayan dağıtımlar için ve yalnızca siz de yazılımı ara derlenmiş veya uygulama biçeminde ve yukarıda b) bölümünde anlatılan şekli ile bir taahhütname ile birlikte almış iseniz geçerlidir.)

Bir eserin kaynak kodu, esere değiştirme yapmak için en uygun yöntem ve imkan anlamında kullanılmaktadır. Uygulama biçeminde bir eser için, kaynak kodu, içerdiği bütün parçalar için ilgili kaynak kodları, ilgili arayüz tanım dosyaları ve derleme ve yükleme işlemlerinde kullanılan bütün betikler anlamında kullanılmaktadır. Bir istisna olarak, dağıtılan kaynak kodu, genelde uygulamanın üzerinde çalışacağı işletim sisteminin ana parçaları (derleyici, çekirdek v.b.) ile birlikte dağıtılan herhangi bir bileşeni,eğer ilgili bileşen, uygulama ile birlikte dağıtılmıyorsa, içermek zorunda değildir.

Eğer uygulama veya ara derlenmiş biçemde yazılımın dağıtımı belli bir yere erişim ve oradan kopyalama imkanı olarak yapılıyorsa, aynı yerden, aynı koşullar altında kaynak koduna erişim imkanı sağlamak, üçüncü şahısların ara derlenmiş ve uygulama biçemleri ile birlikte kaynak kodunu kopyalama zorunlulukları olmasa bile kaynak kodunu dağıtmak olarak kabul edilmektedir.

4. Yazılım’ı bu Lisans’ta sarih olarak belirtilen şartlar haricinde kopyalayamaz, değiştiremez, ruhsat hakkını veremez ve dağıtamazsınız. Buna aykırı herhangi bir kopyalama, değiştirme, ruhsat hakkı verme, veya dağıtımda bulunma hükümsüzdür ve böyle bir teşebbüs halinde bu Lisans altındaki bütün haklarınız iptal edilir. Sizden, bu Lisans kapsamında kopya veya hak almış olan üçüncü şahıslar, Lisans şartlarına uygunluklarını devam ettirdikleri sürece, ruhsat haklarını muhafaza edeceklerdir.

5. Bu Lisans sizin tarafınızdan imzalanmadığı için bu Lisans’ı kabul etmek zorunda değilsiniz. Fakat, size Yazılım’ı veya onu baz alan ürünleri değiştirmek veya dağıtmak için izin veren başka bir belge yoktur. Eğer bu Lisans’ı kabul etmiyorsanız bu eylemler kanun tarafından sizin için yasaklanmıştır. Dolayısıyla, Yazılım’ı (veya onu baz alan bir ürünü) değiştirmeniz veya dağıtmanız bu Lisans’ı ve Lisans’ın Yazılım’ı veya ondan iştikak etmiş bütün eserleri kopyalamak, değiştirmek ve dağıtmak için getirdiği şart ve kayıtları kabul ettiğiniz manasına gelmektedir.

6. Yazılım’ı (veya onu baz alan herhangi bir ürünü) yeniden dağıttığınız her defada alıcı, ilk ruhsat sahibinden otomatik olarak Yazılım’ı bu şartlar ve kayıtlar dahilinde kopyalamak, değiştirmek ve dağıtmak için ruhsat almaktadır. Alıcının burada verilen hakları kullanmasına ek bir takım kısıtlamalar getiremezsiniz. Üçüncü şahısları bu Lisans mucibince hareket etmeğe mecbur etmek sizin sorumluluk ve yükümlülüğünüz altında değildir.

7. Eğer bir mahkeme kararı veya patent ihlal iddiası veya herhangi başka bir (patent meseleleri ile sınırlı olmayan) sebep sonucunda size, bu Lisans’ın şart ve kayıtlarına aykırı olan bir takım (mahkeme kararı, özel anlaşma veya başka bir şekilde) kısıtlamalar getirilirse, bu sizi bu Lisans şart ve kayıtlarına uyma mecburiyetinden serbest bırakmaz. Eğer aynı anda hem bu Lisans’ın şartlarını yerine getiren hem de diğer kısıtlamalara uygun olan bir şekilde Yazılım’ı dağıtamıyorsanız, o zaman Yazılım’ı dağıtamazsınız. Örneğin, eğer bir patent lisansı direkt veya endirekt olarak sizden kopya alacak olan üçüncü şahısların bedel ödemeksizin Yazılım’ı dağıtmalarına hak tanımıyorsa o zaman sizin hem bu koşulu hem Lisans koşullarını yerine getirmenizin tek yolu Yazılım’ı dağıtmamak olacaktır.

Eğer bu bölümün herhangi bir parçası herhangi bir şart altında uygulanamaz veya hatalı bulunur ise o şartlar dahilinde bölümün geri kalan kısmı, bütün diğer şartlar altında da bölümün tamamı geçerlidir.

Bu bölümün amacı sizin patent haklarını, herhangi bir mülkiyet hakkını ihlal etmenize yol açmak veya bu hakların geçerliliğine muhalefet etmenizi sağlamak değildir; bu bölümün bütün amacı kamu lisans uygulamaları ile oluşturulan serbest yazılım dağıtım sisteminin bütünlüğünü ve işlerliğini korumaktır. Bu sistemin tutarlı uygulanmasına dayanarak pek çok kişi bu sistemle dağıtılan geniş yelpazedeki yazılımlara katkıda bulunmuştur; yazılımını bu veya başka bir sistemle dağıtmak kararı yazara aittir, herhangi bir kullanıcı bu kararı veremez.

Bu bölüm Lisans’ın geri kalanının doğurduğu sonuçların ne olduğunu açıklığa kavuşturmak amacını gütmektedir.

8. Eğer Yazılım’ın kullanımı ve/veya dağıtımı bazı ülkelerde telif hakkı taşıyan arayüzler veya patentler yüzünden kısıtlanırsa, Yazılım’ı bu Lisans kapsamına ilk koyan telif hakkı sahibi, Yazılım’ın yalnızca bu ülkeler haricinde dağıtılabileceğine dair açık bir coğrafi dağıtım kısıtlaması koyabilir. Böyle bir durumda bu Lisans bu kısıtlamayı sanki Lisans’ın içerisine yazılmış gibi kapsar.

9. Free software Foundation zaman zaman Genel Kamu Lisansı’nın yeni ve/veya değiştirilmiş biçimlerini yayınlayabilir. Böyle yeni sürümler mana olarak şimdiki haline benzer olacaktır, fakat doğacak yeni problemler veya kaygılara cevap verecek şekilde detayda farklılık arzedebilir.

Her yeni biçime ayırdedici bir sürüm numarası verilmektedir. Eğer Yazılım bir sürüm numarası belirtiyor ve “bu ve bundan sonraki sürümler” altında dağıtılıyorsa, belirtilen sürüm veya Free software Foundation tarafından yayınlanan herhangi sonraki bir sürümün şart ve kayıtlarına uymakta serbestsiniz. Eğer Yazılım Lisans için bir sürüm numarası belirtmiyor ise, Free software Foundation tarafından yayınlanmış olan herhangi bir sürümün şart ve kayıtlarına uymakta serbestsiniz.

10. Eğer bu Yazılım’ın parçalarını dağıtım koşulları farklı olan başka serbest yazılımların içerisinde kullanmak isterseniz, yazara sorarak izin isteyin. Telif hakkı Free software Foundation’a ait olan yazılımlar için Free software Foundation’a yazın, bazen istisnalar kabul edilmektedir. Kararımız, serbest yazılımlarımızdan iştikak etmiş yazılımların serbest statülerini korumak ve genel olarak yazılımların yeniden kullanılabilirliğini ve paylaşımını sağlamak amaçları doğrultusunda şekillenecektir.

GARANTİ YOKTUR

11. BU yazilim ÜCRETSİZ OLARAK RUHSATLANDIĞI İÇİN, yazilim İÇİN İLGİLİ KANUNLARIN İZİN VERDİĞİ ÖLÇÜDE HERHANGİ BİR GARANTİ VERİLMEMEKTEDİR. AKSİ YAZILI OLARAK BELİRTİLMEDİĞİ MÜDDETÇE TELİF HAKKI SAHİPLERİ VE/VEYA BAŞKA ŞAHISLAR YAZILIMI “OLDUĞU GİBİ”, AŞİKAR VEYA ZIMNEN, SATILABİLİRLİĞİ VEYA HERHANGİ BİR AMACA UYGUNLUĞU DA DAHİL OLMAK ÜZERE HİÇBİR GARANTİ VERMEKSİZİN DAĞITMAKTADIRLAR. YAZILIMIN KALİTESİ VEYA PERFORMANSI İLE İLGİLİ TÜM SORUNLAR SİZE AİTTİR. YAZILIMDA HERHANGİ BİR BOZUKLUKTAN DOLAYI DOĞABİLECEK OLAN BÜTÜN SERVİS, TAMİR VEYA DÜZELTME MASRAFLARI SİZE AİTTİR.

12. İLGİLİ KANUNUN İCBAR ETTİĞİ DURUMLAR VEYA YAZILI ANLAŞMA HARİCİNDE HERHANGİ BİR ŞEKİLDE TELİF HAKKI SAHİBİ VEYA YUKARIDA İZİN VERİLDİĞİ ŞEKİLDE YAZILIMI DEĞİŞTİREN VEYA YENİDEN DAĞITAN HERHANGİ BİR KİŞİ, YAZILIMIN KULLANIMI VEYA KULLANILAMAMASI (VEYA VERİ KAYBI OLUŞMASI, VERİNİN YANLIŞ HALE GELMESİ, SİZİN VEYA ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARIN ZARARA UĞRAMASI VEYA YAZILIMIN BAŞKA YAZILIMLARLA BERABER ÇALIŞAMAMASI) YÜZÜNDEN OLUŞAN GENEL, ÖZEL, DOĞRUDAN YA DA DOLAYLI HERHANGİ BİR ZARARDAN, BÖYLE BİR TAZMİNAT TALEBİ TELİF HAKKI SAHİBİ VEYA İLGİLİ KİŞİYE BİLDİRİLMİŞ OLSA DAHİ, SORUMLU DEĞİLDİR.
ŞART VE KAYITLARIN SONU

Bu Şartlar Yeni Yazılımlara Nasıl Uygulanır

Eğer yeni bir yazılım geliştiriyor ve bunun kamuya en fazla düzeyde yarar sağlamasını istiyorsanız, yazılımınızı herkesin dağıtıp, değiştirebileceği özgür yazılım haline getirmenizi öneriyoruz.

Bu koşulları uygulamak için yazılıma aşağıdaki bildirimleri ekleyin. En sağlıklı yöntem her kaynak kodu dosyasının başına bu bildirimi ekleyerek garanti olmadığına dair bilginin verildiğinden emin olmaktır; her dosya en azından “copyright” (telif hakkı) satırını ve bildirimin tam metninin nerede bulunabileceğine dair bilgi içermelidir.

{yazılımın adını ve ne yaptığını anlatan bir satır.}

Copyright (C) {yıl} {yazarın adı}

This program is free software; you can redistribute it and/or modify it under the terms of the GNU General Public License as published by the Free software Foundation; either version 2 of the License, or (at your option) any later version.

This program is distributed in the hope that it will be useful, but WITHOUT ANY WARRANTY; without even the implied warranty of MERCHANTABILITY or FITNESS FOR A PARTICULAR PURPOSE. See the GNU General Public License for more details.

You should have received a copy of the GNU General Public License along with this library; if not, write to the Free software Foundation, Inc., 59 Temple Place, Suite 330, Boston, MA 02111-1307 USA

Size normal ve elektronik posta ile nasıl ulaşılabileceğine dair bilgi eklemeyi unutmayın.

Eğer yazılımınız interaktif ise, interaktif kipte başlatıldığı zaman gösterilen kısa bir bildirim koyun.

Gnomovizyon version 69, Copyright (C) yıl yazarın adı
Gnomovizyon comes with ABSOLUTELY NO WARRANTY; for details type `show w’. This is free software, and you are welcome to redistribute it under certain conditions; type `show c’ for details.

Gnomovizyon sürüm 69, Telif hakkı (C) yıl yazarın adı
Gnomovizyon için HİÇ BİR GARANTİ verilmemektedir; detaylar için `show w’ yazın. Bu bir serbest yazılımdır ve belli koşullar altında yeniden dağıtılabilir; detaylar için `show c’ yazın.

Örnekte verilen `show w’ ve `show c’ komutları GNU Genel Kamu Lisansı’nın ilgili bölümlerini göstermelidir. Elbette kullanılan komutlar daha farklı olabilir veya yazılımınıza uyan başka yöntemlerle bu bildirim yapılabilir.

İşvereninizin (eğer programcı olarak çalışıyorsanız) veya, eğer öğrenci iseniz, okulunuzun telif haklarından feragat ettiklerine dair bir feragatname imzalamalarını isteyebilirsiniz. Aşağıda bir örnek yer almaktadır, isimleri değiştirin:

Gereksizİşler, A.Ş., Mehmet Herhangibiri tarafından yazılmış `AbidikGubidik’ yazılımında (kapıkolu çevirmekte kullanılan bir yazılım) olabilecek bütün telif haklarından feragat eder.

{Yön Etici İmzası}, 1 April 1990
Yön Etici, Gereksizİşler Yetkilisi

Bu Genel Kamu Lisansı yazılımınızın serbest olmayan yazılımların içerisine dahil edilmesine imkan tanımaz. Eğer yazılımınız bir kitaplık ise, serbest olmayan yazılımların kitaplığınıza bağlanmasına imkan tanımak isteyebilirsiniz. Eğer yapmak istediğiniz bu ise, bu Lisans yerine GNU Kısıtlı Genel Kamu Lisansı’nı kullanabilirsiniz.

Çeviren: Deniz Akkuş Kanca, 2001
Translated by: Deniz Akkuş Kanca, 2001


Metallica konseri, Zaman gazetesi, Güngören olayları…

Written by h'ozerdem on Ağu 5th, 2008 | Files under Kişisel Yazılar

Arabamla bir iş görüşmesine gidiyordum. Bir yaz günüydü ama siyah t-shirt ve kot pantolonum ile bindim arabama. Sene 90ların sonlarıydı. 10 seneden fazla geçmiş yani. Erenköy’deki büromdan çıktıktan sonra Ethemefendi Caddesi’nde bir çevirmede polis memurunun aklıma kazınan sorusunu unutamadım o günden beri…
“Satanist misin?”
Öyle anlamsız bir soruydu ki… Evet desem içten olup olmadığımı neye göre bilecekti karşımdaki kişi? Hayır desem yalan söyleyim söylenmediğini nasıl anlayabilirdi ki? Satanizm sadece siyah giymekle mi olunuyordu?
“Elhamdülillah müslümanım…” dedim kendisine. “Tamam, geç!” dedi ve gittim. (Bu arada soracak olursanız evet, “elhamdülillah Müslümanım”)

20 - 30 yaş arası bir çok kişi hatırlayacaktır o dönemi. Bir kaç kendini bilmez şeytana tapma ayini düzenlemiş ve birilerini katletmişlerdi. Bu iğrenç ötesi olaydaki suçluların şeytana tapan kişiler olduklarını belirtmeleri benim gibi bir çok rock ve metal müzik dinleyeni de “satanist” damgası ile suçlanır duruma düşürmüştü. Peki bu dönemde olan bir yanlış anlaşılma halen devam ediyor mu derseniz “Evet” demek zorundayız.

Zaman Gazetesi’nde “Ali Bulaç” isimli yazarın yazdığı şu yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Yazıdan bazı incilere dikkat çekmek gerekirse.

İstanbul’un göbeğinde, Ali Sami Yen’de Metallica adlı müzik grubu bir konser verdi. Türkiye’nin her tarafından 40 bin kişi toplanmıştı. Programın başlamasından 15 dakika önce, konserin verildiği yerden birkaç km ötede, yani Güngören’de cesetler parçalandı; kol bacak havaya uçuştu. Bu laik, ateist, agnostik, aczmendi müsveddelerinin de umurunda olmadı. Transa geçmiş vaziyette kafalarını sallamaya devam ettiler; tepindiler; kendilerine özgü ritüelleriyle satanizmden ödünç tapınmalar yaptılar. İçtiler, bağırdılar, gürültüyü bastıran gürültü cinsinden müzikleriyle İstanbul semalarından arşa yükselen çığlıkları, bedenleri parçalanan masum insanların feryatlarını bastırmaya çalıştılar.

Öncelikle bir cevap verilmiş. Metallica konserinin organizatörü “Cengizhan Yeldan” kardeşimiz haklı olarak cevap hakkını kullanmış. Buradan okuyabileceğiniz cevapta gerekenler söylenmiş ancak kendi adıma hala söylemek istediklerim var.

Ali Bey 40bin kişiyi “laik, ateist, agnostik ve aczmendi” olarak belirtmiş ve bu özelliklerle müsvedde olarak suçlamışsınız. Öncelikle laikliği bir acizlik, bir müsveddelik için sebep göstermeniz konusunda yorum yapmaya bile gerek görmüyorum. Yazınızda belirttiğiniz üzere muhtemelen şekeriniz yükselmiş olacak ki dediklerinizin nerelere gittiğini düşünmemişsiniz. Ancak devamında transa geçmiş şekilde kafa sallayan kişilerin, satanist ritüellerden alıntı yaparak tapınmalar yaptıklarını belirtmişsiniz ki, bu durumda Afrika’da bir çok kabile, Türkiye’de bir çok dini grup hala bu şekilde kafa sallıyor. Onlar da mı satanist? Her kafa sallayan, her Metallica veya benzeri metal grupları dinleyen satanizmden mi etkileniyor? İlla bu şekilde konu hakkında bilgisi olmayan insanları “linçe teşvik edecek şekilde” yönlendirmek kimin haddine düşmüş?

Geçiniz bunları efendim. Olaydan haberdar olmayan o 40bin kişilik kitleyi haberdar edin bakalım, nasıl tepki vereceklerdi.

Lütfen her köşesi olan yazar, bu köşenin nasıl bir ağırlığı olduğunun farkına varsın artık!

Linkler

Ayrıca bir ek olarak duman6.gen.tr sitesinden Ali Bulaç’a gönderilmesi düşünülen yazılar şu şekildedir.

27 Temmuz günü sizinde bildiğiniz gibi memleketimizde hiçbir zihniyetin hoş görmeyeceği vahim bir terör olayı yaşandı. “Sözün bittiği yer!” başlığı ile yayınladığınız yazınızda da dile getirdiğiniz gibi bu işten çıkarı olanlar ve haz duyanlar oldu. Hatta bizzat bizimle aynı dili, dini ve toprağı paylaşan insanlardan umursamayanlarda oldu. Ama üzülerek söylemeliyim ki yazınızda bu kesime dahil ettiğiniz insanların bir çoğu düştükleri bu durumdan oldukça rahatsız oldu. Cumhuriyetin değişmez niteliği olan laikliği bir aşağılama ifadesi olarak kullanarak hedef gösterdiğiniz genç kesim de onlardan biri. Bu yazıyı size yollamamızın amacı sizin gibi okumuş ve bizlere örnek olması gereken bir yazarın bu niteliği aşağılayıcı bir ifade gibi kullanması ve bu tür konularda yurdumuzda ki çoğu kesimden daha tepkili olan biz genç kesimi müşkül duruma düşürmenizdir. Anayasamızda belirtildiği gibi cumhuriyetimizin değiştirilemez bir niteliği olan laikliği bir utançmış gibi göstermeniz kabul edilemez bir gaflettir. Ama yinede amacımız sizi yargılamak değil onun yerine rock ve metal dinleyen insanlara karşı göstermiş olduğunuz önyargıyı duruma açıklık getirerek ortadan kaldırmaktır.

Bu önyargıya maruz kalan metal ve rock müzik dinleyecisi kesim için bu tür durumlar alışıla gelmiş bir olay artık. 1999 yılında meydana gelen satanizm cinayetinden sonrada buna benzer bir fişleme operasyonu başlatılmıştı. Siyah giyen herkes satanist damgası yiyerek gözaltına alınmıştı hatırlarsanız. Ama daha sonrasında aynı yıl meydana gelen 17 Ağustos depreminde müşkül duruma düşen vatandaşların unutulmaması için yürüyüş düzenleyen insanlar yine aynı gözaltına alınan kesimden insanlardı. Tabi bunlarda balık hafızasına sahip memleketimiz insanları için geçmişte bir anı olarak kaldı ve öylece konu kapandı. Aradan yıllar geçti ama göstermiş olduğunuz tavırdan belli oluyor ki metal ve rock müzik dinleyen bizlere karşı önyargılar hala değişmemiş. Eğer yazarlık ve düşünür kimliğiniz ile imkanlarınızı kullanarak metal ve rock dinleyen kesimi biraz olsun araştırırsanız aslında olayların hiçte göründüğü gibi olmadığını sizde anlayacaksınızdır.

Emin olun ki bombalı saldırının gerçekleştiği saatte Metallica konserinde olan insanların hiç biri konser çıkışında bu olayı öğrendiklerinde tepkisiz kalmadı. Belki fiili olarak bir tepki gerçekleşmedi ama internet ortamına bakarsanız rock ve metal forumlarında bu olayın şiddetle kınandığına sizde şahit olursunuz. Aynı durum arkadaş ortamlarında da dile geliyor elbette. Bu durumu sadece terör saldırısı üzerinden değil de daha geniş çaplı ele alırsak Metallica veyahut başka grupların aslında dünya genelinde bu tür olaylara ne kadar duyarlı olduklarını yaptıkları parçaların sözlerinden anlayabiliriz. Burada bu tür örnekleri uzun uzadıya yazabiliriz elbette ama inanıyoruz ki sizde araştırarak hepsine ulaşabilirsiniz. Bu yazıyı sizden bir özür beklediğimiz için yazmıyoruz tek isteğimiz lütfen ön yargınızı bir kenara bırakıp rock ve metal müziğini hakkettiği ölçüde araştırın ve bahsettiğiniz o umursamaz gençliğin aslında yaşlarından çok daha büyük sorumlulukları yüklendiğinin farkına varın lütfen.

Bütün bunları okuduğunuz için şimdiden teşekkür ederiz ve yazarlık hayatınızda başarılar dileriz.

Diğer yazı ise şu şekilde;

27 Temmuz günü Türkiye teröre bu kez 17 can ile boyun eğmek zorunda kaldı.Bu boyun eğişlerin sadece görünen tarafıdır.Doğu illerinde bu durumlar hergün gerçekleşmektedir.Ama bir Şırnak’taki can kayıpları bu patlama kadar popüler olamamaktadır.Aslında popüler kelimesi bu konu için yanlış bir kavramdır ama anlatmaya çalıştığımız kesime tam uymaktadır.

Yazıda duyarlılıktan bahsedilmiş.Duyarlılık İstanbul gibi bir şehir patlamasına ,elinde kumandayla haber izleyip, ertesi güne yorum yapıp, duyarsızlık şuçlamasını başkalarına yüklemek değildir.O anki duyarlılık, gidip oradaki can kayıplarının ailelerini teselli etmektir.Veya her yazının altına konu ne olursa olsun minikte olsa teröre karşı bir gönderme yapmaktır.

Bu terör felaketi yalnızca 27 Temmuzda yaşanmamıştır.Doğu illerinde sabah bakkal diyerek ekmek aldığınız kişi gece siyah peçeleriyle onlarca can almakta, buna dayanamayan Türk gençleri daha iyi bir yaşam için insan tacirlerinin eline düşmektedir.İşte duyarlılık bu olanları halka herzaman gösterebilmektir.Olup biten bir durumun ardından, hiçbir şekilde o an da patlamadan heberi olamayacak bir kesime insan müsfeddesi diyerek olmaz.

Evet bu tepki o müsfedde kesiminden geliyor size.Aylar önce ayarlanmış bir konserin o güne denk gelmesi evet çok da iyi bir durum değildir.Ama haklı gürültünün içindeki habersiz insanlara müsfedde diyebilme hakkını hiçkimseye vermez. Konserin kapı açılışı 15:00 dır ve o saatten sonra sizin tabirinizle gürültü başlamıştır.Bunun üstüne de fazla bişey söylemeye gerek yoktur.Ki sizin ataist diyerek bahsettiğiniz kesim bu durumlara ülkemizdeki birçok insandan daha duyarlı ve sizin aksi düşüncenize rağmen daha inançlıdır.Minik bir gözlem ve araştırma anlamanıza yetecektir.Bu insanlar hakkında bişeyler kesip kan akıtmak gibi örnekler düşünecek olursanız da o durumlar inançla değil tamamen insanın akli dengesine bağlıdır.Bu insanlara tavrınızı böyle bir olayı kullanarak veryansın etmeniz, sizin de bu kötü duruma beslediğiniz duyarlılığın boyutunu göstermektedir.Bu patlamalar milletin huzurunu kaçırmak içindir ve sizin bu tutumunuz amaçlarına ulaşmalarına yardımcı olmaktadır.

Gazetecilik bu gibi durumlarda halkın bütünlüğünü sağlayabilecek, acıyı deşip o insanları daha da üzebilecek yazılardan kaçınmak olmalıdır.Her türlü kesime önyargıda bulunup, insanların yalnızca görünen profillerini kullanıp, bir halkı birkaç parçaya ayırmaya yardımcı olmak değildir.Bunu gazeteci ünvanı olmayan birçok insan yapabilme kapasitesine sahiptir.SAYGILAR!

Yazıların orjinal halleriniz duman6.gen.tr sitesinde görüntüleyebilirsiniz.


Ülkemizde Webmaster, Web Yayımcısı (Web Publisher), Web Tasarımcısı (Web Designer), ve Web Programcısı (Web Programmer) sorunsalı…

Written by h'ozerdem on Tem 24th, 2008 | Files under Genel Yazılar, Web Tasarım, İnternet / Bilişim

Webmaster nedir, ne değildir?

Hepimizin sürekli karşılaştığı ancak manası tamamı ile bilinmeyen bir terim “Webmaster”.,

Webmaster nedir? Ne yapar? Bilgisi nedir, ne değildir? Bu terimi bir çok kişi duymuştur. Fakat bu kelimeyi kullanırken anlamının ne derecede büyük bir yükümlülük olduğuna pek aldırış etmiyorlar.

Ülkemizde iş verenler tam olarak bu terimi bilmediği için firmaların birçoğu ilan verirken ülkemizde şu tarz ilanlar vermekteler. Örneğin şahsın sadece web tasarımcısına ihtiyacı olmasına rağmen şu şekilde bir ilanla çıkar karşınıza.

”Dreamweaver, Flash, Photoshop, Fireworks, XHTML, ASP.NET, PHP bilen elemanlar aranıyor”

Nasıl oluyor bu iş kavramak zaten imkansız. ASP.Net ve PHP web programlamaya girmekte orası kesin ancak aranan güzel, göz alıcı, statik bir sayfa ise ASP.net ve PHP bilgisi ne derecede ileri olacaktır orası muamma! Konuyu daha fazla sündürmeden gelelim şimdi webmaster terimine.

Webmaster kolay iş değildir. Bir kartvizitin altına webmaster yazdığınız andan itibaren farkında olmadan bir çok sorumluluk ve gerginliğin altına imza atmış olursunuz. Webmaster kelimesinin düz olarak tercümesi “webin efendisi” olmaktadır. Bir site veya projeye sıfırdan başlayıp, dökümantasyonunu hazırlayan, düzenleyen, resimleri ekleyen, taslağı hazırlayan, kodları yazan, optimize eden kısacası bir siteyi çok ileri düzeyde profesyonel anlamda tasarlayabilme yeteneğine sahip kişi demektir. Ayrıca bir webmaster olmak için şunları oldukça iyi bilmek gerekir :

* HTML ve CSS bilgisine hakim olmak.
* Optimizasyon konusunda bilgili olmak. Arama motorlarının girdisini çıktısını iyi bilmek ve SEO “Arama Motoru Optimizasyonu” uygulamalarına haiz olmak.
* İnternet altyapısını bilmek.
* İnternette güvenlik bilgisinin iyi olması.
* Veritabanlarını bilmesi.
* Renkleri tanıması.
* Tasarımda yetenekli olması.

Göründüğü gibi webmaster burada bahsedilen kavramların tamamını yapabilecek kişidir. Ancak webmaster sanıldığı gibi tek kişilik bir ekip olmak yerine bir ekibin başında işlerin planlı programlı yürümesini sağlayan kişi olursa netice çok daha verimli olmaktadır.

Web Publisher ( Web Yayımcısı) : Tüm çalışmaları bitmiş bir internet sitesinin, yüklenmesi, hayata geçirilmesi ve yayınlanmada karşılaşılacak sorunları çözmek gibi konular ile ilgilenir. Ortaya çıkan sorunları ise birazdan bahsi geçecek kişiye rapor ederek gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlar.
Web Designer (Web Tasarımcısı) : Sitenin görsel unsurlarını, tablolarını, yerleşimini, Flash, Gif. vb görsellerini hazırlayan kişidir. Müşterinin isteğine göre kendi yeteneğini de ortaya koyarak çalışmalar yapar. Optimizasyon konusunda bilgilidir, grafik ve animasyon programlarına hakimdir, renk onun için avucunun içi gibidir, yazıtipleri “font” konusunda bilgi sahibidir, programcıya kolaylık sağlayacak teknik bilgiye sahiptir ve ona göre tasarım yapar.
Yani bir nevi dijital grafiker denebilir.
Web Programmer (Web Programcısı) : Neredeyse en zor iş onun üzerindedir, sitenin tüm arka plan kodlarını ve uygulama scriptlerini bu kişi oluşturur. Konusuna hakimdir, PHP, ASP, JAVA, JavaSCRIPT, .NET uygulamalarından herhangi birine yada hepsine hakimdir, MYSQL, MSSQL, ACCESS, POSTGRESQL gibi veritabanlarını iyi bilir. Güvenlik konusunda bilgilidir. Hazır kodları anlayabilecek kadar ve çözümleyecek kadar bilgisi vardır. Site tasarımına uygun CSS kodlarını yazabilir, HTML konusunda uzmandır..
Web Editör (Web Düzenleyici) : Aslında şu an piyasada çalışan kesime denebilecek en uygun sıfat budur. Editörler genellikle, şirketlerin bilgi işlem departmanlarında bulunan kişilerdir, bu kişilere şirket tarafından birde web sitesi işi verilir, genellikle hazır templateleri düzenler, kodlarda ufak tefek değişiklik yaparlar. Aslında WEB EDİTÖRLERİ, WEB MASTER kadar bilgi sahibidir. Çünkü en son aşamada 1 yıllık tüm değişiklik ve güncelleme işlerini bu arkadaşlar yaparlar.

Sonuç olarak WEBMASTER olmak herkesin harcı değildir. Eğer bu yazıdan sonra “Ben bu yukardaki işleri çok iyi biliyorum” diyebiliyorsanız meydan sizin. Ancak bu denli bilginin de aylık getirisinin az olmadığını unutmayın. Çünkü bunların hepsini bilmeniz demek eş zamanlı olarak hem PRODÜKTÖR , hem ART DİRECTOR , hem GRAFİKER , hem de MATBAACI olmanız gibidir.


İnternet Psikolojisi ve Bağımlılık

Written by h'ozerdem on Tem 7th, 2008 | Files under Genel Yazılar, Kişisel Yazılar, İnternet / Bilişim

İnternet Psikolojisi ve BağımlılıkDünyanın yeni bağımlılığı internet. Biz çocuklarımızı sigara, uyuşturucu ve alkol bağımlılığından korumaya çalışırken bu yenilik (aslında uzunca bir süredir varolan bir olgu) oldukça düşündürücü.

Peki nedir internet bağımlılığı. Bir kaynakta aynen şu şekilde özetlenmiş;

“Bilgisayar başında çok fazla zaman harcanması ve bu durumun kullanıcıda, kişisel sıkıntı yaratması.”

Bu bağımlılık genellikle bireysel iletişimde ve çalışma hayatında problemler yaratmakta. Binlerce kişi günümüzde vaktini MSN Messenger ve benzeri yazılımlar ile chat yaparak, internette sörf yaparak ve oyun oynayarak geçirmekte. Destek verdiğimiz bir çok kuruluş elemanlarını çeşitli yazılımlarla takip ettirmekte ve inanın elimize geçen günlük raporlar hiç iç açıcı değiller.

Genel kanı olarak insanların interneti tam amacında kullanmadığını belirtebiliriz. Hoş amaçlarla sonuçlar genelde birbirinden çok uzak kalır insan doğasında fakat bu konuda durum daha da değişik. Araştırmalara göre insanlar internet alışkanlıklarını devam ettirebilmek için arkadaşlarını, işlerini ve hatta ailelerini ihmal ediyorlar. Dahası olmadıkları kişilikler edinip bu kişiliklerin yansımalarını hayatlarında da sürdürmeye çalışıyorlar. Varın siz düşünün sonuçları.

Avrupa Birliği ülkelerinde yapılan bir araştırmaya göre günlük 4 saatten fazla internet kullanımında bulunan kişilerin beyinlerinde dopomin maddesinin daha fazla salgılandığı tespit edilmiş durumda. Dopomin maddesinin aynı şekilde fazla salgılanması kumar bağımlılarında olmakta. Dahası bir çok psikiyatri dergisinde yayınlanan çalışmalar aşırı internet kullanımını, uyuşturucu ve alkol bağımlılığı, kişilik bozuklukları gibi ruh hastalıkları arasında göstermekte.

Halen Amerika Birleşik Devletleri’nde bilgisayar bağımlıları için bir çok rehabilitasyon merkezi bulunuyor. Gününün büyük bölümünü internette geçiren kullanıcıların yardım gördüğü bu merkezlerin açılması da boş yere değil. Psikolog Kimberly Young’a göre aşağıdaki kriterlerden dördünü veya daha fazlasını bulunduran kişiler bağımlı internet kullanıcıları olarak sınıflandırılıyor;

  • Internet’te çok fazla zaman harcadığını hissetme
  • Doyuma ulaşmak için Internet’i daha fazla süre kullanma ihtiyacı duyma
  • Internet kullanımını kontrol edememe
  • Internet kullanımına son verdiğinde veya kesmeye çalıştığında kendini rahatsız ve sinirli hissetme
  • Internet’i, sorunlardan kaçmak veya karamsar ruh halinden kurtulmak için kullanmak
  • Internet kullanımının derecesini gizli tutmak için aileye veya arkadaşlara yalan söylemek.
  • Internet yüzünden tehlikeye atılmak veya önemli bir ilişkiyi, işi, eğitim veya kariyerle ilgili bir fırsatı riske atmak.
  • Internet’e bağlanmadığında içe çekilme, depresyon ve sıkıntı seviyesinde artış
  • Tasarladığından daha fazla süre Internet kullanma

Peki bağımlı mısınız?

En kolay kontrol için tavsiye edilen şu yol. Bilgisayar monitörünüzü kapayıp monitördeki yansımanıza bakın. Ardından günün ne kadar vaktini bu şekilde geçirdiğinizi düşünün. İşyerinizde internet başında geçirdiğiniz saatlere rağmen evinize gider gitmez bilgisayarınıza saldırıyorsanız bağımlılığınız tehlikeli seviyede bulunmaktadır.

Anne babalar için çocuklarının bağımlılığını kontrol etmek için bazı önerilerimiz de var. Aşağıdaki gözlemleri uygulamanızı tavsiye ederiz;

  •  Okula geç kalmasına rağmen bilgisayar başından kalkamama,
  • Aksatmadan her gün internete girmek, girdikten sonra uykusuz kalma pahasına kendini oyundan alamamak
  • Gerçek dünyadan kopup arkadaşlarıyla beraber olmak yerine internette sohbet odalarında sanal arkadaşlıkları tercih etmek,
  • Yemek yemeye giderek daha az zaman ayırmak veya bilgisayar başında bir şeyler atıştırmak,
  • Bilgisayarda çok fazla zaman harcadıkları halde bunu inkar etmek.

Düşündürücü olan diğer bir konu ise 2002′de Türkiye Bilişim Fuarı Raporu. 7-15 yaş arası çocuk ve gençlerin %90 gibi bir oranı interneti sadece eğlence amaçlı kullanmakta. Bu durumun bir başka vahim yansıması ise gençlerin fiziksel egzersiz ve sosyal aktivitelerden uzak kalmaları ile düzensiz beslenme şeklinde olmakta. Tabii karpal tünel sendromu, boyun kaslarında tutulma, uyku düzensizlikleri ve görme kayıplarını da ekleyebiliriz. Tabii ruhsal olarak kişinin daha saldırgan, anlamsız hareketlerde bulunması, her olayı internet üzerinden çözmeye çalışması ve gerçek ortamda yapamadığı bir çok şeyi sanal ortamdaki hayali karakterinde bulunan bir özelliği olarak göstermeye çalışması da eklenebilir.

İnternet psikolojisi uzmanı Dr. Adam Joinson, “Konuşurken birçok duygumuzu vücut diliyle anlatırız. Ancak yazarken tüm duygularımızı daha yoğun ifade ederiz. Bir klavyenin karşısında cinsel konuları açmak daha kolay” demekte. Özgür mekanımız olan zihnimizde istediğimizi düşünür ve hatta yaşarız ancak hiç bir baskı ile karşılaşmaz veya hesap vermek zorunda kalmayız. Hayal gücü sınırsız özgürlüğün yeridir yani. Bu özgürlüğün diğer mekanı olarak bir çok kişi interneti görmektedir. Gerçek hayatta yaptıklarınızın, söylediklerinizin muhakkak bir karşılığı vardır. Ancak sanal ortamda bilgisayarın başına geçilir, istenen kişiye tüm hakaretler edilir ve bilgisayar kapatılır. Ne bir karşılık verilebilinir, ne de bir cevap hakkı vardır ortada. Tabii bağımlı ve sorunlu olmanın temel ögelerinden birisi burada ortaya çıkmaktadır.

Çeşitli sorunları olan insanlar en çok sanal ortamda rahatlamaktadırlar. Burası bir gerçek. Ne yazık ki bu tür kişilerle hepimiz çeşitli zamanlarda muhatap oluruz.  Gerek sosyal içerikli sitelerde, gerek yazışmalarımızda.

Neden mi?

Sanal ortamda denilenlerin karşısında bir söylemle karşılaşsanız bile önemli değildir. Hatta gerçek hayatta bir insanın yüzüne karşı söylemekten çekinilen kelimelerin en çirkinlerini bile söylenir, mesnetsiz atıflarda bulunulur ve bağımlılığın, kişilik bozukluğunun karşılığı olan davranışlar ortaya çıkar.

Peki sanal ortamda bu tür davranışları neler cazip kılar?

Bir şemsiye tamircisi, yazmış olduğu şiirleri incelemesi için Shakespeare’a gönderdiğinde, ünlü yazarın cevabı şu olur: “Dostum siz şemsiye yapın, hep şemsiye yapın, sadece şemsiye yapın.”

İnternet ortamında kendisini şair olarak tanıtan şemsiye tamircilerini yoğun olarak görebilirsiniz. Özellilkle forumlarda konu ile ilgili hiçbir gerçekçi ve bilimsel bilgisi olmadığı halde kendini konu uzmanı olarak tanıtan ve diğer insanlar tarafından onaylanan  bu karakterler, internetin güvenirliğinde bir tehdit unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır.

İşin ilginç noktası bu yalan yanlış bilgiler kısa sürede internet aleminde  kabul görmekte, onaylanmaktadır. Peki bu nasıl gerçekleşmektedir? Bir arkadaşınız size bir zürafa resmi gösterse ve bunun bir zebra olduğunu söylese ne tepki gösterirsiniz? Tabii ki itiraz kaçınılmazdır. Ama sosyal psikoloji, ortadaki görüşü destekleyen insanlar çoğaldıkça itirazın azaldığını söylemektedir. Etrafınızdaki 30 insan, size gösterilen zürafanın, zebra olduğunu söylediğinde çoğu insan bunu onaylar. 1953 tarihinde Solomon Asch tarafından yapılan bir deneyde tahtaya farklı uzunluklarda çizgiler çizilir. Sınıftaki bulunan öğrencilerin görevi farklı uzunluktaki çizgilerin eşit olduğunu söylemektir. Durumdan haberi olmayan kurban konumundaki deneklerin yarıya yakını, çizgilerin eşit uzunlukta olduğunu kabul ederler. Tabi bu arada çoğu denek büyük bir gerginlik hisseder. Özellikle forumlar gibi sitelerde grup büyüdüğünde, o ortamın güvenirliği azalmaktadır.

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü tarafından İzmir ve Mersin’deki 240 internet kullanıcısı üzerinde yapılan “İnternet ve İnternet Yalanları” konulu araştırmanın ilginç sonuçları ise şöyledir. Araştırmaya katılan kişilerin internet üzerinde kendisini tanıtmakta %35′inin yaşını, %32’sinin cinsiyetini, %38′inin mesleğini, %77’sinin adını ve %53′ünün beğenmediği fiziksel özellikleri değiştirdiği görülmüştür. Erkeklerin, kendilerini kadın olarak tanıtmasının sebepleri; daha kolay arkadaş edinmeyi sağlaması ve eğlence olması. Tabii ki kadınların da daha az sarkıntılığa maruz kalmalarıdır. İnternet kullanıcılarının %44’ü, “başka birisi olarak kendimi tanıtmak beni rahatlatıyor” ifadesini kullanmaktadır. İnternet kafe vb. mekanları kullanım amaçları araştırıldığında ise birinci sırada arkadaşlıklar edinme, ikinci sırada sörf yapma, üçüncü sırada ise flört ve e-mail ile haberleşme bulunmaktadır.


Temel AdSense Bilgileri

Written by h'ozerdem on Tem 7th, 2008 | Files under Eğitim, Genel Yazılar, SEO, Web Tasarım, İnternet / Bilişim

Google AdSense LogoGoogle Adsense programının Türkiye’ye açılması, ardından Türkçe içerikli siteleri de kabul etmesi oldukça hoş bir durum. Tabii işin dalaveresinde olan kullanıcıların çokluğu da bu sistemden onay alınmasını oldukça zorlaştırıyor. Her ne olursa olsun Türkiye’de internet kullanımının gelişmesi adına güzel bir gelişme. Bu yazıda bazı temel unsurları paylaşmayı düşünüyorum.

Google AdSense kullanmaya başlamadan önce biraz araştırma yapılması şart. Sallapati bir şekilde sadece bir kaç dolar para kazanayım diye yapılan çalışmaların herhangi bir işe yaramadığını da belirtmekte fayda var. Dahası şunu unutmayın. Google AdSense ile inanılmaz rakamlar kazanmanız gibi hayallere kapılmaya mahal yok. Evet matematiksel olarak bu tür rakamları edinebilirsiniz. Ancak bu kadar çok hit alan bir siteniz varsa gelir elde edeceğiniz çok daha büyük fırsatlarınız olacaktır.

Her zaman olduğu gibi konu hakkında bilgi edinmek için yine Google temel kılavuzunuz olacaktır. Özellikle aramalarınızın tırnak içinde yapılması (ör. “antalya web tasarım”) daha efektif sonuçlar bulmanıza yardımcı olacaktır. Tabii aramada geçmesini istemediğiniz kelimeler varsa “-” ile çıkartmayı unutmayın derim.

Aslına bakarsanız AdSense ile ilgili yine en güvenilir bilgi Google’ın kendi sayfalarında bulunmakta. “Optimizasyon ipuçları” başlığında reklamın sitenize nasıl yerleştirileceğinden, renklerin ayarlanmasına kadar tüm detaylar sade bir şekilde açıklanmış.

Araştırma dönemi sonrası sitenize AdSense reklamlarını entegre ettiğinizde hemen para kazanmak için sabırsızlanmayın. Bir ay boyunca denemeler yapmanızı tavsiye ederim. Bazen sizin için çok etkili görünen bir arama kelimesi aslında hiç de etkili olmayabilir. İşin başı sabır ve devamlı araştırma bunu aklınızdan çıkarmayın.

Reklamları ekledikten sonra reklam alanlarınızda bazı Amerika kökenli hayır kuruluşlarının reklamlarını veya şu reklamları görebilirsiniz.

  • Ay a ayak basan ikinci insan kimdi?
  • Dünyada en hızlı koşan kuş hangisidir?
  • Dünya’ya en yakın yıldızın adı nedir?
  • Kağıt parayı icat eden kimdi?
  • Okyanus ne kadar derindir?
  • Gökyüzü neden mavidir?
  • Güneş ne kadar sıcaktır?
  • Dünya’daki En Büyük Elmasın Adı Nedir?

Korkmayın reklamlarınıza bir şey olduğu yok. Ancak bu reklamlar yerine alternatif reklamlar ekleyebilir ve bu şekilde reklam çıkmadığı anlarda seçtiğiniz bir reklamın çıkmasını sağlayabilirsiniz. Reklam yayınlanmadığı anlarda “alanları birleştirme” ile o alanın görünmemesini sağlayabilir, hatta o alanın tek renk çıkmasını ayarlayabilirsiniz.

Site içeriğinin özgünlüğüne muhakkak dikkat etmelisiniz. Her zaman diyoruz, Google aptal değil, işin hilesini hurdasını kullananlara da pek hoşgörülü davranmıyor. 100 $’lık ödemenizi beklerken hesabınızın iptal olduğu mesajını görmeniz de iç açıcı olmayacaktır.

İçeriği oluştururken Google’da en fazla aranan kelimeleri kullanmak yerine belirli bir konuda devam etmeye dikkat edin. Ayrıca bir site ile uğraşmanız sizin için daha verimli olacaktır. Bu şekilde sitenizi geliştirmeniz daha hızlı olacaktır.

Tabii ki hazırladığını sayfa içeriğiyle ilgili meta tag ve benzeri donelerin kullanımını da göz ardı etmeyin.

İçeriğe reklamın entegrasyonu konusunda dikkat edin. Her tarafı reklamlarla dolu siteleri kimse umursamaz, kimse de tıklamaz. Ama konuyla ilgili doğru yerlerde yayınlanan reklamlar tıklanma oranını arttıracaktır.

Sonuç olarak reklam yapın, paranızı kazanın, ama sırf reklam amaçlı bir site ile sürekli bir gelir etmeniz mümkün olmayacaktır.


Atatürk’ü seviyorum, Humeyni’yi iplemiyorum, saçmalayanları sevmiyorum!

Written by h'ozerdem on Haz 17th, 2008 | Files under Genel Yazılar, Haber / Yorum

Atatürk'ü seviyorum, Humeyni'yi iplemiyorum, saçmalayanları sevmiyorum!Geçtiğimiz günlerde özgürlük ile saçmalama arasındaki sınırı aşan birileri vardı televizyonda. Gericiliğe karşı olmayı, başörtüsüne karşı olmak gibi gösterip ezik edebiyatı ile taraftar toplamaya alışkın bu zihniyetin tanınmış isimlerinden iki bayan çıktılar bir güzel Fatih Altaylı’nın programına alenen şu konuşmaları sundular bize…

Fatih Altaylı: Sizin Facebook’ta bir siteniz mi var? Kevser adlı arkadaşımızın Facebook adlı paylaşım sitesinde İran devriminde Ayetullah Humeyni’nin fotoğrafları yer alıyor. Doğru mu?
Kevser Çakır: Bir tane fotoğrafı var evet. Evet, seviyorum ve saygı duyuyorum.

Fatih Altaylı : Ama o Şii . Humeyni’nin nesini seviyorsun?
Kevser Çakır: Şii olması önemli değil. Benim için Müslüman biri. Hümeyni’yi seviyorum.

Fatih Altaylı: Ama İran‘da baskı rejimi var.
Kevser Çakır: Ama İran‘daki rejimi ben desteklemiyorum

Fatih Altaylı: Ama kurucusu Humeyni.
Kevser Çakır: Humeyni’nin aynı görüşleri sahip olması anlamına gelmez bu. Ben Humeyni’yi seviyorum şahsen.

Fatih Altaylı: Sen seviyor musun?
Nuray Bezirgan: Evet seviyorum.

Fatih Altaylı: Atatürk’ü seviyor musun?
Nuray Bezirgan: Atatürkü sevmeme hakkı var mı? Başıma bir iş gelmeyecekse ben sevmiyorum.
Atatürk’ün yetkiyi padişahtan alırken yani saraydan alırken laik bir Cumhuriyet kurmak için aldığını düşünmüyorum. Halk o zaman islami değerler için savaştı. Nitekim Kurtuluş Savaşı’nın başlaması da Kahramanmaraş’ta Fransız askerlerinin Nene Hatun’un başörtüsüne uzanmasıyla olmuştur.

Fatih Altaylı: Maraş’la Erzurum’u birbirine karıştırdın.
Nuray Bezirgan: Her neyse. Maraş’ta Fransız askerleri bir kadının örtüsüne saldırıyor. Sütçü İmam buna karşı ilk ateşi açıyor. Böylelikle Kurtuluş savaşı başlıyor. Sonuçta cepheye cephanelik taşıyan kadınlar o dönemin insanları, o dönemin sosyolojik yapısını incelerseniz hep Müslüman insanlar.

Fatih Altaylı: Peki bu ülkenin Kurtuluş Savaşı’nı örgütleyen bir adamı niye Humeyni kadar sevmiyorsun. Bunu merak ettim. Eğer Atatürk olmasaydı burada belki de İngilizler vardı, Fransızlar vardı.
Nuray Bezirgan: Yani İngilizler olsaydı benim haklarım daha geniş olacaktı. Zaten mesele bu yani. İnsanlar bana Atatürkçülük adına zulmediyorlarsa benden Atatürk’ü sevmemi bekleyemezsiniz.
Kevser Çakır: Yani bir insanın ismi üzerinden ideolojik bir kurgu oluşturulmaya çalışıldığı için bunlar oluyor. İyi Bir asker. Bunu biliyoruz.

Fatih Altaylı: Bu ülkeyi düşmanlardan arındırma sebebi. En azından bir minnet duygun yok mu?
Kevser Çakır: İyi bir asker biliyoruz.

Fatih Altaylı: Bugün sizin savunduğunuz özgürlükçü, cumhuriyeti kuran sizin temsil ettiğiniz iradenin, bugün iktidar olmasına olanak veren de rejimi kuran da yine Atatürk değil mi? Camileri de kapatmamış.
Nuray Bezirgan: Benim fikirlerimİ savunucak parti kurulamaz Türkiye’de. Zaten bu yasak. Benim fikirlerimi herhangi bir parti savunmaya kalktığı zaman parti kapatılır.
Müslümanlar haklarını elde etmek için gece gündüz çabalarlar. Birileri gelir parlementonun azıcık bir özgürlük tanımlamasına bile Atatürk adına, Cumhuriyetcilik adına, demokrasi adına ne adına olursa olsun özgürlüklerimizi elimizden alır.
Ben tamamiyle özgür olduğum hak ve özgürlüklerimin kısıtlanmadığı bir sistem istiyorum.Mesela siz nasıl ki başörtülü hakim bir hanımdan rahatsız olacağınızı söylüyorsanız ben sizin, mesela bu fikrinizin temelde Atatürk tarafından kurulan Cumhuriyet’te bizlerin hep tehdit olarak sizlere sunulmasından kaynaklandığını düşünüyorum.

Fatih Altaylı: Hayır ondan kaynaklanmıyor. Sizin “siz, biz” demenizden kaynaklanıyor. Siz islami inançları sizin tarafınızda yaşamayan veya sizin gibi algılamayan insanları farklı görüyorsunuz. Sen, Recep Tayyip Erdoğan ve başkaları “siz- onlar, biz-onlar” dediğiniz zaman kendimi kötü hissediyorum.
Nuray Bezirgan: Sizin inancınız ne olduğu beni ilgilendirmiyor. Benim ilgi alanım değil. Kişi istediği dine sahip olur ya da olmaz yada dinsizdir. Bu benim size ikinci sınıf vatandaş olarak göreceğim anlamına gelmez. Ama Fatih Bey siz başörtülü bir hakimden rahatsız olduğunuzu söylüyorsunuz

Fatih Altaylı: Önyargılı olur diye rahatsız olurum.
Nuray Bezirgan: Tabii ki. Önyargınızın temelinde 85 yıldır yürütülen laik sistemin dayatmalarının olduğunu düşünüyorum. Biz hiçbir zaman özgür olamadık. Hiçbir zaman kendimizi ifade edemedik. Siz hiçbir zaman başörtülü bir hakim tarafından yargılanmadınız. Dolayısıyla bu şekilde düşünüyorsunuz.

Fatih Altaylı: Senin rejimden istediğin ne? Üniversiteye gitmen, kamusal alanda görev yapman dışında ne isteğin var?
Nuray Bezirgan: Ben başörtümle birlikte sosyal hayatta da var olmak istiyorum.
Kaynak : http://www.hurriyet.com.tr/gundem/9151285.asp?top=1

Konu ile ilgili video linkinden seyredin ibret tablosunu.

Bu ülkede rahat rahat fikrini bu denli ileri giderek televizyonlarda çığırabiliyorsanız, özgürlük istiyoruz diyorsanız bundan büyük özgürlük mü var memlekette?

Zamanında Kanada’ya bir dünya rekoru sayılacak hızda iltica etmediniz mi? Neden o zaman kaçtınız da şimdi döndünüz? Kanada’da özgürlük mü yoktu? Yoksa kendinize bir şeyleri görev mi edindiniz.

Mazlumder ile televizyona çıkıp görüşlerimizden geri adım atmıyoruz, fikir özgürlüğü kılıfı altında kendimizi savunuyoruz şovu yapmıyor musunuz?

Bırakın bu işleri artık. Başörtüsünü benim ninem yıllardır takarken Humeyni’yi sevmedi, Atatürk hayranıydı. Siz kimsiniz ki Ulu Önder’e dil uzatacak kadar büyüdünüz böyle. Tarih hakkında kulaktan dolma bilgilerinizle ne kadar da dolu görünüyorsunuz o boş zihinlerinizle…

Sevmiyorsanız Atatürk’ü, sevmiyorsanız Türkiye’nin şartlarını gidin İran’a. Kanada’ya kaçmak yerine İran vatandaşlığına geçin, siz de rahat edersiniz, biz de rahat ederiz.

Bu arkadaşlara bir kaç hatalarını düzeltecek bilgi sunalım;

Nene Hatun, Maraşlı değil.
Erzurumlu.
Savaştığı düşman, Fransız değil.
Rus.
Rus başörtüsüne saldırmadı.
Aziziye Tabyası’na saldırdı.
Milli Mücadele’nin mangal yürekli evladıdır ama, Milli Mücadele’nin ilk kurşununu Sütçü İmam sıkmadı.
Hasan Tahsin sıktı.
Maraş’ta değil, İzmir’de.
Takvime bak. Hasan Tahsin’in tetiğe basmasıyla, Sütçü İmam’ın tetiğe basması arasında 6 ay var…
Sütçü İmam, Fransız vurmadı.
Ermeni vurdu.
Maraş’ta düşmana ilk müdahaleyi yapan da aslında Sütçü İmam değil.
Sait.
Silahı yoktu.
Yumruğuyla saldırdı.
Maraş’ı önce kim işgal etti?
Arkadaşın İngiltere’si!
Kim sesini çıkarmadı?
Arkadaşın padişah efendisi!
Kim kurtardı?
Arkadaşa daha geniş haklar tanıyacak olan İngilizlerin gemisiyle kaçan padişah efendinin idam etmek için arattığı Atatürk!